"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beraber namaz kılmayı söylemiyorum bile…

Aytekin COŞKUN
20 Ocak 2022, Perşembe
Belki yılda bir kez gelip belki beş-on hastaya ancak dokunabiliyoruz, ama yıl boyunca hastalara dokunabilmeleri açısından yaptığımız tekniği öğretmeye çalıştığımız için çok mutluyum. Onların hem gönül tellerine dokunarak hem de anlaşabildiğimiz ölçüde İngilizce konuşarak fikir teatisi yapmaya çalışmamız, onlarda pozitif bir hava estirdi. Günlerimiz sayılı olmasına rağmen, böyle geçiyor olması bize ayrı keyif veriyordu. Beraber namaz kılmak ise, onu söylemiyorum bile…

Beyazın ve siyahın bütünlüğü

Yetimhanede gezerken rastladım bu çocuklara. Yaşları 5-9 arasında muhtemelen; vakarlı, edepli, sakin bir vaziyette bir ağaç altında bekliyorlardı. Onlara sizin bir resminizi alayım dedim, beni kırmadılar. Beyaz ve siyah bu kadar güzel yakışırdı. Hepsi yetimhanenin sakinleri idi. İçim burkuldu, ama elimden geleni yapmak için buradaydım zaten. Benden bu kadar diyebildim, içimden.

Kedi gibi, etrafımız maymunlarla dolu 

Selâmün Aleyküm. Hayırlı sabahlar diliyorum. Yine güzel bir güne uyandık, etrafımızda aynı Türkiye’deki kedilerin dolaştığı gibi maymunların dolaştığını görüyoruz. Onlarla yan yana yürüyoruz; onlar evcilleşmiş, onların sizlerden beklentisi gıda. Malzemelerinizi alıp kaçıyorlar, o yüzden çok dikkatliyiz. Çantamızı sırtımızdan yere koymuyoruz. Sonrası malûm, yakalayabilirsen tabiî...

Hint Okyanusu’nda gelgit olayları

Sabah baktığımızda okyanus tekrar, çok ciddî manada çekilmişti; gelgit olayı burada çok fazla. Akşam inanılmaz bir şekilde, ta kapımızın önüne kadar gelen okyanusun; sabah kalktığımızda ise 150-200 metre çekildiğini çok rahat görebiliyoruz. Hint Okyanusu’nun bu gel-git olayı özellikle Tanzanya’da çok net bir şekilde görülüyor.

Yeni-yine hayırlı bir günün sabahı

Sabah saat yedi gibi kalkıyoruz, duşumuzu aldıktan sonra hemen yeşillerimizi giyip hastane yoluna koyuluyoruz. Sıraya girmiş olan hastalarımızı ziyaret ediyoruz. Bir gün öncesinde kullandığımız ipek materyalleri ya da gerekli olan sarf malzemelerini gece hazırlıyoruz; bu sefer şöyle bir plan yaptık: Özellikle buradaki sağlık kamplarında bütün malzemeleri hastaneye bırakıyorduk, sabah gittiğimizde birçok malzemenin eksik olduğunu görüyorduk. Bu sefer öyle yapmadık; her gün kullanacağımız kadar malzemeyi, sarf malzemesini, ipeklerden tutun diğer bütün kullandığımız gazlı bezlere kadar ya da giyecek olduğumuz boksör gömleklerine kadar hepsini günlük olarak hazırlayıp hastaneye götürdük. Böyle yapmamız çok daha efektif oldu.

Kampımızın gönüllü aşçısı, Fatih kardeşimiz

Kampımızın olmazsa olmazı, Fatih kardeşimiz. Bütün hayatını hayır işlerine adamış ve bizlere akşamları inanılmaz yemekler yaparak, adeta kendimizi evimizde hissetmemizi sağlayan fedakâr kardeşimiz. Hint Okyanusu’ndan tutulmuş bu balığımız için: “Rabbimizin nimetlerinden ikram, akşama pişireceğiz.” diyerek grubumuza bu resmi atmıştı. Bizler ameliyat sırasında böyle bir haberle kendimizi daha iyi hissettik. Fatih boyundan büyük işlere kalkıştı hep. Yurt dışında hele hele Afrika’da yemek kültürü çok farklı olduğundan, yemeğin önemini bir kez daha anlıyorsunuz. Bir de her daim kendinize bakmanız elzem, oralarda hasta olmanız büyük bir problem. Hizmet etmeye gitmişsiniz, ama maalesef hastasınız. O yüzden kendinize mutlaka iyi bakmalısınız. Genellikle terk ettiğim bir alışkanlığımı size anlatayım: Her sabah çayıma bal ve limon koyarak içmeden yola çıkmam.

İmmün sistemimizi, yani direncimizi ayakta tutmamız gerekli

Kampımızın en güzel taraflarından bir tanesi, sabahları Türk çayının demlenmiş olması. Hele hele böyle uzak bölgelerde Türk çayı çok önem arz ediyor, çaykolikseniz eğer. Türk çayımızla birlikte sabah kahvaltımızı yapıyoruz. Özellikle şunu herkese ifade etmek isterim; bu tarz yerlerde, özellikle Afrika’da çayınızı mutlaka içine bal ve limon koyarak içmeniz gerekli. ‘Neden?’ diye soracak olursanız, immün sisteminizi yani direnç sisteminizi bir nebze olsun ayakta tutması için gerekli. Bir tık da olsa insanı rahatlatıyor, bundan dolayı çaylarımızı bu şekilde içiyoruz. Allah razı olsun yine kardeşlerimiz Türkiye’den getirmiş olduğu kahvaltılıkları burada önümüze koyuyorlar. O yüzden çok yabancılık çekmedik. Bu kampımızın en önemli meselesi, Allah’ın izni ile hasta olmamamız gerekli; yoksa bütün hizmetlerimiz durur. Ayrıca taş fırınımız var, orada ekmek yapıyorlar. Mis gibi, sıcacık harika ekmekler. Başka bir şeye gerek yok zaten. Afrika’da pek ekmek bulunmaz, ama bu kampın bir özelliği, ekmeğimizi kendimiz yapıyoruz. Bu da çok güzel bir durum, kahvaltımızı yaptıktan sonra arabalarımıza binip yaklaşık yirmi km mesafedeki Pangani bölgesinde kurulmuş olan hastaneye doğru yola çıkıyoruz. Bugün de yolumuzdayız, çok şükür. Yola çıkarken her zaman hep birlikte: “Bismillah Tevekkeltü Alallah, Lâ Havle Ve La Kuvvete İlla Billah” cümlesini söyleriz. 

Keten ipliği

Çok enteresandır; burada özellikle İngilizler’in bütün yol boyunca gözümüzün alabileceği kadar, dikilmiş kaktüse benzeyen tarlalarını gördük. Bunları burada yetiştirip keten ipliği yaptıklarını öğrenince çok şaşırmıştım. Elin İngiliz’i Tanzanya topraklarında keten ipliği üretiyor ve alıp ülkesine götürüyordu. Ah bu İngilizler; her taşın altından bunların çıkması enteresan değil, artık normal.

Muhteşem zenginliklerinin farkında değiller

Tanzanya Afrika’nın güneyine daha yakın, Hint Okyanusu’na kıyısı olan bir bölgede konumlanmış. Gerçekten güzel bir bölge; buranın bakir toprakları, eğitim verilmemiş insanları var. Ayrıca işlenmemiş yeraltı zenginlikleri muhteşem olan bir ülke, fakat burada en büyük sıkıntı insanların ne yapacaklarına dair eğitimlerinin olmayışı. Her halde Afrika’nın genel manada bütün insanları etkileyen bir yapı olarak söz edilebiliriz. Yollar safari yolu gibi, betonarme ya da asfalt tarzı yollar yok burada. Hele yağmur yağdığı zaman inanılmaz oluyor; o yüzden burada arkası açık, kamyonet tarzında arabalar çok fazla. Yol yağmur sonrası çamur oluyor, arabamız kayıyor, küçük küçük adacıkları geçmek zorunda kalıyoruz. O yüzden, altı yerden yüksek arabalar var. 

Öyle ya da böyle ulaşıyoruz. Hastaneye ulaştığımızda bu renkli insanların kendileri ne kadar siyah olsa da; giydikleri o kadar renkli, güzel şeyler var ki onların içerisinde adeta bir siyah gül gibi parlamalarına şahit oluyoruz. Sıra bekleyenlerle ayaküstü kısa bir sohbet etmek, çok güzel oluyor. Onlarla bir konuşmaya çalışıyorum, muhteşem görünümlü insanların pozlarını almaya çalışıyorum. Daha sonra sırayla ameliyat için geliyorlar, bu arada her gün 30 civarı katarakt ameliyatı ile 5-6 civarı yakın genel cerrahi ameliyatı yapıyoruz.

Akiri Mari; benim anestezi hemşiremin ismi, muhteşem biri; şunu da söylemek istiyorum: Spinal anestezi ile tedavi ettiğimiz hastalarda, bu arkadaşlar işi o kadar güzel yapıyorlar ki tek denemede, bu benim için çok önemli. Gerçekten hastanın konforunu da bozmuyorlar. Buradaki ameliyathanemizde anestezi cihazı yok. Dolayısıyla, gaz ile uyutmaktan ziyade ilâçla uyutma söz konusu. Ketamin adlı anestezi ilâcı burada çok yaygın kullanılıyor. Bu ilâçla ağırlıklı olarak genel anestezi yapıp hastaları uyutuyorlar. Yanlarında oksijen desteğiyle birlikte hastayı takip ediyorlar. Tabiî eksiklikler dolayısıyla bazı özellikleri daha iyi hale gelmiş. Türkiye’de oksijen desteği ile anestezi cihazına bağlı olarak işlemler yapılırken burada onların uzman da olmamalarına rağmen ketaminle, anestezi cihazı olmadan genel anestezi vermeleri takdire şayan bir durum. Tebrik ettim onları. Bütün bu arkadaşların, yokluk içinde birçok özellikleri gelişmiş. Yokluk bazı özellikleri daha iyi hale getirmiş.

Akşama kadar ameliyatlarımızı yapıyoruz, biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Yaptığımız ameliyatlar Türkiye’de çok gözlemlediğimiz ameliyatlar değil, özellikle kasık fıtığı vak’aları çok ilerlemiş. Neredeyse dizlerine kadar torbaları sarkmış olarak bulduk. Dize kadar inmiş fıtıklardan bahsediyoruz, bu insanların önlerinde yaklaşık 3-5 kiloyu senelerce adeta taşıdıklarını düşünün, bir de zaman geçtikçe bunun ne kadar ağırlaştığını. (Yer çekiminin etkisi ile tabiî) Bununla birlikte torbaların su toplaması ile oluşan ‘Hidrosel’ dediğimiz hastalık bölgeye has olarak, çok sık gördüğümüz hastalıklardandı. 

Ameliyat sırasında hem öğrendiğimiz teknikleri ve metodu öğretmeye hem hastaları sağlıklarına kavuşturmaya çalıştık. Afrikalı doktor arkadaşlar da zevkle, ameliyatları takip edip bir şeyler öğrenmeye çalıştılar. Elimizden geldiğince öğretmeye çalıştık, buralara bizler kaç kere daha gelebileceğiz? Belki yılda bir kez gelip belki beş-on hastaya ancak dokunabiliyoruz, ama yıl boyunca hastalara dokunabilmeleri açısından yaptığımız tekniği öğretmeye çalıştığımız için çok mutluyum. Onların da çok hoşlarına gitti, kısa zamanda daha verimli ameliyatlar olması açısından. Onların hem gönül tellerine dokunarak hem de anlaşabildiğimiz ölçüde İngilizce konuşarak fikir teatisi yapmaya çalışmamız, onlarda pozitif bir hava estirdi. Günlerimiz sayılı olmasına rağmen, böyle geçiyor olması bize ayrı keyif veriyordu. Beraber namaz kılmak ise, onu söylemiyorum bile…

Akşama doğru gerçekten çok yorgun hale düşüyoruz, bir de sıcaklığın çok yüksek olması ayrı bir sıkıntı. Burada susuz kalmamak gerekiyor; suyumuzu çok şükür kamptan getiriyorlar, sularımızda bir problem yok, onları rahatlıkla alabiliyoruz. Gıda noktasında tabiî ki burada çok farklı gıdalar söz konusu, o yüzden yiyebildiğimiz kadar, sıklıkla meyve yemeye çalışıyoruz. En güzel meyvelerden bir tanesi mango, gerçekten Afrika’nın vazgeçilmez meyvelerinden bir tanesi. Papaya ve avokado da var, ama lezzetleri bize göre değil bu meyvelerin. Türkiye’de de var, buralarda çok fazla elma göremiyorsunuz. Bir de patates burada daha farklı; sıklıkla kırmızı patates ekiyorlar, hasat ediyorlar. Yollarda yol boyunca mango ve kırmızı patates bulmanız mümkün.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1673
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sedat kurt

    21.1.2022 00:07:05

    Allah razı olsun Aytekin bey.Insanlarin en hayırlısı insanlara faydalı olandır hadisine nail oluyorsunuz.sizlere dua ediyor ve dua bekleriz.Almanya Ahlen Sedat kurt selamlar

  • Zübeyir

    20.1.2022 14:17:17

    Allah razı olsun. Samimi üslubunuzla farklı bir diyardan gözlemlerinizi dinlemek çok keyifli. Hem yazınız hem de çalışmalarınız için teşekkür ederiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı