"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En büyük farz vazife-3- Çare: Tesanüd-ü imanî

Şemseddin ÇAKIR
06 Eylül 2026, Pazar
Bugün öyle ittifaklara ihtiyaç vardır ki bizi Amerika ve Avrupa karşısındaki zilletlerden kurtarsın.

Âlem-i İslâm bir asrı aşkın zamandır bu dağınıklığın bedelini ödemektedir. Kim bu zilletin izalesine vesile olursa, her iki dünyasını da mamur eder.

Gazze’de yaşanan vahşet karşısında vicdanlar sızlıyor. Hatta gayrimüslimler bile tepki gösterirken, Müslümanların bir kısmının sessiz kalması insanı derinden yaralıyor.

Merhum Mehmet Âkif’in şu mısraları sanki bugünü anlatıyor:

“His yok, heyecan yok; leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana; sen böyle değildin.”

Fakat bu muammanın sırrını başka bir ibretli hadise ile de anladık.

İran hadisesinde saldırıya uğrayan yerlerin Amerika yerine bazı İslâm ülkeleri olması ilk bakışta şaşırtıcı görünüyordu. Sonra anlaşıldı ki güvenliklerini Amerika’ya devrettikleri için kendi toprakları üs olarak kullanılmıştı.

Ne acı bir tablo!

Demek ki Amerika onları korumamış, aksine adeta kalkan olarak kullanmıştır.

Bu zillet hiçbir Müslüman’a yakışmaz.

Bunun sebebi açıktır: ABD vardır; fakat İslâm dünyasının müşterek bir birlik yapısı yoktur.

İşte Üstad bu hakikati şöyle ifade eder:

“Ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüdden hâsıl olan bir deha ile âlem-i İslâmı eziyor. Onun çaresi; ehl-i hak tarafından dahi bir şahs-ı manevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı manevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza etmektir.” (Yirminci Lem’a)

Doğru kullanılırsa Mekke Sözleşmesi Üstad’ın işaret ettiği tesanüd-ü imanî açısından bir fırsat olabilir. 

Çünkü başka çare görünmüyor: Ya bütün insanlar Müslüman olacak yahut ittihad-ı İslâm gerçekleşecektir.

Onun için bu yazıda “En büyük farz vazife” başlığını kullandık.

Zira Üstad, böyle bir vaziyette, “Bu asrın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslâm’dır.” buyurmaktadır.

Üstelik buna en azılı düşmanların bile itiraz hakkı yoktur. Çünkü bu, aynı zamanda bir saldırmazlık anlayışını da içinde barındıran bir müdafaa hattıdır.

Kur’ân’ın ifadesiyle: “Senin dinin sana, benim dinim bana.”

Artık başkalarının bizim üzerimizden hesap yaptığı devrin sona ermesi gerektiğini ihtar etme zamanı gelmiştir.

Haklı olmak ancak hak dinle mümkündür. İslâm’ın hükümleri cihanşümuldür.

Biz, hayırlı işlerin önünde çok zararlı engeller bulunacağını da biliyoruz. Bunun için mutlak maslahatların, vehmî zararlar uğruna feda edilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Vesselâm.

Okunma Sayısı: 137
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı