"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haksızlar kaybetmeye devam edecek…

Faruk ÇAKIR
09 Nisan 2024, Salı
Çoğu kişinin rüyada görse inanamayacağı hadiseler gerçek hayatta yaşanıyor.

Gazze’deki büyük zulme imza atan İsrail’e ülkemizden ihracat yapılmasına tepki gösterenlere karşı ortaya konulan muamele buna bir delil değil mi? 

Türkiye’yi idare edenler inkâr etse de ‘resmi belgeler’ İsrail’e ihracatın sürdüğünü gösteriyor. Bu yöndeki haberler ya da ‘iddia’lar duyulduğunda kimse inanmak istemedi ve ihtimal da vermedi. Öyle ya, seçim meydanlarında İsrail’e her türlü sözü sarf eden bir idarenin; bir taraftan da bu zalim ülkeye ‘mal ihracatı’nı devam ettirmesi mümkün olabilir miydi? İlk ‘şok’tan sonra çeşitli şirketler aracılığıyla bu ülkeye ihracatın devam ettiği belgelendi. 

Bu yöndeki haberler duyulduğunda önce “Bu mallar İsrail’e gidiyor gibi görünse de esasta Filistin’e gidiyor” benzeri itirazlar yükseldi. Sonradan ortaya çıkan başka belgeler ise bir şekilde İsrail ile ticaretin devam ettirildiğini gösterdi ve bu durum kamuoyunda haklı olarak ciddi tepki ve eleştirilere yol açtı.

Neticede, “İsrail’e ihracat son bulsun” ya da “Bu ihracata izin verenler suç ortağıdır” gibi itirazlarını meydanlarda dile getirmek isteyenlere ‘gözaltı’ ile karşılık verildi. Oysa dünyanın her yerinde İsrail büyük yürüyüşlerle kınanıyor ve o ülkelerin idarecileri bu protestolara ‘yasak’ getirmiyor. Daha da önemlisi, İsrail’de yaşayan binlerce belki de on binlerce kişi meydanlarda yürüyüş yaparak kendi ülkelerinin Gazze’deki zulmüne itiraz ediyor. Peki, İsrail İsrail’de dahi protesto edilirken Türkiye’de protesto edilmesin mi? “Ne alaka, isteyen protesto etsin ve ediyor” diyenler olabilir. Evet, İsrail protesto ediliyor ancak aynı yürüyüşte Türkiye’yi idare edenler de İsrail ile ilişkilerini kesmedikleri için kınanınca bu ‘suç’ olarak görülmüyor mu? Cumartesi günü (6 Nisan 2024) Taksim, İstiklal Caddesinde yaşananlar başka nasıl izah edilebilir?

İstiklal Caddesinde yapılan o günkü yürüyüş, açıklama, eylem ya da adı her ne ise; güvenlik kuvvetlerinin müdahale şekli savunulabilir mi? Nihayetinde başörtülü ‘eylem’ciler ters kelepçe ile gözaltına alınmış ve bu arbedede bazılarının başörtüleri de açılmış. Zaten iktidar kanadına mensup çok sayıda kişi de bu görüntüleri tasvip etmedi ve sosyal medyada paylaştıkları mesajlarla ‘sert müdahele’yi kınadılar. 

Her zaman olduğu gibi burada da yine hak, hukuk ve adalet hatırlatması yapmak icap ediyor. Anayasa ve kanunlara göre protesto yapmak ‘insan hakkı’ değil mi? Zaten hukukçular buna dikkat çekiyor ve son zamanlarda bu ‘hak’ın kullanılmasında ciddi sınırlamalar getirildiğine işaret ediyorlar. Bazıları bu protestoyu yapanları ‘damgalayıp’ idarecileri savunmaya çalışsa da bu görüntüler umumi anlamda kınandı ve reddedildi. Hatta ve hatta geçmiş yıllarda bu görüntülere sebep olan anlayışa mensup siyasetçiler dahi “benim başörtülü bacılarım”ın hakkını savunmaya başladılar.

İsrail’i kınayan ve bu ülke ile ticaretin devam ettiğini düşünerek protesto edenlere karşı ortaya konulan tavır yanlıştır. Velev ki idarecilerin iddia ettiği gibi bu ülke ile ticaret olmadığı halde göstericiler böyle düşünmüş olsalar bile. 

Evet, her zaman olduğu gibi ‘zaman en büyük müfessirdir’ tespitinin tezahürünü görüyoruz. Haksıza ve haksızlara destek olan kim varsa kaybetmeye devam edecek...

Okunma Sayısı: 1407
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı