Unutuyoruz; herkesin ayrı bir memleket olduğunu. Sınır ihlalleri bu yüzden olsa gerek!
*
SELAM VE SAVAŞ
Selâmün aleyküm...
Aleyküm selâm... Ne demek?
Ben buraya kavga etmeye gelmedim, demek. Ey selâm medeniyetinin içinden geldiğini söyleyenler! Dört nala/dert nala savaşa çağırmayın dünyayı. Önce büyük savaşı -o nefisle savaşı- halledin hele de diğerlerine vakit kalmayacak zaten! Anlaştık mı!
*
TEZGAH
Sayın Demokrasi Oyuncuları,
Demokrat olmadığınızı gördük. Halkların teveccühünü yanlış değerlendirdiniz. Dünya bir şeyi kaybetmiş. Huzur arıyor, zenginlik arıyor, cehalet aramızda barınmasın, diyor. Siz bebelerin süt parasını da silaha yatırıyorsunuz. Tezgahtan iyi şeyler çıkmıyor.
*
BU ZAMLAR NEYİN NESİ?
Bu zam işlerinden çok anlamam da bu ülkede yaşadığımdan meraktayım. Şu mizahı da izah eden var mıdır: Gaza, beze, vergilere zam anlaşılıyor da işçiye, memura ne diye -az da olsa- zam yapılır; bu tuhaf! Sıradan insanlar iktisatla yaşar; siz su başındaki sıra dışılar kendinizi düşünün: o maaşlar size yetiyor mu?!
*
ETLİ SÜTLÜ
Etliye sütlüye karışmayan; hayata karışmış olur mu?!
*
YORGUN DÜNYA
Yüz yıllık yorgunluğumuz; ip/inceldiği yerden koptu kopacak. Birisi bir çığlık atmalı. Duymalı dünya uyanmalı. Dünya çok yorgun... Aç, susuz, uykusuz.
*
NORMALE BİR YOL AMAN!
Dünya çok gergin... Liderler sert... Eller tetikte... Vergilerin çoğu silaha... Fukaralık umurunda değil beyfendilerin...
Nutuklar, tehditler... gırla kıyamet... Tamam da efendiler; bu dünyada sadece başkanlar yaşamıyor; halk diye birileri var ve hayat devam ediyor. Yorulmuşsunuzdur, çare arayacak sabrınız kalmamıştır. İşiniz çok; kitaplardan uzak kaldınız. Tamam; halk sizi seviyor da olabilir. Fakat demir de yoruluyor. Hem tek başınıza olmaz. Her şeyi istişare edin. Böyle kavga gürültüyle olmaz. Osmanlı bile tarih oldu. Hayatın dilini çözmezseniz; sizi çok kolay çözerler. Dünya burnundan soluyor. Normalleşmek unutuldu gibi.
*
SAVAŞLARI SAVMAK
Savaşmaktan başka işler bulun. Kana doymuşsunuzdur. Dünya fânî... Hep gideceğiz, zaten! Aceleye gerek yok.
Burnunuzdan soluyorsunuz. Güzel bir çay demleyin. Yanında otlu peynir... Kılıcınızı kınına sokun. Kitap karıştırın biraz. İyisinden şiirler okuyun. Cehaletle, fukaralıkla ve savaşla savaşın!
*
DEVLET YA DA SAADET
Türkçede devlet; saadet demektir. Hukukun olmadığı yerde devlet yoktur.
*
KORKU VE ECEL
Ataları da dinlemiyorlar; keyifleri bilir. Ecele faydası olmayan korkuya iyi sarıldılar da halktan korkanlar iflah olmuyor. Yasaksız ve Konuşan Türkiye’ye gidiyoruz, tam darbelerden kurtuluyoruz derken olan yine kitaplara oldu. Daha matbaadayken el kondu. Eski hâl geri geldi; iyi mi?!
*
SUSMAK ÇARE İSE
Herkes sussa ülke İzlanda olur mu [acep?!]
*
MİLLETTEN MEKTUP VAR
Seçilenlere dokunan ülkeler ne olursa olsun geri kalır. Almanya’da her seçilen melek mi? Biz de onlar gibi bekleyelim. Menderes’in kanı akıtıldı da ülke nefes mi aldı; lütfen halka güvenin; halktan korkmayın. Haa, kendine güvenen seçime gider; çaldıyı çırptıyı millet görür. Defalarca millet görmedi de başkaları nasıl gördü?! Bir sefer olsun halka bi’ he diyelim; bak neler oluyor. Yaşasın sandık selamı, halkın duruşu, demokrasi kelamı…
*
ADALET
Geç gelen adaletin adı hâlâ adalet midir?! Adaletin içinde Cennet kokuları varken niye öteki, başka, dikenli yollara sapılır?! Ve bu Cennet selâmı bir gün herkese lazım olacakken…