-Lik eki, müşahhas kelimeleri mücerretleştirme (soyutlaştırma) fonksiyonuna sahiptir: güzel-güzellik, kul-kulluk
“...Bu ve bu gibi ahvâl, bizi Üstadımızın ulvî ve umûmî olan vazifesinde her vakit için Cenâb-ı Hak’tan muvaffakiyet talebinde bulunmaklığa sevk ediyor.”
“...Bulunmaya sevk ediyor.” denseydi, sadece bir yönelimi bildiren geçici bir hâlin ifadesi olurdu. “BulunMAKLIĞA sevk ediyor”, bu talebin kendileri için kalıcı bir ruh hâli ve sürekli bir duruş olduğunu -meklik ekinin ince imkânıyla ifade ediyor. Hem de kulakta bıraktığı “tını”yla bu anlam nüanslarına, akustik bir katkı sağlayarak...
“Ben işittim ki; benim size câmide ders verMEKLİĞİMİ arzu ediyorsunuz.”(Lem’alar– 203)
“Ders vermemi arzu ediyorsunuz.” denilseydi, “Benim ders vermem” mânâsı, bir “enâniyet” bir “yukarıdan bakış” hissettirebilirken, “Ders vermekliğimi arzu ediyorsunuz.” ifadesiyle nazarlar Üstadın şahsından “ders verme” fiiline ustaca kaydırılıvermiştir. Çok ince bir manevra, ilmî bir mütevazılık!
“Uzun seneler ihtiyârım haricinde olarak hizmet-i imaniyemi maddî ve manevî kemalât ve terakkiyâtıma ve azabdan ve Cehennem’den KURTULMAma ve hattâ saadet-i ebediyeme vesile YAPMAKLIĞIMA, yahut herhangi bir maksada âlet YAPMAKLIĞIMA mânevî gayet kuvvetli mânialar beni men’ ediyordu.”(Emirdağ-2, 79)
“-Me ve -meklik” takılarının aynı paragraftaki kullanımları, ince bir hassasiyetin tezahürüdür:
“...Cehennemden kurtulmama ve saadet-i ebediyeme vesile yapmaklığıma...”
Kulun edilgen olduğu İlâhî bir lütfu (kurtulMAyı) ifade ederken “-ma” seçilmiş; şahsî iradenin aktif olduğu “yapmak” fiilinde ise sorumluluğu omuzlayan “-maklık” eki devreye sokulmuştur. Böylece, ardışık ses tekrarlarının (kurtulmama, yapmama) yeknesaklığı engellenerek ritmik bir nefes, akustik bir âhenk de kazandırılmıştır.
“...ve mahkemenin de tamamen itiraznâmemi okumaklığıma müsaadesini taleb ederiz.” (Şualar, 405)
“-Mak” eki, sadece eylem adı yapar, şahsa bağlanamaz. “-Ma” eki (okumam) ise hukukî bir metinde okumaklığım lafzının ağırlığını taşımaz. Üstad savunmasında, araya “-lik” köprüsünü koyarak eylemi hem şahsîleştirir hem de objektif bir “hukukî statüye” kavuşturur. “Okumama müsaade” sıradan bir talepken, “okumaklığıma müsaade”, kanunî bir hakkın vakur ifadesidir.
Aynı kelime, mahkemede değil de talebesinin Üstada gönderdiği bir mektupta hangi nüansla öne çıkıyor?
“Bu sefer okumaklığımız için irsal buyurduğunuz iki kitaptan birisini Bekir Ağa’dan aldım.” (Barla, 73) cümlesinde “eylemin amacına ve sürekliliğine” vurgu yapılır.
“…Okumamız için gönderdiğiniz” deseydi, sadece o an yerine getirilecek sıradan bir eylemi ifade eder; kelime düz, nötr ve derinliksiz kalırdı. “…Okumaklığımız için…” denmekle bir kez okuma değil bir okuma vetîresi(süreci) ve onunla hemhâl olma ifade ediliyor.
“Benim gibi bir bîçarenin, ...Risâle-i Nur’a ve dolayısıyla imana hizmeti tebrik ve takdirle mukabele görmesi lâzım ve teşvike pek muhtaç iken; böyle ağır muamele görmekliğimiz hakikat-i adalete ne kadar muhaliftir, sizlerden soruyoruz.”(Şualar, 567)
“Görmekliğimiz” ifadesi anlık ve tekrarlanmayan bir olayı değil, “bir durumun içinde bulunmayı ve ona mâruz kalmayı, sürekli ve ağır hissedilen bir durumu anlatır.
“Ağır muamele görmemiz” denseydi, olay daha çok teknik ve hukukî bir durum tespiti gibi tınlar; o durumun getirdiği çaresizlik, ağırlık veya yaşanmışlık hissi, yâni duygu tonu daha zayıf kalırdı.
Nurlarda kullanılan kelimelere daha bir dikkat “etmekliğimiz” gerektiği anlaşılıyor, vesselâm!