"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB üyeliği için ısrar

Faruk ÇAKIR
25 Nisan 2024, Perşembe
Bazıları aksini düşünse de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin hem millet hem de memleket menfaatine olduğunun delilleri daha fazladır.

Eğer uluslararası devlet siyaseti ‘kazan ve kazan’ üzerine bina edilecekse Türkiye’nin üyeliği iki tarafın da menfaatine olduğu bellidir. 

Her üyelik bazı tavizlerin verilmesini de icap ettirebilir. Önemli olan verilen tavizler karşılığında millet menfaatine olarak neler alındığıdır. Yani, yüz tohumu toprağa ekmek, bu tohumların 90’ını ‘taviz vermiş ve çürütmüş olsa’ dahi, eğer 10 fidan ve sonrasında da 10 ağaç sahibi olacaksa bu kişini verdiği taviz zarar hanesine yazılmaz. 90 tohumu kaybedip 10 ağacı kazananın zarar ettiğini kim iddia edebilir? Hem, ağaç elde etmek için tohumları toprağa gömmekten başka çare var mı? 

Bugünkü şartlarda Türkiye “Hür, adil, demokrat, zengin ve huzurlu” olacaksa bunun yolu üye olsun ya da olmasın “AB üyesi ülkelerin seviyesi” değil midir? Daha doğrusu AB seviyesinde olmakla ülkemiz ne kaybeder?

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Çelebi de yaptığı bir değerlendirmede Türkiye’nin AB’ye tam üyelik noktasında ısrarcı olması gerektiğini hatırlatmış. İlgili haber şöyle: “Işın Çelebi, (...) Türkiye’nin mutlaka gri listeden çıkması gerektiğine değinerek, Avrupa Birliği tam üyelik yolunda ısrarla ve kararlılıkla yürümenin önemine işaret etti. Çelebi, ‘Şimdi Avrupa Birliği üst yönetimi, Türkiye’yi sadece iş birliği yapılacak bir ülke konumuna oturtmaya çalışıyor. Bunu aşmak ve tam üyelik yolunda da ısrarcı olmak lâzım. 2005 ile 2010 arasında Türkiye’ye yabancı kaynak girişinin en yoğun olduğu dönemde, yıllık 20-25 milyar dolarlık döviz girişi ve yabancı sermayenin girişinin olduğu, direkt yatırımların yapıldığı dönemler de Türkiye’de enflasyonun %10’a düşmesini sağladı. Bundan örnek alarak, yabancı sermaye girişini mutlaka sağlamak zorunda. Bu da ancak Uluslararası hukuka uyumlu ve Avrupa Birliği tam üyelik yolunda adımlar atmakla gerçekleşebilir’ şeklinde konuştu.”

“Türkiye’nin yabancı sermaye girişini hızlandırması gerekir” tespitinde de bulunan Çelebi, “Bunun için Türkiye’nin mutlaka hukuk altyapısını, yabancı sermaye ve dünyaya güvence verecek şekilde uluslararası hukuka uygun hale getirmeli” demiş. (haberler. com, 22 Nisan 2024)

Bakınız, iş yine dönüp dolaşıyor ve Türkiye’nin “hukuk ve adalet yolu”nu tercih etmesi gerektiğinde düğümleniyor. “Bize ne gerek hukuk”, “Kendi yolumuzu kendimiz çizeriz”, “Bize ‘Ankara Kriterleri yeter’” anlayışı ile bir yere gidemeyeceğimiz daha nasıl anlatılsın?

Türkiye’yi idare edenlerin övündükleri dönemde bugüne nispetle daha iyi bir hukuk sistemi hükmetmiyor muydu? Son yıllarda hukuktaki sıkıntıları yerli yabancı bütün üzmanlar dile getirmiyor mu? Zaten hemen her sene yeni “hukuk paketleri” ilan etmek; hukuk sisteminin iyi işlemediğinin itirafı değil mi?

Doğruda sebat, iyide ısrar milletin menfaatinedir. Türkiye’nin AB üyesi olması madem iyi ve faydalıdır; o halde bu yolda ısrarcı olmak akıllı işidir. Türkiye “akıllı yol”dan yürüsün ve “iyi”de ısrarcı olsun...

Okunma Sayısı: 767
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı