"Haddini bilmek, hesabını bilmek" sıkça kullanılan bir deyimdir ve birbirlerine yakın anlamlar taşırlar, ancak ince bir anlam farkı vardır.
1. Haddini bilmek: Bir kişinin kendi sınırlarını, yeteneklerini, gücünü veya toplumdaki konumunu bilmesi ve buna göre davranması anlamına gelir. "Haddini bilmek," kişinin kendini aşan veya yetkisi olmayan bir işe kalkışmaması, kendi konumuna uygun hareket etmesi gerektiğini ifade eder.
2. Hesabını bilmek: Bu deyim ise daha çok kişinin bir işi yaparken ölçülü, dengeli ve dikkatli davranmasını, kaynaklarını veya gücünü verimli bir şekilde kullanmasını ifade eder. "Hesabını bilmek," özellikle para, zaman veya enerji gibi kaynakların israf edilmemesi gerektiğini vurgular.
Özetle, "Haddini bilmek" kişinin sınırlarının farkında olmasını ifade ederken, "Hesabını bilmek" ise kişinin kaynaklarını ve imkânlarını akıllıca kullanmasını vurgular.
Bu hususu İstiklâl Marşımızın yazarı merhum Âkif şu şekilde belirtir: İnsanların hayatta iki şeyi bilmesi gerekir. Bunlar ise haddini ve hesabını bilmektir. Ben haddimi bildim, ama hesabımı bilemedim, der.
Evet, gerçekten de günümüzde pek çok insan ne haddini, ne de hesabını bilmediğinde, bu durum toplumda huzursuzluk ve mutsuzluk doğurabiliyor. Haddini bilmeyen insanlar, kendi sınırlarını ve başkalarının haklarını gözetmeden hareket ettiklerinde çevrelerindeki insanlara zarar verebiliyorlar. Bu, hem ferdî ilişkilerde, hem de toplumun genel yapısında gerginliklere yol açıyor.
Öte yandan hesabını bilmemek de insanların maddî ya da manevî kaynaklarını doğru yönetememelerine, aşırı harcamalara, gereksiz streslere ve sonunda pişmanlıklara sebep olabiliyor. Bu durum, hem fert olarak kişiyi yıpratıyor, hem de toplumdaki huzuru olumsuz etkileyen bir unsur haline geliyor.
Toplumun daha mutlu ve huzurlu bir yapıya kavuşabilmesi için kişilerin kendilerini tanımaları, sorumluluklarını ve sınırlarını fark etmeleri, aynı zamanda sahip olduklarını doğru bir şekilde değerlendirmeleri çok önemli. Bu, sadece kişilerin mutluluğunu arttırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumdaki uyumu ve huzuru da destekler.
Haddini bilen, ahlâk ve izzetini,
Hesabını bilen de, malını mülkünü ve canını korumuş olur.