"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İdareci gibi düşünmek şart mı?

Faruk ÇAKIR
25 Mart 2021, Perşembe
Siyaset rüzgârları çok sert estiği için ekseriyetle temel ahlâkî değerleri de önünde süpürüp götürüyor.

Siyasete ve siyasetçiye göre kanaat belirleyen kim olursa olsun uzun dönemde yanlışlara düşebilir. Çünkü siyaset, özünde ‘yalana revaç veren’ bir meslek. Bu bakımdan hadiselere bakış açısı siyasetçilere göre değil, ahlâkî değerlere ve temel ölçülere göre olması icap eder.

Dün ‘doğru’ dediğine bugün ‘yanlış’ diyen siyasetçiye bakıp; sırf onların hatırı için aynı şekilde davranmak ahlâkî bir zaafa işaret etmez mi? Siyasetçi için böyle kararlar almak belki anlaşılır, ama ‘mütedeyyin insan’lar için aynı şeyi söylemek mümkün değil. 

Siyasetçi ve idarecilerden istenen ve beklenen ilk şey, ehil ve âdil olmaları değil mi? Elbette başka meziyetler de icap eder, ama ehil ve âdil olmayanların doğru işler yapması mümkün mü? 

Çok önemli bir nokta da ekseriyetle gözden kaçıyor ya da kaçırılıyor: Bir idarecinin, bir siyasetçinin ya da bir iş adamının ‘dindar’ olması tek başına onun ‘ehil ve âdil’ olduğunu göstermez. Yaşadığı dönemlerde insanlara her türlü adaletsizliği yapan, ama ‘dindar’ bilinen idareciler yok mu? Onların dindar olması, namaz kılması, hacca gitmiş olması; insanlara yaptığı haksızlığı, adaletsizliği ve zulmü örtmeye ve görmemeye sebep olabilir mi?

Tarihten ibretlik bir ismi özetle hatırlamak lâzım: “Zalim lâkabıyla meşhur Emevî valisi Haccac b. Yusuf. (ö. 95/714) Hicri 41 (Milâdî: 661) yılında Tâif’te doğdu. Okuma yazma bildiği, küçük yaşlarda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlediği ve Tâif’ten ayrılıncaya kadar babasının yanında kardeşiyle birlikte çocuklara Kur’ân öğrettiği rivayet edilir. (...) Haccâc Emevîler’in muhaliflerine karşı çok sert ve acımasız davranmış, aralarında Enes b. Mâlik’in de bulunduğu pek çok kişiye zulmetmiş, meşhur muhaddis ve müfessir Saîd b. Cübeyr dahil binlerce kişiyi öldürtmüş, kendisine yeminle biat ettirmiş, yeminlerinden dönenlere mürted muamelesi uygulamış, Müslüman oldukları halde mevâlîden haraç ve cizye almıştır. (...) Ölüm haberini alan âlimler ona rahmet dilememişler; Hasan-ı Basrî, “Allah’ım, onu ortadan kaldırdığın gibi sünnetini de kaldır” diye duâ etmiş, Ömer b. Abdülazîz şükür secdesine gitmiş ve İbrâhim en-Nehaî sevincinden ağlamıştır. Öte yandan kaynaklarda onun Kur’ân ehline çok cömert davrandığı, mala mülke düşkün olmadığı, öldüğünde sadece bir kılıç, bir at eyeri, bir mushaf, bir rahle ve 300 dirhem para bıraktığı kaydedilmektedir.”(https://islamansiklopedisi.org.tr/haccac-b-yusuf-es-sekafi)

Demek ki ölçü, idareciler değil; onları da bağlayan temel insanî ve İslâmî prensiplerdir. Mala mülke düşkün olmayan, küçük yaşlarda Kur’ân’ı ezberleyen yani ‘hafız’ olan Emevi Valisi Haccac bile bu hale geliyor ya da gelebiliyorsa imtihanın ne kadar çetin olduğu akla gelmeli.

Bediüzzaman ne demişti: “İstibdat zulüm ve tahakkümdür, meşrûtiyet adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin (asm) emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir; biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere (asm) tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar, haydutturlar.” (Eski Said Dönemi Eserleri, Divan-ı Harb-i Örfî, s. 121)

Okunma Sayısı: 1504
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı