"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslâm ve Nur talebelerinin vazifeleri - 1

Ali Demir
24 Eylül 2026, Perşembe
Bu yazı serimizde “İttihâd-ı İslâm”ın ne manaya geldiğinin açıklanmasından sonra Risale-i Nur’da Bediüzzaman Hazretlerinin konu hakkında yaptığı izahlar ile gelecekte nasıl tahakkuk edeceği hususundaki istinbatları/çıkarımları zikredilecek ve bu meselede Nur Talebelerinin vazifelerinin neler olduğu özet olarak anlatılmaya gayret edilecektir.

İTTİHÂD-I İSLÂM NE DEMEK?

Lügatte kelime karşılığı İslâm birliği manasına gelen bu tabir, dünyadaki tüm Müslümanların birlikte hareket edebilmelerini ifade eder. Bir hadis-i şerifte bu manaya işaret etmektedir:

“Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.”  (Süyûtî, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309)  

Bir diğer manası, İslâm ülkelerinin ve onları yöneten idarecilerin kendi aralarında çeşitli alt birlikler ve paktlar kurmalarıdır. 

Hakikat Çekirdekleri’nde Bediüzzaman ittihad-ı İslâmı; “Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, tali’siz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi” olarak sunmaktadır. (ESDE, Hakikat Çekirdekleri, 433.)

TDV İslam Ansiklopedisinde ise bu konuda özetle şu bilgiler verilmektedir: İttihad-ı İslâm, siyasî bir ideolojinin kavramı olarak kullanılmaya başlanmadan önce Müslümanlar arasında kaynağı Kur’ân-ı Kerîm ve hadisler olan, birlik, kardeşlik ve yardımlaşma duygularının ifadesi anlamında başlangıçtan beri mevcuttu. Nitekim “ittihad-ı din, uhuvvet-i din” gibi ifadeler, XIX. yüzyıldan önce de Müslüman sultanlıklar arasındaki yazışmalarda yer almış ve zaman zaman gayr-ı müslim devletlerle olan mücadeleler sırasında birbirlerinden yardım isterken bu ifadelerle din kardeşliğinin sorumluluklarına atıfta bulunulmuştur

Osmanlı topraklarında, ittihad-ı İslâm kavramı, ilk defa Namık Kemal tarafından Hürriyet gazetesinin 10 Mayıs 1869 tarihli sayısında kullanılmış, ardından Yeni Osmanlılar’ın diğer yayın organlarında ve özellikle Basîret gazetesinde tartışılmaya başlanmıştır.

İttihâd-ı İslâm, II. Abdülhamid’in saltanatının ilk yıllarındaki Balkan bunalımı ve Doksan Üç Harbi diye tarihe geçmiş meşhur Osmanlı- Rus savaşı sırasında yeniden bir dayanışmanın ifadesi olarak gündeme gelmiştir. (TDV İslam Ansiklopedisi)

Risale-i Nur’un vazifeleri arasında bulunan bidalarla mücadele, Sünnet-i Seniyyeyi ihya, İsevî ruhanîlerle ittifak, hürriyet ve demokrasiyi müdafaa, insanî değerleri koruma, ahirzaman şerirlerinin çatışma ve kaoslarına karşı barışı esas alma gibi hususların yanında belki en önemlisi olan ittihad-ı İslâmın tahakkuku için gayret gösterilmesi de elzemdir. Ve bu konuda müjdeli yazı kaleme alan yazarımızın müjdesine aynen iştirak ederek giriş kısmını noktalıyoruz:

“İttihad-ı İslâm yakındır! Bu müjdeyi, Müslüman ülkelerin bugünkü perişan ve darmadağınık hâline bakarak -tabiri caiz ise- züğürt tesellisi olsun diye değil, aksine istikbale vahyin gözlüğünü takıp onun projektörü ile bakan ve şimdiye kadar bizi hiç yanıltmayan Üstad Bediüzzaman’ın (ra) istinbatına, onun o hak sedâsına kulak vererek söylüyor ve tarihe not düşüyoruz.”  

(A. Aydın, Yeni Asya, 22.10.2024)

Okunma Sayısı: 141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı