Zamanın değerlendirilmesi, vaktin boş ve malâyanî işlerle tüketilmemesi İlâhî bir emir, Peygamberimizin sünneti ve zamanın müfessiri Bediüzzaman Hazretleri'nin hayatındaki uygulamalarıyla bizler için çok önemli birer değerdir.
Zamanın değerlendirilmesi hususunda pek çok ayet-i kerîme dikkat çekmektedir. Bunların başında; zamanın insan için en büyük sermaye olduğunu vurgulayan Asr Suresi (1-3) gelir: 'Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.' Bu ayet-i kerîme, zamanın nasıl kullanılması gerektiği hususunda bizlere bir kılavuz sunmaktadır. Yani vaktimizi; iman etmek, salih amel işlemek, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmek gibi temel esaslar çerçevesinde değerlendirmemiz emredilmektedir.
“İki nimet vardır ki insanların çoğu, onları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1) hadîs-i şerifi, insanların çoğunun aldandığı nimetlerden birinin boş zaman olduğunu ifade etmektedir. Bu hadisten, insanların kendilerine verilen nimetlere karşı nankörlük etmemeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Nimete karşı nankörlük edilmesinin bir cezası olabileceği gerçeği de akıldan çıkarılmamalıdır.
Bediüzzaman Said Nursî’nin “Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur” sözü, “vakit nakittir” hakikatini ne kadar da güzel tamamlıyor, değil mi? Bu söz, insan ömrünün sınırlı olduğunu ve yapılması gereken faydalı işlerin çokluğunu hatırlatır. “Vakit nakittir” ifadesi ise zamanın değerli bir sermaye olduğunu vurgular. Birlikte düşünüldüğünde, her iki ifade de insanın zamanını boşa harcamadan, faydalı ve anlamlı işlerle değerlendirmesi gerektiğini güçlü bir şekilde anlatır.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine sekiz sene hizmet eden Mehmet Feyzi ve Çaycı Emin Efendinin Tarihçe-i Hayat adlı eserinin 341. sayfasında anlattıkları şu tablo, bizlerin bu ulvî yola ne kadar yakın veya uzak olduğumuzu açıkça göstermektedir: “Ekseriyetle yaz zamanı, şehre uzak ormanlık bir dağa giderdik. Üstadımızla birlikte oraya yürürdük. Yolda hem Risale-i Nurları tashih ederler hem de bu aciz talebelerinin okudukları risaleleri dikkatle dinler, tashih için hatalarını söylerlerdi. Bazen de eski müellefatından birisinden ders verirlerdi. Bu suretle yolda bile mübarek vaktini vazife ile geçirirlerdi.” Üstad Hazretleri'nin iman hizmeti için yürürken bile boş durmaması, her anını hizmete dair söz ve davranışlarla tezyin etmesi; bizlere zamanımızı nasıl değerlendirmemiz gerektiği konusunda eşsiz bir rehberlik sunmaktadır.
Uhrevî hizmetlerde zamanın değerlendirilmemesi, boş ve mâlâyânî işlerde kullanılması; ahirette zarara sebep olup cezayı hak ettirebileceği gibi, dünya hayatında başarı isteyen her insan için de büyük bir kayıptır. Bu sebeple insanın zamanını verimli kullanabilmesi için planlı hareket etmesi gerekir. Aksi takdirde zamanın kıymetini bilmeyen kimsenin bundan dolayı ikaz ve kınama görmesi kaçınılmazdır.
Kısacası, ister dünya hayatında başarıya ulaşıp hedeflerine erişmek isteyen, ister ahirette ebedî saadete kavuşmayı arzulayan kimse olsun; herkesin zamanını hakkıyla ve yerli yerince değerlendirmesi icap eder.