"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Parti kurmak “hıyanet”se…

Cevher İLHAN
03 Ağustos 2019, Cumartesi
Cumhurbaşkanı, AKP kurucusu arkadaşlarının yeni parti kurma hazırlıklarına veryansın etmişti.

Mâlum daha önce başbaşa görüştüğü Babacan’a, “Kendisine, ‘Bak Ali Bey, bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok, siz bunu yapıyorsunuz’ dedim” diyen Erdoğan, Partisinden oy alınıp parçalanmasını “ümmetin parçalanması” olarak gördüğünü söylemişti. (gazeteler, 10.7.19)

Bu kez partisinin il başkanları toplantısında “Birileri parti kuruyormuş, hiç bunları kafanıza takmayın. İçimizden ayrılıp da parti kuranlar, bu tür ihanetlerin içinde olanlar bu işin bedelini de ağır öderler” örtülü tehdidi savurmuş. (Haberler.com, 26.7.19)

Oysa vakıa şu ki Gül ve Babacan, merhum Erbakan’ın liderliğindeki MSP-RP partiler silsilesinin devamı olan FP’den ayrılıp “yenilikçi hareket” olarak “yeni partileri” AKP’yi kuran kuruculardı. Keza Davutoğlu da uzun süre AKP hükûmetlerinde Dışişleri Bakanı olarak bulunmuş ve Erdoğan’dan sonraki AKP Genel Başkanı olarak Başbakanlık yapmış bir partili. 

Bundandır ki “Eğer yeni parti kurmak ‘hıyanet’se o zaman 18 yıl önce daha önce belediye başkanı seçildiği partisinden ayrılıp ‘yeni partisi’ni kuran Erdoğan ve arkadaşları da o zaman ‘hiyanet’te bulundukları yorumları yapılıyor. 

Hulâsa, bir parti liderinin, başkalarının parti kurmalarını “ümmet parçalanması” olarak görmesi, Bediüzzaman’ın “Umûmun mâl-i mukaddesi (mukaddes ortak değeri) olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına (partililerine) daha ziyade has göstermekle kavi (kuvvetli) bir ekseriyette dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşüren” dini siyasetine âlet zihniyetini ele veriyor. (Sünûhat, 65-67)

Özellikle yıllarca beraber siyaset yaptığı -eski- arkadaşlarının parti kurmasını “ihanet” sayması, yine Bediüzzaman’ın “Garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona –hâşâ– lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek” olarak takbih ettiği “menfi siyaset”ten türeyen, kendi siyaseti dışındaki herkesi “dalâlet”le ve “hıyânet”le suçlayan “sakim siyasi zihniyet”in tezâhürü oluyor. (Mektûbat, 259)

***

“Suriye bagajı’, hükûmetin ortak kararı”

Son günlerde “sığınmacı Suriyeliler” üzerinden yeniden hararetlenen AKP iktidarında çöken “Suriye politikası” tartışması da kurulacak “yeni partiler” ekseninde siyasetin konusu.

İktidara ilişik medya”da ve özellikle ekranlarda kendilerini AKP’yi, özellikle de Cumhurbaşkanını ve “tek kişilik ucûbe sistem”i savunmakla âdeta “görevli” gören konuşmacılar, sekiz yıldır Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak AKP hükûmetlerinin sürdürdüğü “Suriye politikası”nın iflâsının sorumluluğu da yine medyatik çarpıtmalarla canhıraş birileri üzerine yıkmaya yelteniyorlar. 

AKP iktidarında -Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak AKP hükûmetlerinin başında bulunan Erdoğan’ı ve partisini sorumlu tutmama hesâbına- 17 yıllık AKP iktidarında inadına dayatılan Suriye politikası fiyaskosunun bütün suçunu ve vebalini şimdi de -bir tek- 21 ay Başbakanlık yapan bir tek Davutoğlu’na fatura etmeye uğraşıyorlar. 

Bu açıdan “Ben üç yıldır konuşmadığım için Suriye bagajı bana yıkılmak isteniyor” diye yakınan Davutoğlu’nun, “Suriye konusunda tüm olumsuzluklar benim üzerime yıkılmak isteniyor. Tüm politikalar Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay, MİT hepsi ortak karar verir. Kendinizi dışında tutarsanız, bir kişiye yıkarsanız bu ahlâksızlık olur” tepkisi oldukça anlamlı. (Yavuz Oğhan, İsmail Saymaz ve Akif Beki röportajı,  RS FM, 19.7.19)

“Şam’da Emevi Camisinde namaz kılma sözü bana ait değil, böyle bir ifâdem yok benim, kimin söylediğini biliyorsunuz” deyip, Erdoğan’ın 5 Eylül 2012’deki “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, Emevi Camisinde namazımızı da kılacağız!” çıkışına atıfta bulunması çarpıcı.

Aslında her şey, gazeteci Yavuz Oğhan’ın Twitter hesabından, kendisine ait YouTube kanalı “bidebunuizle”de yaptıkları röportajın ardından Sputnik ve RS FM’deki programlarının sonlandırıldığını bildirdiği mülâkatta Davutoğlu’nun “Ben Başbakan olayım ama hiçbir yetkim olmasın isteniyordu, bunu Sayın Cumhurbaşkanımız istedi” ifâdesiyle ortaya çıkıyor. 

Zira bu ifâde, AKP iktidarında ekonomiden dış politikaya bütün politikaların ve “Suriye politikası”nın Başbakanın / Cumhurbaşkanının ve hükûmetin “ortak kararı”yla uygulandığının en üst düzeyde açık ikrarı oluyor.  

***

“Neden ‘ihanet’ anlamına gelsin ki?”

“Yeni bir parti kurulmasına dair pek çok yorum yapabilirsiniz. Hatta yeni oluşumun içinden çıktığı partinin lideri olsanız bile söyleyecek pek çok sözünüz var: ‘Yollarımız ayrıldı’ diyebilirsiniz, mesela… Ya da ‘ayrı düştük’, ‘fikir uyuşmazlığı yaşadık’, ‘politikalarımız farklılaştı’… Hatta daha kırılgan, belki de küskün bir dille ‘bizi terk ettiler’ demeniz de mümkün… Ama ‘bize ihanet ettiler’, ‘hainler’ diyebilir misiniz? Daha ileri gidip, ‘bunun bir bedeli olacağını’ söyleyebilir misiniz? Bu tarz söylemler siyaset etiğine sığar mı? Daha da önemlisi demokrasi kültürüne yakışır mı? Zamanla, siyaset hayatına başlanılan partiden farklı bir yaklaşıma sahip olmak, neden ‘ihanet’ anlamına gelsin ki?”

(Fatma Çelik, Yeniçağ, 30.7.19)

Okunma Sayısı: 1853
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    3.8.2019 13:02:14

    Bir parti kurmayıa niyetlenen ve yola çıkanı ümmeti-muhammedi parçalamak olarak addeden zihniyet aslında bu mantıkla ÜMMETİ MUHAMMEDİ PARÇALAYANLARDAN OLDUĞUNU İTİRAF VE İKRAR ETMİŞTE OLUYOR. Müslüman insanımızı kendisine destek verenleri ve vermeyen kardeşlerinin arasınan nifak soktuğu ayan beyan ortada olan,müslüman şehidi katillere satan antlaşmayı imzalayan ve bunuda 'İSRAİL BİZE BİZ İSRAİL'E MUHTACIZ,diyerek yapan amma o İSRAİL ki D.AKDENİZdeki gaz aramaları,F35 UÇAKLARININ İPTALİ hadiselerinde aleyhimize dolap çevirten olduğu açıklanınca beylerin dut yemiş bülbül gibi sesleri çıkmıyor.Yine ÜMMETİ MUHAMMEDİN MESCİDİ AKSASINA SALDIRAN,MASUM MÜSLÜMANI KATLETMEYE DEVAM eden KATİL ve TERÖRİST İSRAİL'e karşı laf ola beri gele misali cılız ve ne dediği belli olmayan ifadelerle geçiştirenler hangi hakla ümmet-i muhammed diyebiliyor hayret.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı