"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölümü ciddiye almak lâzımdır

Sami CEBECİ
26 Ağustos 2026, Çarşamba
Kur’ân-ı Kerîm’in muhtelif ayetlerinde “Her nefis (can taşıyan varlık) ölümü tadacaktır.” buyrulmaktadır. Bu hakikate binaen, dünya kurulduğundan bu yana yeryüzünde yaratılan her canlı, Allah’ın takdir ettiği ecel geldiği zaman mutlaka ölümü tatmış ve bu dünyadaki misafirliğini tamamlamıştır.

Başta bütün peygamberler olmak üzere, bütün insanlar ve diğer canlılar bir gün gelip ölüm hakikatiyle karşılaşmışlardır. İnsan dışındaki bitkiler ve hayvanlar da bu gerçekten kurtulamamışlardır.

İnsan dışındaki hayvanlar ölecekleri zaman ölümü hissederler. Onların ölüm hakkındaki hisleri anlıktır. Cenab-ı Hak rahmetinin gereği olarak, hayvanlar hakkında başa gelecek şeyleri bildirmemiştir. Geçmiş ve gelecek onlar hakkında gayb hükmündedir. Fakat insan, akıl cihetiyle geçmiş ve gelecek ile alâkadardır. Ne zaman öleceğini bilemese de er ya da geç bir gün öleceğini bilir. Bundan dolayı, ölüm ile her şeyin sona ereceğini ve yok olup gideceğini zanneden inançsız insanlar için, bu dünya hayatı çekilmez bir hâl alır ve manevî bir cehenneme döner. Bu dehşetli acıyı ve elemi hissetmemek için, böyle insanlar çeşitli şekillerde aklını uyuşturmak ve her şeyi unutmak isterler.

Halbuki, Âdem Aleyhisselâmdan bu yana dünyaya gelen her insan, ahiret namına imtihan olunmak için yaratılmış ve dünya cin ve insanlar için bir imtihan salonu yapılmıştır. “Hanginizin ameli daha güzel olacak diye ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk Suresi: 2) ayeti bu hakikati ifade eder. 

Evet, hayat gibi ölüm dahi bir yaratılış mu’cizesidir. Bediüzzaman Hazretlerinin izah ettiği gibi, yer altına ekilen tohumlar ve çekirdekler zâhiren çatlar ve çürür. Fakat, o çürüyen çekirdek ve tohumlar, yer altında öyle bir kimyevî muameleye uğrar ki, onlardan daha mükemmel yeni bir hayat olan sümbülün hayatı gözler önüne serilir. Çekirdeklerin ölümü, sümbül hayatına bir başlangıç teşkil eder. Bundan dolayı, çekirdeklerin ölümü dahi bir yaratılış mucizesi olur. Bitki hayatının başına gelen ölüm, daha mükemmel bir hayata vesile olursa, elbette yaratılmışların en üstünü olan insan hayatının başına gelen ölüm de, daha mükemmel olan ahiret hayatını netice verecektir. Kur’ân-ı Kerîm’de iki binden fazla ayet, ölüm gerçeğinin böyle olacağını ve ahiret hakikatini haber verirler. Ancak, ekser insanlar bundan habersiz olarak yaşarlar ve ölüm gerçeğini ciddiye almazlar.

Halbuki, ölüm hakikatini mutlaka ciddiye almak icap eder. “Herkes nasıl yaşıyor ve ölüyorsa, biz de öyle yaşar ve ölürüz.” demek ve ölüm sırasının en son kendisine geleceğini zannetmek, gaflet ve dalâletin en dehşetlisidir. Çünkü, her gün çeşitli sebepler altında ülkemizden binlerce insan ölüm ile bu dünyayı terk ederken, genel olarak dünyadan da yüz binlerce insan ölerek ayrılmaktadır.

Sahabe-i Kiram olan ilk Müslümanlar da, ölüm hakikatinden ürkmüşler ve Peygamber Efendimize (asm) “Ya Resulullah! Nasıl öleceğiz?” diye sormuşlar. “Nasıl yaşadıysanız öyle ölecek ve nasıl öldüyseniz öyle diriltileceksiniz.” cevabını almışlardır. Demek ki, insan nasıl bir hayat üzere yaşadıysa, onun karşılığını öyle görecektir.

Evet, ölüm denilen ve herkesin başına gelecek olan ölümü ciddiye almak ve ibadetle ona göre hazırlanmak gerektir. Aksi takdirde insan hem bu dünyada hem de ahirette kendini sıkıntılardan kurtaramayacaktır.

Okunma Sayısı: 144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı