Bu yazı serimizde “İttihâd-ı İslâm”ın ne manaya geldiğinin açıklanmasından sonra Risale-i Nur’da Bediüzzaman Hazretlerinin konu hakkında yaptığı izahlar ile gelecekte nasıl tahakkuk edeceği hususundaki istinbatları/çıkarımları zikredilecek ve bu meselede Nur Talebelerinin vazifelerinin neler olduğu özet olarak anlatılmaya gayret edilecektir.
İTTİHÂD-I İSLÂM NE DEMEK?
Lügatte kelime karşılığı İslâm birliği manasına gelen bu tabir, dünyadaki tüm Müslümanların birlikte hareket edebilmelerini ifade eder. Bir hadis-i şerifte bu manaya işaret etmektedir:
“Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” (Süyûtî, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309)
Bir diğer manası, İslâm ülkelerinin ve onları yöneten idarecilerin kendi aralarında çeşitli alt birlikler ve paktlar kurmalarıdır.
Hakikat Çekirdekleri’nde Bediüzzaman ittihad-ı İslâmı; “Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, tali’siz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi” olarak sunmaktadır. (ESDE, Hakikat Çekirdekleri, 433.)
TDV İslam Ansiklopedisinde ise bu konuda özetle şu bilgiler verilmektedir: İttihad-ı İslâm, siyasî bir ideolojinin kavramı olarak kullanılmaya başlanmadan önce Müslümanlar arasında kaynağı Kur’ân-ı Kerîm ve hadisler olan, birlik, kardeşlik ve yardımlaşma duygularının ifadesi anlamında başlangıçtan beri mevcuttu. Nitekim “ittihad-ı din, uhuvvet-i din” gibi ifadeler, XIX. yüzyıldan önce de Müslüman sultanlıklar arasındaki yazışmalarda yer almış ve zaman zaman gayr-ı müslim devletlerle olan mücadeleler sırasında birbirlerinden yardım isterken bu ifadelerle din kardeşliğinin sorumluluklarına atıfta bulunulmuştur
Osmanlı topraklarında, ittihad-ı İslâm kavramı, ilk defa Namık Kemal tarafından Hürriyet gazetesinin 10 Mayıs 1869 tarihli sayısında kullanılmış, ardından Yeni Osmanlılar’ın diğer yayın organlarında ve özellikle Basîret gazetesinde tartışılmaya başlanmıştır.
İttihâd-ı İslâm, II. Abdülhamid’in saltanatının ilk yıllarındaki Balkan bunalımı ve Doksan Üç Harbi diye tarihe geçmiş meşhur Osmanlı- Rus savaşı sırasında yeniden bir dayanışmanın ifadesi olarak gündeme gelmiştir. (TDV İslam Ansiklopedisi)
Risale-i Nur’un vazifeleri arasında bulunan bidalarla mücadele, Sünnet-i Seniyyeyi ihya, İsevî ruhanîlerle ittifak, hürriyet ve demokrasiyi müdafaa, insanî değerleri koruma, ahirzaman şerirlerinin çatışma ve kaoslarına karşı barışı esas alma gibi hususların yanında belki en önemlisi olan ittihad-ı İslâmın tahakkuku için gayret gösterilmesi de elzemdir. Ve bu konuda müjdeli yazı kaleme alan yazarımızın müjdesine aynen iştirak ederek giriş kısmını noktalıyoruz:
“İttihad-ı İslâm yakındır! Bu müjdeyi, Müslüman ülkelerin bugünkü perişan ve darmadağınık hâline bakarak -tabiri caiz ise- züğürt tesellisi olsun diye değil, aksine istikbale vahyin gözlüğünü takıp onun projektörü ile bakan ve şimdiye kadar bizi hiç yanıltmayan Üstad Bediüzzaman’ın (ra) istinbatına, onun o hak sedâsına kulak vererek söylüyor ve tarihe not düşüyoruz.”
(A. Aydın, Yeni Asya, 22.10.2024)