"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hoşgeldiniz; güle güle

M. Latif SALİHOĞLU
02 Temmuz 2024, Salı
Teknoloji, yerinde ve usûlünce kullanıldığında büyük bir nîmet. Zamansız ve gereksiz yere kullanıldığında ise, insanî değerleri öldürüp yok eden unsura dönüşüyor.

Uydu ve internet üzerinden yayın-iletişim-haber(leşme) imkânı sağlayan telefon, televizyon, bilgisayar gibi yüksek teknoloji ürünü cihazları bu cümleden sayabiliriz.

Bunlar gibi medeniyet harikası aparat ve cihazlar, yerine göre hayatımıza hem kolaylık ve güzellikler katıyor, hem de yer yer hayatımızı tatsız-tuzsuz bir yavanlığın içine doğru sürükletebiliyor. 

Velhâsıl, hayatımıza olan müsbet-menfi tesirleri, bunları kullanma şeklinde değişiyor ve ona göre de hüküm alıyor.

*

Birçok yerde pek çok kere şuna şahit olmuşumdur: Bayram ziyaretlerinde olsun, dost-ahbap-akraba-komşu ziyaret ve görüşmelerinde olsun, başta “Hoşgeldiniz” ve âhirde “Güle güle” demenin dışında doğru dürüst bir şey maalesef ki konuşulmuyor, konuşulamıyor.

Ha, hakkını yemeyelim, bazıları “Güle güle” esnasında ayrıca “Kendinize iyi bakın” demeyi ihmal etmiyor. 

Biliyorsunuz, yeni yetme bu söz de kadim “Allah’a emanet olun” sözünün yerine ikame için icat edildi. Her ne ise…

*

Sanırım, “Hoşgeldiniz; güle güle” dışında başka da bir konuşma yapılmamasının sebebine dair meramımız ve ne söylemek istediğimiz az-çok anlaşılmıştır. Ama, her ihtimale karşı yine de maksadımızı daha belirgin şekilde ifade etmeye çalışalım.

Yerleşik irfanımız bize şunu söyler: Geniş aile buluşmasında, eş-dost-ahbap meclisinde yapılması gereken en güzel şey, birbirinin hal-hatırını sormaktır. Birbiriyle samimane musafaha etmektir. Birbiriyle hemhâl olup hasret gidermektir. Hiç minnetsiz şekilde birbirine yardımcı olmak, birbirinin derdine çare olmaya çalışmaktır.

Her şeye rağmen, şükür ki, bu ifranı devam ettirenler vardır. Ama, maalesef sayıları azdır ve günden güne azalma devam ediyor.

Buna mukabil, başka bir telâkki ve yaşayış biçimi yaygınlaşma eğiliminde görünüyor. Bu noktada çok bâriz olarak gözlemlediğimiz tablo şudur: Dost, akraba, ahbap meclisinde, bazıları üstelik herkesin dikkatini çekecek şekilde tv kanallarını açıyor ve sonuna kadar da ekranı açık tutuyor. Sesini kıssa bile, yine de açık tutmayı tercih ediyor. Çünkü, dost ve akrabalarla konuşacak bir sermayesi yok. Sohbet edecek bir şeyi olmadığı gibi, sohbete katkı yapacak naifliği de kalmamış. Belki de bilgi dağarcığı boşalmış durumda. Bilemiyorsunuz. Bildiğiniz ve gördüğünüz tek şey, gözlerinin sürekli şekilde ekranda oluşu…

Denilebilir ki, bu tür bir alışkanlık, zamanla kişinin içini boşaltıyor, ilim ve irfanını törpüleye törpüleye onu âdeta kuru bir ağaç kütüğüne dönüştürüveriyor.

*

Dost-ahbap meclisindeki sohbet ve muhabbeti katleden bir başka aktivasyon daha var. O da, tahmin edeceğiniz gibi elleri ve gözleri esir alan şu cep telefonları…

Evet, elleri ve gözleri sürekli şekilde kendiyle meşgul eden cep telefonları, haberleşmede büyük bir nîmet olduğu gibi, aynı zamanda en etkili birer “sohbet-muhabbet katili”dir.

Olur-olmaz yerde, gerekli-gereksiz şekilde kullanılan cep telefonlarının durmadığı-susmadığı, bir türlü susmak bilmediği ortamlarda, tatlı bir sohbetin lezzetine varmak, hatta bir imanî dersin feyzini almak, maalesef hakkıyla mümkün olamıyor. Bırakın ders-sohbet faslını, camide cemaat halindeki namazın huzurunu dahi bozanlar eksik olmuyor.

Siz ta baştan hatırlatıyorsunuz “Cihazları kapatın, hiç olmazsa sessize alın” diye. Ama, hem unutanlar ve bilhassa sonradan gelen bîhaberler yüzünden, o hatırlama da bazen boşa gidiyor.

Netice: Sahip olduğumuz her türlü cihazı, evvelâ yerine, usûlüne göre ve dozajında kullanmalı. Sâniyen, temel değerlere, müstahsen örf, adet, geleneklere zarar vermeyecek şekilde kullanmalı.

Okunma Sayısı: 1371
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Kerim Soyten

    2.7.2024 23:58:33

    Kilit bir koknu. Hem evde hem misafirlikte ekranları kontrol etmeliyiz. Onlar bizi kontrol etmemeli

  • Erhan

    2.7.2024 10:32:20

    Örf, adet, gelenek, göreneklerimizden bizleri alıkoyan bu durumu çok güzel özetlemişsiniz. Yalnız bizi bu değerlerimizden uzaklaştıran en önemli unsurlardan bir tanesi özellikle son çeyrekte insanların ümitlerini yok ederek, hasta ruhlu insanlar oluşturdular. insanlar insanlardan kaçar konuşmaz oldu. Bu nedenlerle insanlar birbirlerinden konuşmaktansa teknolojik cihazlarla meşgul olup yüz yüze konuşarak değil, onlarla iletişim kurmayı tercih ediyorlar. Çok kötü ve tehlikeli bir durum.

  • Abdullah Tunç

    2.7.2024 08:33:46

    Emirdağ Lahikasında geçiyor; 5-9.yaşından 14-15 yaşına kadar çocuklar Risale yazmışlar, Risale-i Nur hizmetiyle meşgül olmuşlar.Üstad Hazretleri bunlar için; Risale-i Nur ile meşgüliyet her şeyden daha cazip ki, Nur ile meşgül oluyorlar.Bu cazibe nurlarda var ama hissedilmiyor.Hissettirmek te büyüklerin işidir.Yetiş kinler Nurlardaki hakikatla rı fiilen yaşarsa ve hem li.san-ı hal ve hemde lisan-ı kal ile neşrederse büyük bir cazibe vesilesi olur.Nazarları nurlara çe virir ve gençlerimiz de bu manevi, cazip alana yöne lirlerAllah'ın izniyle böyle ce zamanın tehlikelrinden kutulurlar.Şimdilik hatırı ma gelen bunlardır. Mutla ka başka şeylerde vardır. Bu derin sosyala yaraya neşter vurduğu için sevgili yazarımızı tebrik ediyorum.

  • Abdullah Tunç

    2.7.2024 08:14:30

    Çok önemli bir sosyal yara ve dert işlenmiştir. Cep telefonu ve tv'ler insanları esir etmiştir.Za manın büyük bir bölümü bu cihazlarla geçiririliyor. İzlenen bu proğramların çoğu boş, malayani şeyler dir.Faydalı şeyler vsrsa da azdır.Bunlar hem zamanı boş yere harcıyor ve hem de sağlığı bozuyor.İnasan lar arasındaki sosyal ve in sani ilişkileri ve diyaloğu zayıflatıyor.Gittikçe insan lar birbirinden uzaklaşıyor .İnsanları yalnızlığa itiyor. Kardeşlik ve muhabbet hislerini zedeliyor.Sosyal hayatın ahengini bozuyor. Yerinde ve dozun da kullanılsa faydalıdır. Sur'atla çok çeyler öğreni liyor.Kısa zaman içinde bil giler yayılıyor,gerekli yerle re ve kişilere intikal ettirili yor.Bu teknik ve teknolojik cihazlardan daha cazip bir şeyler bulup, toplumun önüne getirilmedikçe, bu cazip,zararlı manyetik alanlardan insanları koru mak zordur.Çare yok mu? mutlaka vardır,arayıp, bu lup insanlığa sunmak gerekiyor;

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı