"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vaatten çok icraate bakmalı

M. Latif SALİHOĞLU
28 Haziran 2024, Cuma
İktidara, yönetime talip olanların vaatleri saymakla bitmez.

Hele seçim kampanyalarındaki vaatler listesine baktığınızda, hemen hiçbir eksiği bulamazsınız. Neredeyse yok yok. Dahası, hiç hesap-kitap yapmaksızın, lazım olan her şeyi alacaklarını, her işi yapacaklarını yemin-billah söyleyip dururlar.

Seçimler bitip hedefleri makama geldiklerinde ise, bakıyorsunuz birden sözleri, tavırları, edâları değişmeye başlıyor. Mâzeret üretmede ise, üzerlerine yok. 

Makam koltuğuna oturduktan sonra, ilk iş olarak size hemen abartılı bir borçlar listesini çıkarıp gösterirler. Ardından, o borçları afişe ederler. Bununla alında demek istiyorlar ki: Bizden fazla bir iş-icraat beklemeyin. İşte bakın, yönetime geldiğimizde bu borçlarla karşılaştık. Gördüğünüz gibi, aslında “büyük enkaz” devralmış olduk. Onun için, seçimlerde vaadettiklerimizi unutun; bizden fazla bir iş-hizmet falan beklemeyin.

İyi de, seçim sürecinde devletin, yahut belediyenin borçları sizin aklınıza hiç mi gelmedi? Bu hususu hiç mi düşünmediniz? Yoksa, bunları düşünmek ve söylemek işinize mi gelmedi?

Siyaset, bilhassa bu zamanda yalana o derece dolanmış ki, doğru ile yalanı birbirinden ayırd etmek âdeta imkânsız hâle gelmiş. Dahası, bu zamanda siyaset yalana daha fazla revaç vermiş durumda. Yakından baktıkça, tiksinmemek, iğrenmemek, midesi bulanmamak elde değil.

Onun içindir ki, Üstad Bediüzzaman, bu noktada altın değerindeki şu tavsiyede bulunuyor: “Bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen âdem, siyaseti bırakmalı.” (Kastamonu Lâhikası)

*

Konumuzun ana fikriyle birebir örtüştüğü için, Ziya Paşanın vecize olmuş o meşhûr beytini de zikrederek öyle devam edelim. Şair diyor ki:

Âyinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz;

Şahsın görünür rütbe–i aklı eserinde.

Şairin bu sözü, genel bir ölçüyü, bir temel kàideyi nazara veriyor. Dolayısıyla, bu hakikatli söz, aslında herkes için söylenebilir. Zira, bu herkes için geçerli olan, olması gereken bir prensibi yansıtıyor. Ama bu söz, daha çok politikacılar ve bilhassa iktidar mevkiinde bulunan idareciler için her zaman için geçerliliğini koruyan bir mihenk taşı gibi kabul edilmeli.

Çünkü, iktidar sahipleri, içi boş hamasî söz ve söylemlerle milleti oyalamak yerine, yaptığı icraatlarla kendisini göstermeli, ispat etmeli. Doğru olanı budur ve böyle de olmalı. Tâ ki, vatandaşa bir güven gelsin. Her defasında hayal kırıklığına uğramasın. Söz ve icraat birbirini tutmadığında, hele ki birbirine zıt düştüğünde, ortalığı umumi bir karamsarlık havası kaplamaya başlar.

Onun için, yönetenlerden sızlanma değil, problemlere çare-çözüm beklenir, sıkıntılara karşı devâ ve derman beklenir.

*

Peki, iktidar tepesinin zirvesinden atılan hamaset yüklü nutuklar, hiddet ve öfke soslu açıklamalar, hayal mahsulü beyanat ve konuşmalar, acaba neyi hallediyor? Hangi derde devâ oluyor? Şimdiye kadar bunların ne faydası görüldü?

Bunlar, acaba vatandaşın karnını doyuruyor mu? Sıkıntılarını gideriyor mu? Huzuru, sükûnu temin ediyor mu? Mâsum canların yanmasını engelliyor mu? Akan gözyaşlarını dindiriyor mu? İşsizliğe, yoksulluğa, fakirliğe çare oluyor mu? Yatırımları çoğaltıyor mu? Ekonomiyi güçlendiriyor mu? Yoksa bu lâflar, yaşanılan başarısızlığın üzerini sadece perdelemeye mi yarıyor?

Temenni edelim ki, bir idare sanatı olan siyaset, yavaş yavaş yalanlardan arınmaya ve söz ile icraatin birbirini doğruladığı bir mecraya yönelmeye başlasın.

Okunma Sayısı: 1286
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    28.6.2024 05:25:38

    Ülkemizin bu manada en büyük siyasi sorunu, seçimlerden önce aday olanların, kendilerini halkın hizmetkarı gibi gösterip, halkın önünde el pençe divan durup, dilenerek oy ister bir durumdayken, seçildikten sonra kendisini milletin efendisi yerine koymasıdır. hesap sormasını bilmeyen araştırmayan, sorgulamayan, yargılamayan, eğitim seviyesi düşük toplumlar bu şekilde çok rahat kandırılıp, güdülebilmektedirler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı