"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gezmiş ve yoldaşlarının dünü-bugünü

M. Latif SALİHOĞLU
17 Mayıs 2024, Cuma
GÜNÜN TARİHİ 17 Mayıs 1971

Hemen başka ifade edelim ki, Deniz Gezmiş ve arkadaşları (THKO-THKP-C) 1970’lerde Filistinlilerin yanında ve İsrail’in karşısında idiler. Bugün ise, tam tersi bir durumda görünüyorlar.

Nasıl mı? Şöyle ki: Filistin’deki kamplarda silâhlı eğitim gören Deniz Gezmiş’in fikir, örgüt ve yol arkadaşları, 17 Mayıs 1971’de İsrail’in İstanbul Başkonsolosunu kaçırıp öldürdüler. 

Bir başka hadise de şudur:  17 Eylül 1978’de Mısır ile İsrail arasında Camp David’de yapılan “Barış Sözleşmesi”ni protesto eden 4 Filistinli militan, 13 Temmuz 1979’da Ankara’daki Mısır Büyükelçiliği bastılar. Çatışmada iki polis şehit edildi; 7’si Türk 20 kişi de rehin alındı.

O zamanki İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, olay mahalline gitti, gözlerinden öptüğü teröristleri ikna ederek rehineleri serbest bıraktırmayı başardı. İşte, teslim olup mahkemeye sevk edilen bu militanların savunmasını yapan kişilerden biri, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın da avukatı olan Av. Halit Çelenk idi. (Evrensel, 23 Kasım 2021)

Netice itibariyle, kesin ve net şekilde şunu ifade etmek mümkün: Deniz Gezmiş ve yüzlerce yol arkadaşı 1969’da ve 1970’li yılların başında Filistin’e gittiler, kamplarda silâhlı eğitim gördüler ve sözde Filistin lehindeki şiddet eylemlerinin çoğunu Türkiye’de tatbik sahasına koydular.

Ne var ki, aynı fikrin bugünkü takipçileri tam tersi bir kulvarda görünüyorlar. Özetle “Bizim için Filistin diye bir dava, bir mesele yoktur” diyorlar. Bunu daha açık ve net şekilde görmek isteyenler, Gezmiş ve arkadaşları ile aynı fikirde olduklarını hiç tereddüt dahi göstermeden medya ve sosyal medyada açıkça seslendirenlerin hesaplarına baksınlar yeter.

*

Bu özetlemeden sonra, şimdi 1972’de yaşanan diplomat kaçırma ve öldürme hadisesinin detaylarına bakalım.

İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephraim Elrom, 17 Mayıs 1971 günü bir örgütün militanları tarafından kaçırdı. THKP-C üyesi olduğu anlaşılan bu eylemcilerden bazılarının isimleri şöyle:  Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir.

Militanlar, aynı gün Nihat Erim hükûmetine şu ültimatomu verdi: “20 Mayıs’a kadar cezaevlerindeki devrimcilerin tamamı serbest bırakılmaması halinde, başkonsolos öldürülecek.”

12 Mart Muhtırasından sonra kurulan ara rejim hükûmeti “Teröristlerle herhangi bir pazarlığın söz konusu olamayacağı”nı açıkladı.

İsrail diplomatı, talepleri kabul edilmeyen örgüt militanları tarafından 22 Mayıs’ta Nişantaşı’ndaki bir evde şakağından vurularak öldürüldü.

*

İşte, bu tarihten 2 ay kadar evvel, 12 Mart Muhtırası (1971) verilmiş, Demirel hükümeti çekilmiş, yerine eski CHP’li Nihat Erim başkanlığındaki hükümet getirilmişti. 

Erim hükümeti, sol karakterli olmakla beraber, nasıl olduysa, yine devrimci-sol tandanslı örgütlerle karşı karşıya gelmiş oldu.

Bu cümleden olarak, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üst düzey militanları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, giriştikleri eylemler sebebiyle yakalanmış ve hapse konulmuşlardı. 

Onlarla aynı fikrî paralelde olan Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir ve arkadaşları da, kendi çapında eylemlere kalkıştılar ve neticede onların da çoğu yakalanıp çeşitli cezalara çarptırıldı.

Ankara Sıkıyönetim Mahkemesinin kararıyla idam cezası verilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın cezası 6 Mayıs 1972’de Ulucanlar Cezaevinde infaz edildi.

*

Diğer bazı gelişmelerin seyri de kısaca şöyle oldu: Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1971’de İstanbul Maltepe’deki çatışmada öldürüldü. Ulaş Bardakçı, 19 Şubat 1972’de Arnavutköy’de kaldığı evin arka kapısından kaçmaya çalışırken emniyet güçleriyle girdiği silâhlı çatışmada öldürüldü.

Mahir Çayan, THKP-C lideri. 30 Mart 1972’de Kızıldere’deki silâhlı çatışmada öldürüldü.

Okunma Sayısı: 1648
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÇeşitcioğlu

    17.5.2024 16:51:11

    Deniz Mahir İbrahim çok samimi gençlerdi bedelini canlarıyla ödediler. Kemalizm Komünizm İdealimiz kıskacında harcandılar. Nur talebeleri onlardan birçoğununun kurtuluşuna vesile oldu ve Sözler olmasaydı; Nurculardan çook Deniz İbrahim benzeri gençler çıkardı. Merhum M.Oğuz, C.Çalışkan, A.Uçar, Dr M.Akay gibi birçok Nurtalebesi; onlardan daha cesur ve gözü karaydı...

  • Yahya Yıldız

    17.5.2024 12:24:40

    Bu gençleri aşırı akımlara yönelten ve devletle çatıştıran hain ve alçaklara lanet olsun… Yakın zamanda şimdi müzeye çevrilmiş, Ulucanlar Ceza evini bir dost ekibiyle ziyaret ettik ve hayretler içinde kaldım. Bu üç gencin fikri ve ideolojik görüşlerini asla tasvip etmemekle beraber resimdeki tavırlarını ve hareketlerinden anladığım kadarıyla ve onca işkence ve hırpalamalarına rağmen batıl da olsa davalarına olan bağlılık ve samimiyetlerine hayran kaldığımı ve bundan böyle kendi hak, doğru ve hidayet rehberi olan davama en az onlar kadar samimi, sebat ve metanetle yürüyebilme dersini aldığımı itiraf edip içimden”keşke o gençleri iman ve hidayet yolunda tutabilmek gayretini gösterebilseydik” diye geçirmiştim. Rabbim cümlemizi hak, hukuk, adalet ve doğru İslamiyet ve İslamiyete layık doğruluktan ayırmasın.

  • Semanur Tunoğlu

    17.5.2024 00:18:13

    Gençleri kullandılar. Pis emellerine ulaşmak için gençleri sağcı ve solcu diye ayırıp birbirine kırdırdılar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı