Ümit, imanın bir nurudur. Zira ümit, içerisinde Allah’a karşı beslediğimiz muhabbeti ve samimiyeti barındırmaktadır. Korku, insanı şüpheye ve endişeye sürükleyen bir karanlık iken, ümit insanı iman nuru ile teslimiyet ve tevekküle sevk eder.
Bediüzzaman Hazretleri, Hutbe-i Şamiye adlı eserinde ümit ve korku duygusunu şu ifadelerle nazarlarımıza vermektedir: “Kâinat içindeki maddî ve manevî bütün bu silsileler, imansız ehl-i dalalete hücum ediyor, tehdid ediyor, korkutuyor, kuvve-i maneviyesini zîr ü zeber ediyor. Ehl-i imana değil, tehdid ve korkutmak; belki sevinç, saadet, ünsiyet, ümit ve kuvvet veriyor. Çünkü ehl-i iman, imanla görüyor ki, o hadsiz silsileleri, maddî ve manevî şimendiferleri, seyyar kâinatları mükemmel intizam ve hikmet dairesinde birer vazifeye sevkeden bir Sâni’-i Hakîm onları çalıştırıyor. Zerre miktar vazifelerinde şaşırmıyorlar, birbirine tecavüz edemiyorlar. Ve kâinattaki kemalât-ı san’ata ve tecelliyat-ı cemaliyeye mazhar olduklarını görüp kuvve-i maneviyeyi tamamıyla eline verip, saadet-i ebediyenin bir numunesini iman gösteriyor. İşte ehl-i dalaletin imansızlıktan gelen dehşetli elemlerine ve korkularına karşı hiçbir şey, hiçbir fen, hiçbir terakkiyat-ı beşeriye bir teselli veremez, kuvve-i maneviyeyi temin edemez. Cesareti zîr ü zeber olur.”¹
Hayır ve şer, küllî iradenin tecellisi ile meydana gelmektedir. İnsan bu hakikati idrak ettiğinde kalbine korku karanlığının sızmasına müsaade etmez. Hayır ve şerrin sahibine teslimiyet gösterdiği için imanın ümit nuru ile rıza makamında kalbi mutmain olur.
Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de ümit duygusu ile ilgili şöyle buyuruyor: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar.” (Zümer Suresi: 53)
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah’ın rahmetinden ancak inkârcılar topluluğu ümit keser.” (Yusuf Suresi: 87)
“Rabbinin rahmetinden, sapkınlardan başka kim ümit keser?” (Hicr Suresi: 56)
“Allah’ın rahmetinden ümit kesenler, işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir.” (Ankebût Suresi: 23)
“Kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman onunla sevinirler; kendi ellerinin yaptıkları sebebiyle başlarına bir kötülük geldiğinde ise hemen ümitsizliğe düşerler.” (Rûm Suresi: 36 )
“Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı. Şüphesiz senin için son, ilkten daha hayırlıdır. Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.” (Duhâ Suresi: 3-5)
“Siz Allah’tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umarsınız.” (Nisâ Suresi: 104)
“Ancak tövbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler başka. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Furkan Suresi: 70)
Dünya ve ahiret hayatında insanın bütün saadeti ancak ümit ile mümkündür. Dünyanın meşakkatli imtihanları yalnızca ümit ile karanlıktan aydınlığa, zemheriden bahara ve zahmetten rahmete kavuşur.
İman nimeti ile şereflenmiş bir mü’min, en meşakkatli imtihanlarında da ümidin kuvvetine tutunmalıdır. Meşakkatli imtihanlar karşısında insanın kalbine ümitsizlik zehrini akıtan şeytandır. Zira ümit iman nuruyla, ümitsizlik ise şeytanın vesvesesi ile kuvvetlenir. Şeytanın ümitsizlik tuzağına karşı iman nuru ve kuvvetiyle ümitvar olmak duasıyla.
Dipnot:
1- Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 72.