"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hapishaneler doldu, taşıyor

M. Latif SALİHOĞLU
10 Temmuz 2024, Çarşamba
Toplumdaki cinnet hallerinin artması sebebiyle hastahaneler, bilhassa hapishaneler dolup taşıyor. Yayınlanan bazı istatistiklerden de anlıyoruz ki, bilhassa son on yılda yüzden fazla yeni cezaevi inşa edildi. Mevcudu 400’den fazla cezaevi.

Ancak, buna rağmen cezaevlerindeki hükümlü-tutuklu sayısı, normal kapasitenin yaklaşık yüzde 20’nin de üzerinde bulunuyor. Bu durum, haliyle o mekânlarda “insanca” yaşamanın zorlaştığını gösteriyor.

Hapishanelerdeki insanî şartların zorlaşması bir yana, özellikle kapasite doluluğu sebebiyle tutuklanmayıp serbest bırakılan suçlu-sâbıkalı sayısının haddi-hesabı yok. Bu hâlin neticesi şudur: Sâbıka kaydı kabarık olan şu suçlular sürüsü sebebiyle, bu kez normal vatandaşın hayatı zorlaşarak azaba dönüşüyor. 

Çünkü, olması gereken normal huzur ve güven ortamı, o “suç makinesi” gibi çalışan sabıkalılar yüzünden iyiden iyiye sarsılmış, baltalanmış, selb edilmiş oluyor. 

Evet, neredeyse hiçbir mahalde can ve mal güvenliği kalmamış durumda. Hemen herkesin bir hırsız, bir soyguncu, bir saldırgan, bir vandal, bir maganda, bir trafik canavarı ile âniden karşılaşması mümkün hale gelmiş. Daha da fecisi, bu tür karşılaşmaların, gitgide âdileşmeye ve sıradanlaşmaya başlaması…

*

İnsanlarımızı ve bilhassa gençlerimiz nasıl böyle birer “suç makinesi” haline geldi? “En dindar” görünümlü bir siyasî partinin divr-i iktidarında, cemiyet hayatı böyle en güvenilmez tiplerle nasıl oldu da dumura uğradı?

Yoksa, dinin ve dine dair türlü mukaddesatın içi boşaltıldı da, etraf sloganlarla inletildiği için mi? Yoksa, dinî değerler ve imanî hakikatler siyasî-dünyevî maksatlara fütursuzca âlet edildiği için mi? Yoksa, okul ve aile terbiyesi zaafa uğratıldığı için mi? Yoksa, mânevî ve ahlâkî boşluk mu? Yoksa, bunların hepsi mi?

Her ne ise… Bediüzzaman Hazretleri, Kurân’ın dürbünüyle bakarak “gençlik darbesi”ne dair gördüğü umumî manzara hakkında şunları söyler: 

"Meselâ: Haram sevmekte, bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele (karşılık) görmemek elemi gibi çok ârızalarla, o cüz’î lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer. Ve, gençliğin su-i istimâliyle gelen hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere, kalb ve ruhun gıdasızlık ve vazifesizliğinden neş’et eden sıkıntılarla meyhanelere, sefahethanelere veya mezaristana düşeceklerini bilmek istersen, git hastahanelerden, hapishanelerden, meyhanelerden ve kabristandan sor. Elbette, ekseriyetle gençlerin gençliğinin suistimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-ı meşru keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvâhlar, ağlamalar ve esefler işiteceksin." (11.Şuâ)

Gözlemlerimize dayanarak tekrar hatırlatalım ki: Mevcut siyasî iktidar döneminde, dışarıda elini-kolunu sallayarak dolaşan suçlu-sâbıkalı sayısı ile birlikte, ayrıca hastahanelere, hapishanelere ve dahi meyhanelere düşen vatandaş sayısında büyük bir artış oldu. Ne yazık ki, bu sayı günden güne artmaya devam ediyor. Üstelik, irşad ve ıslâha yönelik ciddi bir gayret, plân, program da görünmüyor.

*

Son olarak, suçluların-mücrimlerin “ıslâh-ı hal”lerine dair değişik bir teklifte bulunalım: Azgınlara “açlık cezası” verilsin.

Bilirsiniz, Ramazan Risâlesi’nde de izâh edildiği gibi, firavunlaşan azgın nefsin ıslâhı ancak bu sûretle mümkün olabilmiş. Şöyle ki:

Cenâb-ı Hak nefse demiş: “Ben neyim, sen nesin?” 

Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin!”

Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene, ente ente!”

Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra, açlık ile azap vermiş, yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene vemâ ente?”

Nefis demiş: “Ente Rabbiye’r-Rahîm ve ene abdüke’l-âciz.”

Yani, “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin; ben senin âciz bir abdinim.”

Nitekim, Cenâb-ı Hak, Bakara Sûresinin 184. âyetinde de şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekiler gibi, size de farz kılındı. Umulur ki, oruç sayesinde kötülüklerden korunursunuz."

Okunma Sayısı: 1743
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÇeşitcioğlu

    10.7.2024 12:26:58

    Devlet kendine yönelik suçları affedebilir. Khk vb vicdani pişmanlık gerektiren muğlak suçlar affedilip toplum rahatlatılmalı.

  • Ayhan Aydın

    10.7.2024 11:28:06

    Tebrikler, Gençliği düşünen yok. Kimi rantın, kimi makamın, kimi vicdansızlığın, kimi zalimliğin peşinde....

  • A.Yılmaz

    10.7.2024 10:09:09

    Bir şeyi gözden kaçırmamak lazım. İktidardaki ideolojinin ne olduğundan bağımsız bir şekilde toplumlarda suç oranları arttı. Bugün Amerika, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada gibi ülkeler dahi hapishanelerinde dolululuk fazla olduğu için arayış içerisinde. Buna ne sebep oldu peki? Sekülerleşmenin artması ile dinin ve geleneksel kabile yapısının toplumdaki etkisini kaybetmesi bireyleri kontrolsüz bir şekilde başıboş bıraktı. Ptokontrol mekanizması çöktü. Kanunların özellikle zenginleri koruyacak şekilde dolambaçlı yollarla aşılması da suçun karşılığını yaptırımsız bırakıyor. İnsanlık İslam Şeriatına muhtaç olduğunu idrak edene kadar kafasını taşlara vurmaya devam edecek.

  • Oğuz Yiğitet

    10.7.2024 03:16:39

    69'dan beri, sofra dualarında ve cihad marşlarında "İslâmî devlet" hülyalarıyla yetiştirilen bir nesilin güya lider kadrosunun devleti ele geçirerek toplumu tepeden dindarlaştırma projelerinin geldiği hazin son ve tam bir iflas hali. Çok ibretlik bir tablo....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı