"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsraf kralından vaaz!

Faruk ÇAKIR
24 Mayıs 2024, Cuma
En sondaki sözü en başta söylemekte mahzur yok: İsraf, yani maddi ve manevi imkânları boşa harcamak tartışmasız bir şekilde yanlıştır, hatadır ve inancımıza göre de günahtır.

Ayrıca israfı kim yaparsa yapsın netice değişmez, aynı şekilde kınanmayı hak eder. Hele bu israf, “tüyü bitmedik yetimlerin hakkı”nın da olduğu “devlet imkânları”nı kullanmak suretiyle olursa yanlışlığı bin kat daha artar.

İsrafın maddi ve manevi yıkımlara yol açtığı ehlince de her zaman ifade ediliyor. Hele hele ülkemiz gibi maddi sıkıntılarla boğuşulan bir yerde “israf yolu”na meyletmek affedilir bir kabahat değildir. Bu bakımdan israfla mücadele için çok ciddi gayret gerekir. Hatta bu niyetle yeni israflara yol açmamak şartıyla “İsrafla Mücadele Bakanlığı” kurulması dahi teklif ediliyor ve ediyoruz.

Hiç kimsenin hiç bir konuda israfa meyletmemesini tabii ki arzu ederiz. Fakat esas mesele “devlet imkânları”nın israf edilmemesidir. Peki, devlet imkânlarını kim israf eder? Elbette bu israf yolunu en başta Türkiye’yi idare edenler açmış olur ve aşağıya doğru indikçe de memurların israfına kadar iş devam eder. Boşa yanan bir lambayı söndürmeyen memur israfa katkı yaparken, vaktinde işinin başında olmayan bir amir de, “devlet işi”ni aksatmak suretiyle dolaylı olarak da olsa “israf havuzu”na su taşımış sayılır. 

2024 Türkiye’sinden geriye doğru bakıldığında “israf havuzu”nun son yıllarda hızla dolduğu görülür. Hemen her yerde ve her işte doludizgin israflara imza atılıyor. En basit ve görün şekliyle yüzlerce belediye eskimeyen “kaldırımlar”ı yenileyerek israf denizine su taşıyor. 

Tabii ki belediyelerin ya da devlet dairelerinin israfı, “en üstteki israf”la kıyas dahi kabul etmez. Bir yerde bir milyon israf varken, başka yerde bir milyar israf var. Hepsinde daha önemli olan, şu anki idarecilerin “israf”ı israf olarak görmemesi ve bu “savurganlığı” cesaretle savunmasıdır. Bir defa “İtibardan israf olmaz” diyenlerin; başkalarına “israfçı” demesi inandırıcı olabilir mi?

Ülkemizin karşı karşıya olduğu en büyük çelişkilerden biri de “israfı cesaretle savunan” bir idareye sahip olmasıdır. “İtibardan israf olmaz” diyen bir anlayışın israfla mücadele etmesi mümkün olabilir mi? Ya da her israfı “itibar gereği” gören anlayışın başkasını müsriflikle suçlaması insanları ikna edebilir mi?

Neyin israf, neyin israf olmadığını tespit etmek çok zor olmasa gerek. İsrafın tespiti için başka bir yol akla gelmese bile, “10 uzman kişi” bir araya gelerek bunu yapabilir. Ama önce idarecilerin israfla mücadelede samimi olmaları gerekir. Yoksa “Benin yaptığım hiçbir şey israf değil. Ben ne yaparsam yapayım, bu ‘itibar’ın gereğidir. Ben israf yaparım, başkası yapmasın” diyenlerin “israf batağını kurutması” mümkün olamaz.

Karşı karşıya olduğumuz tablo, “İsraf şampiyonu”nun millete “tasarruf vaazı” vermesine benziyor. İsrafla mücadele “büyük kalem”lerden ve “en üstten” başlamalı vesselam.

Okunma Sayısı: 1415
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abidin

    24.5.2024 12:39:41

    Harika... Emeğinize yüreğinize sağlık!..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı