"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve CHP

İbrahim ERSOYLU
05 Temmuz 2019, Cuma
CHP (Cumhuriyet Halk Partisi), Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynayan bir partidir.

Ancak ilân edilen Cumhuriyet, içinde demokrasi, adalet, insan hak ve hürriyetlerinin olmadığı, tek parti, tek şef anlayışına bina edilen otoriter bir yapı üzerinde kurulmuştur. CHP’li yöneticiler, 1950’ye kadar ülkeyi bu anlayışla yönetmişlerdir.

O süreçte yandaş olamayan, siyaseten farklı düşünen ilim ve fikir adamları, din ve din âlimleri üzerinde kahredici bir baskı ve zulüm uygulanmıştı. Bunun en bariz örneği Bediüzzaman ve Nur Talebeleridir. Kanunsuz, hiçbir menfî hareketleri olmadığı halde, sadece iman ve Kur’ân hizmeti yaptıkları için onlara yargı ve inzibat güçleri musallat edilerek baskı, hapis, sürgün ve zehirleme gibi enva-ı zulümlerle hayat çekilmez hale getirilmişti.

Bütün bunlara rağmen Bediüzzaman, devlete hiçbir zaman küsmedi, hakkını, bir kısmı hariç, CHP’lilere helâl etti. Kendisine o dönemde yapılan bed muamelelerin sorumluluğunu CHP’nin % 5’ine tekabül eden yöneticilerine verdi. Geri kalan % 95’inin, o zulümlerden mesul olmadıklarını belirtti. (Emirdağ Lâhikası. 2, s. 579.)

BEDİÜZZAMAN CHP’LİLERE YOL GÖSTERDİ

Bediüzzaman, CHP’lileri görmezden gelmedi. Onları o dönemde yaptıkları kusur ve hatalarını tamir etmeleri için uyardı. 1940’larda parti genel sekreteri olan Hilmi Uran’a hitaben yazdığı ve Lâhikalara dercettiği uzunca bir mektupta bu işin nasıl yapılacağını anlattı. (Emirdağ Lâhikası.1, s. 253.)

Bediüzzaman, sözü edilen mektupta Hilmi Uran gibi hamiyetperver CHP’lileri, iman ve Kur’ân hakikatlerine sahip çıkıp onları terviç etmelerini, yaymalarını, bunu yapmaları halinde ülkenin anarşiden kurtulması yanında İslâm Âleminin muhabbet ve teveccühü kazanacaklarını hatırlattı.

Bediüzzaman mektubun devamında onları, milletin ve ordunun (İstiklâl Savaşı’nda) kazandığı zaferi ve yaptığı iyilikleri, bu işte hissesi az olan birkaç komutana değil, millete ve orduya vermelerini, öyle yapmamaları halinde milyonlarca iyiliğin birkaç iyiliğe indirgeneceğini, üç–dört şahsın menfî Batı Medeniyeti namına dine ve mukaddeslere zarar veren icraatlarının günahlarını onlara verip, dindar milletle ve manevî değerlerle barışmalarını tavsiye etmiştir. (A.g.e., s. 254-255.)

GÜNÜMÜZÜN CHP’SİYLE GEÇMİŞTEKİ CHP’NİN MUKAYESESİ

Partide halihazırda manevî değerlere soğuk bakan ve eski katı laik anlayışı savunan bir kesim var olmakla birlikte, günümüzün CHP yönetimi ile onları destekleyen önemli bir kesim, 1930-40’lardaki hak ve hürriyetlere geçit vermeyen antidemokratik, katı lâik CHP anlayışını ve uygulamalarını reddettiği, demokrasiden, adaletten, insan hak ve hürriyetlerinden, başörtüsü serbestliği gibi dinî hürriyetlerinden yana bir tavır takındığı bir gerçektir.

Özellikle birkaç sene evvel Risale-i Nurlar’ın, mevcut siyasîler tarafından Hükümet Kararnamesi’yle devlet tekeline alınarak serbestçe basımı ve neşri engellenmek istendiği süreçte, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne müracaat ederek bu planı bozması ve Risale basımı ve neşrinin önünü açması çok manidârdır.

Günümüzün CHP’si, Türkiye’nin 1930 şartlarına geri dönmesini reddedip, demokrasi ve hürriyetlerden yana bir tavır takınırken, dindar kimlikli mevcut hâkim siyasîler, bütün yetkilerin bir elde toplandığı partili cumhurbaşkanlığı gibi hususlarda 1930’ların Türkiye’sini referans almaları, o zamanki yöneticilerin yaptığı gibi insan hak ve hürriyetlerini askıya alarak antidemokratik uygulamalar yapmaları çok gariptir.

Son Söz: Biz Nur Talebeleri, Üstadımız Bediüzzaman’ın hayatı boyunca yaptığı gibi ve Risale-i Nur’un siyasî ve içtimaî ölçülerinin gereği olarak her halükârda siyasî tercihimiz; Ahrar/Demokrat güçlerdir. Ancak iman ve Kur’ân hakikatlerinin CHP’lilere de ulaştırılması, parti olarak CHP’nin eski müstebit zihniyeti terk ederek demokrasi istikametinde gerçekleştirdiği değişimin teşvik edilmesinden yanayız.

Okunma Sayısı: 944
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    5.7.2019 15:32:48

    Bu anlamda "...parti olarak CHP’nin eski müstebit zihniyeti terk ederek demokrasi istikametinde gerçekleştirdiği değişimin teşvik edilmesinden yana" olmakla birlikte, ittifakların da insan ve hakları, demokrasi, hukuk, hürriyet, adalet...merkezli oluşumlar olmasını istiyoruz. Demokrasi ve hukukta, 1930'ların manzarasını görmek bize utanç vermelidir. Hür, medeni, demokrat dünyanın güçlü ve saygın bir üyesi olmak varken istibdat ve tahakküm içerikli tuhaf bir sistemi milletin sırtına "demokrasi libası" diyerek geçirmek yaşadığımız yüzyılın gerçekleriyle örtüşmüyor. Hem şiddetle tenkit ettiğimiz (1923-1950 arası uygulanan) sistem bu değil miydi? Ne oldu da şimdi demode olmuş o tekçi/tekelci sisteme güzellemeler yapılıyor? Sözün özü, milletin ortak talebi demokrasi ve hukuktur.

  • Gündüz Alp-2

    5.7.2019 15:19:19

    Halkı korkutmak, kendi safında toplamak ve bu suretle iktidarlarını ibka etmek için temel argümanlar lazım. Bunlardan birisi -maalesef menfi geçmişiyle- chp, diğeri toplumun hassas olduğu konu olan din. Birincisiyle korkutuyor ikincisiyle cezbediyorlar. Fakat artık eskisi gibi inandırıcı olmaları mümkün görünmüyor. Çünkü chp eski chp olmadığı için halkı korkutacak sahici bir argüman da kalmadı. "Beka?" derseniz, o zaten hiç sahici değildi. Beka iddia ve söylemini 23 Haziran öncesi bir akademisyene yaptırılan Öcalan ziyareti ve mektubu temelden çürüttü. Şunu katiyetle bilmeliyiz ki, asıl beka sorunu, ülkede demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet, insan haklarına riayet...olmadığı vakit ortaya çıkar. Bir partinin ya da ittifakın iktidarda olması ya da olmaması, genel veya yerel seçimi kazanıp kazanmaması... beka sorunu değildir. Beka sorunu olmasın, toplumsal barış ve huzur olsun diyorsak demokrasi ve hukuk taraftarı olmak zorundayız.

  • Gündüz Alp

    5.7.2019 15:07:19

    Sayın Ersoylu, "Günümüzün CHP’si, Türkiye’nin 1930 şartlarına geri dönmesini reddedip, demokrasi ve hürriyetlerden yana bir tavır takınırken, dindar kimlikli mevcut hâkim siyasîler, bütün yetkilerin bir elde toplandığı partili cumhurbaşkanlığı gibi hususlarda 1930’ların Türkiye’sini referans almaları, o zamanki yöneticilerin yaptığı gibi insan hak ve hürriyetlerini askıya alarak antidemokratik uygulamalar yapmaları çok gariptir" gerçekçi tespitiniz, aksi anlamıyla, politik İslamcılar tarafından dinin siyasete alet iktidara basamak yapıldığını da özetliyor. Zira meydanlarda daha düne kadar halkı chp ile korkutarak iktidarlarını ibka etmek isteyen siyasal İslamcılar, bugün chp'nin müspet manada değişmesinden, demokrasi ve hukuk taraftarı olmasından, "adalet yürüyüşü" yapmasından bile rahatsızdırlar. Acaba neden? Bediüzzaman'ın bile %5'lik kısmını sorumlu tuttuğu chp'ye iktidar cenahının bakışı ve yaklaşımı toptancı. Bunu bilerek yaptığı kanaatindeyim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı