Her sene olduğu gibi bu 29 Ekim'de de Cumhuriyet Bayramı kutlandı. Neredeyse bütün siyasiler, bizdeki Cumhuriyet'in temelini oluşturan Kemalizme övgüler yağdırdı.
Bugünün içtimaî ve siyasî problemleri, dünün yanlışlarının devamıdır. Devlette bazen elli-yüz sene önce yapılan yanlışlar ve söylenilen yalanlar, bir milletin sonraki yüzyıllarını etkiler.
Milletin gerçek Cumhuriyet ile yönetilmesini; cumhurun, devletin idaresine katılmasını herkes ister. Problem, alkışlanan Cumhuriyet'in hangi Cumhuriyet olduğudur.
Gerçek Cumhuriyette kuvvetler ayrılığı, demokrasi, muhalefet, hürriyet, seçimler, milletin değerleri ve tercihleri vardır.
Fakat yüz sene önceki Cumhuriyet, gerçek manada bir Cumhuriyet değildi. Bunu anlamak için onlarca kitap değil, sadece bir sayfa gerçek tarih okumak yeterlidir.
Bizdeki temelini Kemalizmin oluşturduğu Cumhuriyette, yirmi yedi sene cumhur yönetimde değildi. Tek parti ve tek adamlar vardı. Demokrasi, muhalefet, seçim, hürriyet, basın özgürlüğü yoktu. Yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanmıştı. Yapılan inkılaplar zorla yapılmış, itiraz edenler şiddetle cezalandırılmıştı. Bir şapka için binlerce kişi asılmıştı.
Cumhuriyet dönemindeki tek adamların yetkisi, Osmanlı'nın son Meşrutiyet döneminde yetkileri kısıtlanan padişahlardan çok daha fazlaydı.
İsimlere fazla takılmamalı, önemli olan uygulamadır. Adında krallık olan İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerde demokrasi vardır. Fakat adında cumhuriyet olan Kuzey Kore'de demokrasi yoktur, diktatörlük vardır.
Dünyada birçok devletin adı Cumhuriyet ile biter; fakat yönetimlerinde tek adamlar vardır, halkın bir tercihi yoktur.
Bugün Kemalizmi methedenler, dolaylı olarak tek adamlığı, baskıyı, zorbalığı ve gerektiğinde milletin tepesine çökmeyi kabul ediyorum demek istiyor.
Bizdeki bu kafa yapısından dolayı demokrasi istenilen düzeyde değil. İktidardan parti liderlerine kadar tek adam olma sultası da buradan besleniyor.
Halbuki gerçek demokrasi ile Kemalizm bir arada olmaz. Kemalizmin demokrasinin tamamen zıddı olduğunu kabul etmek gerekir. Kemalizmi alkışlayanlardan, M. Kemal'i model alanlardan gerçek demokrat da olmaz. Siyasilerin Kemalizmi alkışlaması bize sadece kayıp olarak döner.
O dönemi alkışlayanların bugün "Demokrasi yeterli değil" diyerek şikayet etmeleri anlamsızdır. Çünkü alkışladığınız Kemalizmde demokrasi zaten yok. Bu samimiyetsizlikten dolayı bizdeki demokrasi bir türlü gelişmiyor.
Daha da önemlisi, geçmişin yanlışlarına "yanlış" demedikçe dünün yanlışları bugüne taşınır. Dünün tek adamlarını alkışlamak, sonraki tek adamları meşrulaştırır. Böyle bir siyaset ise günümüzün problemlerini çözemez.
Ayrıca Cumhuriyet anlatılırken Meşrutiyet ve Cumhuriyet yolunda harcanan çabalar, bu yolda mücadele eden binlerce kişi yokmuş gibi anlatılıyor. Bir milletin bütün başarılarını tek bir kişiye mal etme hırsızlığı burada da devam ediyor. Bu mücadelenin önünde olan, hürriyet ve Meşrutiyet için çalışan nice kahramanlar ise sonradan ya hain ilan edilmiş ya da unutturulmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet, meşrutiyet, hürriyet denilince ilk akla gelen isimlerden birinin Bediüzzaman Said Nursî olması gerekirken maalesef hayatı istibdat ile geçmiş olanların ismi bayraklaştırılmıştır.
Yalanlar ile yazılan yakın tarihin bir gün gerçeği göreceğine, milletin gerçek kahramanlarını bulacağına inanıyoruz.