"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Alâküllihâl ölecek, bitecek, gideceksiniz

M. Latif SALİHOĞLU
03 Temmuz 2024, Çarşamba
Mağrur insan, kendini lâyemut sanır. Hiç ölmeyecekmiş gibi davranır. “Tûl-i emel” denilen uzun emellere kapılır.

Dünyada ebedî kalacakmış gibi hayaller kurar. Torunlarının torunları için bile evler, köşkler, saraylar düşünür. Kendini iyiden iyiye dünya saltanatına kaptırır: Saltanatın kendisinden oğluna, oğlundan torununa geçmesini ve böylece nesilden nesile bu silsilenin devam edip gitmesini arzu eder.

Evet, mağrur kişi geleceği bu minvâl üzere hayal edip durur; lâkin, çok fenâ halde aldanır. Zira, kendisi alaküllihâl (ister istemez) ölüp gidecek. Haliyle, saltanatı da bitecek ve o hayalini kurduğu istikbâl saraylarının yerinde yeller esecek.

Acaba, bu söylediklerimizin tersi mümkün müdür? Tersine bir durum hiç vâki midir? Yani, şu dünyaya kazık çakıp duran var mı? Dünya saltanatı hangi fâniye müyesser olmuş ki, şimdikilere nasip olsun? Yok öyle bir şey. 

Onun için, herkes ve her yapı için muayyen olan bir mukadderatın olduğunu bilerek ve düşünerek hareket etmeli. Bu çerçeve içinde hareket edenler, dünyadan huzur içinde ve yüksek itibar sahibi olarak ayrılmışlar. Dolayısıyla, daima hayırla yâd ediliyorlar. Ki, bir insan için, hususan bir idareci için en mühim mesele budur.

*

Yukarıda sıralamış olduğumuz hakikatler, âdetullah denilen şu dünya ve kâinatın değişmez, değiştirilemez İlâhî kanunlarının bir neticesidir. Tersi bir durum söz konusu değildir.

Sultan Süleyman’a, Süleyman Peygambere kalmayan dünya, kime kalır? Kime kalmış? Kâinatın Efendisi (asm) dahi vasatî ömür olan 63 sene yaşayıp gitmiş. Lâkin, onun mânevi saltanatı devam ediyor. Mûcizane bir sûrette, kıyamete kadar devam edecek.

Hakikat-i hâl bu merkezde olmasına rağmen, kendini aldatıcı olan dünya saltanatına kaptıran mağrur insan, bu hakikati görmez. Belki kabullenmek istemediği için, görmek de istemez.

Ne var ki, kâinatı kuşatan İlâhî nizam ve intizam, hiçbir faninin arzusuyla değişip başkalaşmaz. Çar nâ-çar, herkes gibi bizim de o nizama uymamız icap eder.

*

Âdem evlâdının doğum anından itibaren sırasıyla yaşadığı bebeklik, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık ve ölüm gerçeği, sâir canlılar için de geçerli. Kezâ, aynı hakikat, devletler, hükûmetler ve partilerin ömrü için de aynı şekilde geçerli.

Bu durum, yaşadığımız hikmet ve sebepler dünyasının değişmezidir, yani mukadderattan olan halleridir. İnsanlar gibi, partiler ve hükûmetler de fâni olup gitmekten kurtulamaz.

Dolayısıyla, dünya saltanatı için, siyaset ve iktidar için yakınıp dövünmeye hiç gerek yok. Elden gidince de, hayal kırıklığına uğramaya hiç hacet yok. Esasen, bunun bir faydası da yok.

*

Son olarak şunu ifade edelim: Kuvvetli ihtimalle, Türkiye siyaseti yakın gelecekte yeniden şekillendirilecek veya yeni baştan dizayn edilmeye çalışılacak. Temenni edelim ki, yeni tanzim, seçim dönemlerindeki o meşhur “tanzim satış çadırları” gibi kısa ömürlü olmasın. Ve bilhassa şahsa bağlı, yani şahıs merkezli olarak teşkil edilmesin. Zira, “prensipler demokrasisi”, ülke ve dünya çapında daha güvenli, daha itibarlı ve daha uzun ömürlüdür. 

Final: Şahsın ömrü kısadır; misyonların ömrü ise, nisbeten daha uzundur.

Okunma Sayısı: 1391
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    3.7.2024 11:58:52

    Allah, insanı, akıl beden ruhtan müteşekkil, kainatın en mükemmel yaratığı olarak yaratmıştır. Bunun farkına varmayan, insanlıktan nasibini almamış insanlar ise kendilerini lâyemut sanırlar.

  • Erhan

    3.7.2024 11:16:08

    Kurumsallık kavramının anlamı, tüm sosyal süreçlerde önceden belirlenmiş kuralların egemen olmasıdır. Yani, bir insanın bireysel yaşamından aile hayatına toplum ve toplumlar arası ilişkilerde kurum ve kuruluşlarda devletler ve devletler arası ilişkilerde önceden mutabakatla belirlenmiş kuralların hakim olmasıdır. Bu nedenle dir ki; ticari alanda işletmeler faaliyetlerini yürütürken belli kişilerin varlığına bağlı kalmaksızın sürdürebilmesi,geliştirebilmesi ve nesilden nesile devreden bir yapı oluşturmasına dikkat eden işletmelerin hepsi başarılı olmuş ve hayatlarını devam ettirmektedirler.

  • Erhan

    3.7.2024 11:16:00

    buradan yola çıkarak, kurumsallık kavramını daha ilkokuldan öğrencilerimize anlatarak, esas olan kuralların ve devletin devamlılığını konusunda eğitimler vermek lazım. Aksi durumda ülkemizde hitabet gücü olan insanın, kalbinin temizliğine, yapmış oldukları işlerin hangi sonuca varacağına dikkat etmeden, süslü cümlelere beraberinde beden diline aldanır, gider insanlara oy verir ve sonra da hayatımız boyunca müstemleke gibi yaşamaya çalışırız.

  • Abdullah Tunç

    3.7.2024 08:30:08

    Yazı bir irşad yazısıdır. Gaflet uykusundan uyandıran güzel bir yazı.İn sana kendisini ve dünya hayatının faniliğini hatırla tan bir uyarı mahiyetinde. Dünya mühabbetinin zirve de olduğu böyle bir zamanda böyle bir yazı çok kıymetlidir. Nazarları fani dünya haya tından bâki olan ebedi ha yata çeviriyor... Yazının son paragrafları si yasetle alakalı.Bu satırları okuyunca hatırıma şu hu suslar geldi; acaba ehli.si yaset hangi argümanları, hangi siyasi fikir ve düşün celeri nazara verseler etkili olurlar? Çünkü fikir ve düşünce dünyasında harcamadıkları bir şey kal madı.Bütün manevi değer leri kullandılar.Bütün değerlerin değerlerini kıymetten düşürdüler.Neyi kullansalar toplum heyecane gelir? Hangi ar gümanlarlarla hareketle nir? Cidden merak ediyo rum!.Kısaca siyaset tam bir bataklığın içinde.Siya set değişk şekillerde çok kirlendi.Yalan, hile, rüşvet zulüm her tarafına bulaştı Siyasilere olan güven bü yük oranda sarsıldı!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı