Merhaba çocuklar! Ben küçük bir sivrisineğim. Yaz akşamlarında vızıltımı duyduğunuzda belki hemen beni uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz. Ama hiç merak ettiniz mi, bu küçücük bedenimin içinde ne kadar şaşırtıcı özellikler var?
Kanınızı nasıl alıyorum?
Başımda iki antenim bulunuyor. Ayrıca beslenmemi sağlayan özel bir ağız yapım var. Dişi sivrisinekler, yumurtalarını geliştirebilmek için ihtiyaç duydukları bazı besinleri kan yoluyla alabiliyor. Erkek sivrisinekler ise kan emmez, bitkilerin özsuları ve nektarlarıyla beslenir. Dişi sivrisineklerin ağız yapısında kanı almayı sağlayan çok ince parçalar bulunur. Beslenme sırasında salgılanan bazı maddeler de kanın pıhtılaşmasını zorlaştırır. İşte bu yüzden sivrisinek ısırığından sonra ciltte kaşıntı ve şişlik oluşabilir.

Hayatım suda başlıyor
Benim hayatımın başlangıcı da çok ilginç. Yumurtalarımın gelişmesi için suya ihtiyaç var. Yumurtadan çıktıktan sonra larva dönemine geçiyorum. Bir süre suda yaşadıktan sonra pupa döneminden geçiyor ve sonunda kanatlı bir sivrisinek olarak dünyaya geliyorum. Suyun yüzeyinde yaşarken nefes almamı sağlayan özel yapılarım da var. Küçücük bedenimde bütün bunların bir arada bulunması sizce de hayret verici değil mi?
Vızıltı sesi kanatlarımdan geliyor
Bir de meşhur vızıltım var! Uçarken kanatlarımı çok hızlı hareket ettiriyorum. İşte kulağınıza gelen “vız vız” sesi bundan çıkıyor. Küçücük bir sivrisineğin bu kadar düzenli çalışan bir sisteme sahip olması üzerinde hiç düşündünüz mü?
Sağlık memuruyum
Tabiatta her canlının kendine göre bir vazifesi var. Ben ve benim gibi bazı sinekler de çeşitli organik artıkların parçalanmasına ve tabiatın temizlenip yeniden düzenlenmesine katkıda bulunuyoruz. Yani tabiatta işe yaramaz gibi görünen bazı şeylerin ortadan kaldırılmasına yardımcı oluyoruz.