İktidarın imar ve fizikî kalkınmaya verdiği önemi, adalet, hukuk, ahlâkî değerler ve manevî alanlarda aynı ölçüde gösteremediğini, yıllar içinde yapılmış itiraflarda görüyoruz.
Bülent Arınç’ın, Başbakan Yardımcısı iken 2014 yılında ifade ettiği, “Maddî anlamda ülkemize çok büyük hizmetler verdik. Ama aynı gelişmeyi, manevî alanda yaşayıp yaşamadığımızı gözden geçirmemiz lâzım” sözü hafızalarda duruyor.
Aradan geçen 12 yılda bu yönde açık itiraflar yapılmasa da manevî eğitimin eksikliği giderek daha fazla hissediliyor.
Son günlerde hükûmet yetkililerinin, “Operasyonların cemaatlere değil, suç işlediğine inanılan kişilere yönelik olduğu” yönündeki ısrarlı açıklamalarına rağmen, Millî Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik’in de ifade ettiği gibi, “Olgu bu olsa da, ne yazık ki algı böyle değil...”
Tarikat ve cemaatlere yönelik soruşturmaların meydana getirdiği tartışmaların, toplumun manevî hayatını daha da zayıflatıp zayıflatmadığı ise ayrıca düşünülmesi gereken bir konu.
***
ANKETLERDE DİN ARAŞTIRMALARI
Bu tartışmaların yaşandığı dönemde, geçtiğimiz yılın son aylarında MAK Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen “Din Araştırması” sosyal medyada sıkça paylaşılıyor.
Kasım 2025’te yayımlanan araştırmada, Türkiye genelinde 24’ü büyükşehir statüsündeki iller olmak üzere 48 ilde 6 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşme ve çoklu tarama modeli kullanıldı.
Araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktı. Ancak sosyal medyada araştırmanın birçok sonucu yanlış veya eksik aktarılıyor.
Biz, MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat’tan aldığımız sonuçları aktaralım.
Allah’ın varlığına inanıyorum: %89; inanmıyorum: %6.
“Dininiz davranış ve yaşam biçimlerinizi ne ölçüde etkiler?” sorusuna “Az etkiler” diyenler: %44; “Hiç etkilemez” diyenler: %26.
Meleklerin varlığına inanıyorum: %78; inanmıyorum: %17.
Kur’ân-ı Kerîm ve diğer İlâhî kitapların vahiy yoluyla geldiğine inanıyorum: %75; inanmıyorum: %19.
“Evinizde Kur’ân-ı Kerîm var mı?” sorusuna “Evet, evimizde var ve düzenli aralıklarla okuyoruz” diyenler: %25; “Evet, evimizde var ama düzenli olarak okumuyoruz” diyenler: %38; “Hayır, evimizde Kur’ân-ı Kerîm yok” diyenler: %32.
Kur’ân-ı Kerîm’i Arapça okuyamıyorum: %70; okuyorum: %30.
Kur’ân-ı Kerim öğrenme amacıyla hiç Kur’ân kursuna gitmedim: %70; gittim: %30.
Kur’ân-ı Kerîm’i Türkçe mealinden okumayanlar: %87; okuyanlar: %13.
Kadere inanıyorum: %55; inanmıyorum: %10.
Peygamberlere inanıyorum: %79; inanmıyorum: %14.
“Hz. Muhammed (asm) benim için her anlamda rol model/örnektir” diyenler: %38; değildir diyenler: %17.
Ahirete inanıyorum: %77; inanmıyorum: %16.
“İslâm diniyle ilgili bilgilere en çok hangi kaynaklardan ulaşıyorsunuz?” sorusuna “Dinî kitaplar” diyenler: %14; “İnternet” diyenler: %71; “Din görevlilerine sorarak” diyenler: %5.
“Namaz kılıyor musunuz?” sorusuna “Evet, beş vakit namaz kılıyorum” diyenler: %16; “Ara sıra vakit namazlarını kılıyorum” diyenler: %15; “Cuma, bayram, teravih ve bazı özel günlerde namaz kılıyorum” diyenler: %22; “Namaz kılmıyorum” diyenler: %30.
“Herhangi bir tarikat veya dinî cemaate girdiniz mi ya da mensup musunuz?” sorusuna “Hayır” diyenler: %30; “Evet” diyenler: %15; “Kararsızım/cevapsız” diyenler: %20.
“İslâm ülkelerini birleştiren kurumsal bir yapıya ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna “Evet” diyenler: %58; “Hayır” diyenler: %35.
“İnsanlar dinden uzaklaşıyor” diyenler: %55; uzaklaşmıyor diyenler: %38.
“Ramazan ayında oruç tutuyor musunuz?” sorusuna “Tutarım” diyenler: %25; “Hiç oruç tutmam” diyenler: %24; “Bir kısmında tutarım” diyenler: %43.
“Dinî eğitim çocuk yaşta verilmeli” diyenler: %38; verilmemeli diyenler: %50.
“Zekât veriyorum” diyenler: %14; “Maddî durumum müsait olmadığı için vermiyorum” diyenler: %35; “Vergi veriyorum, ayrıca zekât vermeye gerek yok” diyenler: %25.
Bu rakamların her biri üzerinde ayrıca düşünmek gerekiyor.
***
REHBERLİĞE İHTİYAÇ VAR
Araştırmanın analizindeki “Geleneksel yapılar (cemaatler, din adamları, klasik anlatılar) toplum üzerindeki otoritesini büyük ölçüde kaybederken, dinî bilgiyi edinme biçimi de değişmiş; halk, özellikle gençler, dijital platformlar üzerinden kendi bilgi yollarını oluşturmaya başlamıştır. Ancak bu bilgi dağınık, çoğu zaman yüzeysel ve fragmante olduğu için, bu alanın rehberliğe hâlen ihtiyaç duyduğu da ortadadır” değerlendirmesindeki “rehberliğe ihtiyaç duyulduğu “da dikkat çekici
Aynı araştırma şirketinin 2017 yılında yaptığı araştırma analizindeki “toplumun inanç erozyonuna karşı ivedilikle bir manevî kalkınma seferberliğine ihtiyaç olduğunu göstermektedir” denildiğini de not düşelim.
Ülkemizin hâl-i pürmelâlini anlamak isteyenler için önemli veriler ihtiva eden araştırma sonuçları, başta aile olmak üzere devlete ve STK’lara büyük görevler düşüyor.
Manevî alanda vakit geçirmeden bir seferberliğe ihtiyaç olduğu gün gibi ortada.