Sevgili arkadaşlar,
Bugün 11 Ocak. Peki bugün neler olmuş biliyor musunuz? 11 Ocak, hem Mekke’nin fethi, hem de Dünya Affetme Günü olarak anılıyor. Mekke’nin fethi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) affediciliğini bütün dünyaya gösterdiği çok önemli bir gündür. Mekke, hicrî takvime göre hicretin 8. yılında 20 Ramazanda, miladî takvime göre ise 11 Ocak 630 tarihinde fethedilmiştir.
Ne olmuştu?
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (asm), İslâm’ı anlatmaya başladığında Mekke’deki müşrikler buna çok sert tepki göstermişti. Çünkü putlara tapıyorlardı. Bu yüzden Müslümanlara ve sevgili Peygamberimize çok büyük zulümler yaptılar. Zulümler artınca Peygamber Efendimiz (asm), Müslümanların daha güvenli bir yere gitmesine izin verdi. Böylece hicret, yani Mekke’den Medine’ye göç gerçekleşti. Müşrikler hicretten sonra da durmadı. Müslümanların Mekke’de bıraktığı malları yağmaladılar ve Medine’ye saldırılar düzenlediler. Buna rağmen Peygamber Efendimiz (asm) her zaman barışı tercih etti ve kan dökülmesini istemedi.
Fetih, savaşsız gerçekleşti
Aradan yıllar geçti. Müslümanlar güçlendi. Hicretin 8. yılında, 11 Ocak 630 tarihinde, Peygamber Efendimiz (asm) ve Müslümanlar Mekke’ye girdiler. Bu giriş hiç savaş olmadan, kan dökülmeden gerçekleşti. Peygamberimiz (asm) askerlerine kimseye zarar verilmemesini emretti. Mekkeliler kendilerinden intikam alınacağı korkusuyla titrerken Peygamberimiz (asm) onlara şu tarihî sözü söyledi: “Ey Mekkeliler! Ben de kardeşim Yusuf’un kardeşlerine dediği gibi: Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allah sizi affetsin! Şüphesiz O, merhametlilerin en merhametlisidir diyorum. Haydi gidiniz, artık serbestsiniz!” Böylece Mekke, kılıçla değil, affetme, merhamet ve adaletle fethedildi. Mekke’nin Fethi, İslâm ve dünya tarihinde en büyük affetme örneklerinden biri olarak, bugünün insanları için de en güzel derstir.
Her kötülüğü affetmeli miyim?
Affetmek, yapılan yanlışı doğru saymak değildir. Affetmek, “Bu beni incitti, üzdü ama ben kalbimde kin taşımak istemiyorum” diyebilmektir. Kur’ân’a ve sünnete göre, affetmek güzel ve doğru olanıdır, kalbimizi huzura kavuşturur. Şunu da unutmayalım arkadaşlar, affetmek haksızlığa razı olmak değildir. Haklı olduğumuz konuda daima doğruları savunmalı ve söylemeliyiz. Bir de, Risale-i Nurda affetmenin de bir ölçüsü verilmiş. Mana olarak ifade edeyim; biz başka birileriyle aramızda geçen davalarda affedebiliriz. Fakat, dünyada çok büyük kötülükler ve çok zalimler var. Sayısız kişiye zararı dokunan, binlerce kişinin hakkını hukukunu çiğneyen bu kötülere karşı biz affedici olamayız. Bunları affetmek doğru değil ve affetmeye de hakkımız yoktur. Yoksa o zalimliğe ortak olmuş oluruz. 1
Dipnot:
1- Kastamonu Lahikası/19. Mektup