"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ne zaman ihtiyaç hissetsek...

04 Temmuz 2020, Cumartesi 00:09
Şimdi zamanımızda bütün kapılar, pencereler açık…

Eskiden hep tembih ederlerdi: “Kapıyı, pencereyi kapat, açık bırakma… Kapıyı bastır (arkadaki sürgüsünü sür!)”

Aman ha aman!... Bu ahirzaman hadisatı içerisinde, ehl-i dalâletin, ehl-i sefahetin, ehl-i ilhadın küfürlerinin hücum ve savletleri karşısında değil kapıyı, pencereyi açık bırakmak, mümkünse aralık bırakmamak, küçük bir deliği bile kapatmak lâzım.

Vücudumuz itibariyle nefsimiz, ailemiz, akrabalarımız, yakın çevremiz, mahallemiz, köyümüz, ilçemiz, şehirlerimiz, memleketimiz ve bütün dünya ne çekiyor, başına ne belâ, ne musîbet, ne sıkıntı geliyorsa küfrün hafife alınarak; akıl, kalb ve ruh kapılarının, pencerelerinin sonuna kadar açık bırakılmasından ve kapalı tutulması konusundaki su-i istimaller ve vurdumduymazlıklardan, ihmallerdendir.

Allah’a açık bir kalb, akıl ve ruhun alacağı feyiz, bereket ve itminan-ı kalbden dolayı bütün küfürlere karşı kapalı ve korumalı olacağı aşikârdır.

Eğer Allah’a olan iman, itikat, inanç kuvvetli değilse insan her uzvuyla, her organı ve lâtifesiyle küfrün karşısında kapı ve pencereleri aralık kalmış ve aralanmış demektir.

Zaman öyle bir zaman ki en küçük delikler bile bu zamanın küfrü karşısında kapatılmalıdır. Bu zaman başa gelmeden tedbir alma zamanıdır. Bu zamanın küfrünün, dalâletinin tecrübesi olmaz, denemesi, biraz yapayım da sonra bırakırım vaadi olmaz!.. Yani bu işin şakası olmaz!..

Yapılan ibadetler, hayırlar ve güzellikler eğer devamlı olsun ve sahih olsun isteniyorsa küfre, dalâlete, sefahete, günahlara geçit vermemek, taviz vermemek gerekiyor. Velev ki zamanımızca çok küçük, mübarek bile olsa!.. 

Bütün zamanların en büyük bir afatı bu zamanın küfrüdür, dalâletidir, sefihane ve rezilane hayatıdır. Buna karşı değil bunları taklit etmek elden geldiği kadar kaçmak, kaçmak lâzımdır, elzemdir.

Evet, bu kadar tehlikeli ve büyük zulüm ve küfür karşısında da Cenab-ı Hakk’a hadsiz, sonsuz şükürler olsun ki; Kur’ân’ın elmas, sarsılmaz, mağlûp olmaz kılınçlarıyla donatılmış, tahkim edilmiş, bu zamanın muazzam ve muhteşem Kur’ân tefsiri Risale-i Nurlar ve müellifi Bediüzzaman Said Nursî’yi Cenab-ı Hâk ihsan ve ikram etmiş.

Elimizden geldiği kadar değil, belki ısrarla ve devamlı olarak bu zamanın yaralarına, hastalıklarına bir merhem, bir ilâç olan Risale-i Nurlar’ı çok çok okumak, anlamaya çalışmak ve hayatımızda öğrenebildiğimizi gösterebilmek lâzımdır. 

Her zamanda, her görevli, vazifeli şahıslar Kur’ân tefsirleri yazmışlar, kaleme almışlar. Bu ahirzamanın küfür ve dalâletine, hücumlarına karşı en mücerreb bir ilâç ve deva olarak yazılan tefsir ise Risale-i Nurlar’dır.

Elhamdülillah nereye baksak, ne zaman ihtiyaç hissetsek, nerede bulmak istesek Risale-i Nurlar mevcut, var… Yeter ki okuyalım, okuyalım ve istifade edelim inşallah.

Okunma Sayısı: 1003
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı