"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbelerle mücadele böyle mi olur?

Faruk ÇAKIR
21 Mayıs 2024, Salı
Çoğu zaman ifade edildiği üzere ülkemizin yakın tarihi bir bakıma da ‘darbeler ve darbeciler tarihi’ olarak isimlendirilebilir.

27 Mayıs 1960’daki askeri darbe, ‘darbelerin öncüsü’ olarak görülmüş olsa da; belki ondan daha yaralayıcı, daha tahripkâr darbeler de olmuştur. 

Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra “darbelerle mücadele” konusu siyasetçilerin birinci gündem maddesi olarak görülmüştü. Bir daha darbe olmaması için yapılması gerekenler çok tartışıldı ve hatta “Artık ülkemizde bir daha darbe olmaz” noktasında bir kanaat oluşmuştu. Öyle ya, sağdan ve soldan büyük çoğunluk darbeleri ve darbecileri kınadığına göre ne olup da yeniden darbe olacaktı? Fakat geçer süre bu tahminleri boşa çıkardı ve maalesef yeni darbeler de yaşandı. O halde “darbelerle ve darbecilerle mücadele” Türkiye’nin kalıcı gündem maddelerinden biri olmak durumunda. 

Çok yakın zamanda, daha önce 28 Şubat 1997 ‘süreci’ sebebiyle mahkum olan darbeciler bir şekilde affedildi. Hatırlanacağı üzere 12 Eylül darbesi sonrasında da gerekli hukuki hesaplaşma yapılamamış ve darbecilerin ölümü ile ‘dava’ düşmüştü. 28 Şubat ‘post-modern darbe’sinin darbecileri de bir müddet hapis yattıktan sonra ‘yaşlılık, hastalık, bunama’ benzeri gerekçelerle affedilerek serbest kaldılar. 

Tabii ki mesele şahısların ne yaptığından ziyade, ‘darbe’ci anlayışı bir daha dirilmek üzere mezara koyabilmektir. Türkiye’nin bunu yapabildiğini söylemek kolay değildir. Zaten darbecileri hak ettikleri cezaya çarptıramamak bunun delilidir. Darbeci anlayışın kök salamaması için “hak, hukuk ve adalet” yolunda kararlı adımlarla ilerlemek icap eder. Böyle yapılmış olsa hiç kimse “Ben erken kalktım, o halde darbe yapmak benim hakkım” diye düşünemez. Şaşırıp da böyle düşünenler olursa o zaman da, “hak, hukuk ve adalet yolu”nda ilerleyen bir ülke; darbe yapanlara hak ettikleri caydırıcı cezayı verir ve yeni teşebbüsler ortaya çıkma imkânı bulamaz.

“Siyasi irade”nin darbecileri affetmesi, dolaylı olarak yeni darbeci anlayışın filizlenmesine yol açabilir. Elbette darbecilerle ve darbeci anlayışla en iyi mücadele; adaletin tam ve doğru şekilde tecelli etmesidir. Gerçek darbecileri değil de, ikinci ya da üçüncü sıradaki darbecileri mahkum etip ‘en baştaki darbeci’ler dokunmamak en büyük yanlışlardan biri olur. Yani, 28 Şubat darbecilerinin affedilmesi ‘yargılama iyi yapılmamıştı, adalet tecelli etmemişti’ şeklindeki bir gerekçeyle olması farklı yorumlanabilir. Kim olursa olsun en temel kaide, adaletin doğru şekilde tecelli etmesidir. Kimse işlemediği suçtan dolayı mahkum ve mağdur olmamalı. Eğer darbeciler hak ettikleri ‘adil ceza’ları almış ise, o cezaları da çekmeleri gerekirdi. 

Netice olarak darbecileri affederek darbeci anlayışla mücadele etmek mümkün olmaz. O halde bu adımları atarken bir değil bin defa düşünmek ve kesinlikle “hak, hukuk ve adalet yolu”ndan ayrılmamak icap eder. “Biz bunu yaptık” diyen varsa, kamuoyunu ikna etmek durumundadır.

Darbecilerle ve darbeci anlayışla ‘doğru’ şekilde mücadele edilmesi şarttır vesselam.

Okunma Sayısı: 1198
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    21.5.2024 09:50:51

    Darbe yapanlara bakın, herkes mükâfatını aldı. kimisi bakan, kimisi başkan oldu. darbeci zihniyet ülkeyi örümcek ağı gibi sarmış, bu ülkenin bundan kurtulması ancak şahsi çıkar ve menfaatlerini bertaraf edip, hak hukuk adalet içinde ülkeyi yönetmek adına emek harcayacak ve iktidara gelecek olan insanlar eliyle olacaktır. Bu da şu konjoktür de mümkün görünmemektedir ülkem adına çok üzgünüm. Sadece, Allah razı olsun sizlerin yapmış olduğu doğru tespitleri okuyarak kendi kendimize avutuyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı