Evlilik, iki farklı dünyanın tek bir çatıda birleşmesi, “ben” kelimesinin usulca “biz”e dönüşmesidir.
Bu mukaddes yolculuk, başlarda sadece iki yolcunun birbirini tanıması, birbirinin eksiklerini omuzlamasıyla ilerlerken; haneye bir evladın katılmasıyla yepyeni bir boyuta taşınır. Evlilik toprağının en güzel meyvesi olan çocuk, aslında o toprağın ne kadar verimli, ne kadar şefkatle işlendiğinin de en berrak aynasıdır.
Haneye bir bebeğin katılması ve aylar geçtikçe ebeveynlerin gözü önünde adım adım büyümesi, bu hakikatin en canlı şahididir. Bir bebeğin ilk mırıltıları, tutunarak kalkmaya çalıştığı o anlar, sadece küçük bir bedenin gelişimi değil; aynı zamanda karı-kocanın manevî büyüme sürecidir. Zira çocuk yetiştirmek, salt bir bakım serüveni değil; evlilik bağlarını test eden, sabır ve merhametle o bağları daha da kavî kılan bir hayat mektebidir.
Risale-i Nur’da altı çizilen o muazzam sır, evliliğin ve çocuk eğitiminin kesiştiği yerde saklıdır. “Şefkat kahramanı” olan annelerin, evlatlarına nakşettiği o sarsılmaz sevgi, evliliğin de en tutkalı, en kuvvetli bağıdır. Bir çocuğun zihnine kâinatı mana-i harfî ile okumayı, yani yaratılana Yaradan’ın eseri olarak bakmayı öğretecek olan ilk medrese, anne-babanın kendi aralarındaki muhabbet dilidir. Çatışmaların nezaketle çözüldüğü, eşlerin birbirinin yükünü hafiflettiği bir evde büyüyen çocuk, huzuru ve ahlâkı kitaplardan değil, evinin havasını soluyarak öğrenir. Babanın anneye gösterdiği hürmet, çocuğa şahsiyet olarak döner; annenin babaya duyduğu vefa, çocuğun kalbine merhamet olarak kazınır.
Bazen gecenin bir yarısı uykuların bölünmesi, eşlerin birbirine “sen dinlen, ben bakarım” diyebilmesindeki o feragatte gizlidir evliliğin asıl sihri. İşte insanın en büyük imtihanı ve nefis terbiyesi tam burada başlar. İnsan kendi yorgunluğunu, kendi konfor alanını bir kenara itip eşinin yükünü aldığında, aslında sadece çocuğuna ebeveynlik yapmış olmaz; aynı zamanda eşine de en güçlü “seninleyim” mesajını verir. Beklentilerin asgarî düzeyde tutulduğu, kusurların şefkatle örtüldüğü böyle bir evlilik iklimi, bir çocuğun yeşerebileceği en bereketli topraktır.
Hâsılı; evlatlar, büyüklerin ağzından çıkan sözleri değil, ortaya koyduğu hâli kopyalarlar. Eşlerin omuz omuza verip bir canı hayata hazırlaması şüphesiz gösterir ki; iyi bir anne-baba olmanın yolu, evvela iyi bir eş olmaktan geçiyor. Çocuğun kalbini inşa etmek, eşlerin birbirinin kalbine gösterdiği özende saklıdır. Kökleri birbirine kenetlenmiş, muhabbetle beslenen bir evlilik ağacı, gölgesinde büyüyen çocuğa dünyadaki en güvenli sığınağı sunacaktır.