"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

CHP’nin din ve mukaddesat düşmanı olmasını isteyenlere dair…

Şükrü BULUT
03 Ocak 2022, Pazartesi
Yanlış anlamalara çokça açık bir konuda yazdığımızın farkındayız.

Bizim mevzuyu dikkat ve hassasiyetle işlememiz yetmeyecektir. Okuyucularımızın da, en az bizim kadar hassas ve ölçülü bir şekilde makaleyi okumaları gerekiyor ki, mevzu yersiz tartışmalara ve gıybetlere kaymasın…

Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere, mevcut Türkiye siyasetinin haritasındaki önceliğimiz demokrasidir. 12 Eylül süreciyle ülkemizin içine düşürüldüğü girdaplarla, demokrasisi tamamen rafa kaldırılmış bir güne geldiğimizi müteaddit defalar yazdık. Demokrasinin olmadığı bir ülkede “Siyasî partileri” hangi ölçülerle değerlendireceğiniz de meçhuldür. Dolayısıyla siyasî partiler de misyon ve manalarını kaybetmişlerdir. Kırk küsur sene öncesine dönmüyoruz. Bil mecburiye o süreci tarihçilere bıraktık. Yalnızca yarınki Türkiye’ye odaklanmaya çalışırken, demokrasisi işlemeyen bir devletin asla bağımsız olamayacağını belirterek, yüzümüzü geleceğe çeviriyoruz.

Siyasî partiler, bilhassa muhalefet partilerinin varlığı, demokrasinin temel esasları olduklarından, ülkenin içine düşürüldüğü şu dehşetli labirentten de yine siyasî partilerle, sandıkla ve millî birlik-beraberlikle çıkılacağına inanıyoruz. Mantığımızın alamadığı ve havsalamıza sığışmayan bir hususu, sizinle paylaşmak istiyoruz. Mevcut iktidarın karşısındaki Ana muhalefet Partisine karşı, bilhassa Cumhurbaşkanının takındığı tavır ve kullandığı üslûbun “DEMOKRASİYİ” zehirleyen bir hal olduğunu ibretle takip ediyoruz. Burada bazı okuyucularımız, Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman’a zulüm ile şöhret yapmış CHP’yi müdafaa ettiğimizi zannedeceklerdir. Bu zannın ne kadar yanlış olduğunu; doğru bir demokrasi tanımını uzmanından alarak öğreneceklerdir. Anayasa, kanun hâkimiyeti, hukukun üstünlüğü ve hilesiz seçimlerden bahsedebilmemiz için, kaide ve kanunların taraflara göre farklı çalıştırılmaması gerekiyor. Geçmişi kusur ve hatalarla dolu olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticileri; halkın önüne çıkıp geçmişlerinden özür diliyorlar. Din ve vicdan hürriyetlerine bilhassa tek parti döneminde millete büyük zararlar verdiklerini, masum insanlara zulmettiklerini itiraf ediyorlar. Ve sonra da; hem geçmişte ve hem de günümüzdeki zulüm ve adaletsizliğin ancak demokrasi ile aşılabilineceğini ilân ediyorlar. Ve demokrasi yolunda, dünkü geleneksel slogan, duruş ve birçok gerideki fikirlerine mesafe koyduklarını anlatıyorlar, millete… İşin en ilginci de; ülkenin demokratikleşmesi ve bu dehşetli çukurdan kurtulabilmesi için, fikren kendisine çok uzak olan birçok siyasî hareket ile “DEMOKRASİ CEPHESİ” inşa ediyorlar. Mevcut iktidar ise; CHP’nin tek parti dönemindeki hata ve zulümlerini gündemde tutarak, efkâr-ı ammeyi doksan sene önceki çatışmaya çekmeye çalışıyor.

Kültürümüzde, hatasını kabullenmek büyük fazilettir. Partinin mevcut yöneticileri; dinî ve millî değerlere sahip çıktığını ifadeye çalışırken, mevcut hükümet ne özrünü, ne tövbesini, ne helâllik isteğini ve ne de bu milletin bir parçası olduğunu kabul etmeyerek, adeta saldırıyor. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefeti vatana ihanet ile, terör ile ve dış düşmanların tetikçiliğiyle itham ediyor, iktidar partisi… Dünyanın hiçbir ülkesinde, demokrasinin kurumlarını kullanarak demokrasiye savaş açmış bir iktidarı henüz bilmiyoruz.

Düne kadar; hem açılım, hem çözüm ve hem de akiller süreçleriyle beslediği “Marksist Kürt Hareketi” üzerinden muhaliflerini bu gün köşeye sıkıştırmaya çalışmak, elbette ahlâkî değildir. Marksist Kürt hareketinin partileşmesinde, Avrupalı neoliberallerle yaptıkları ortak çalışmalar meclisin zabıtlarına kadar girdi. Ve Yeni Asya bunu geçmişte yazmıştı. Madem ki kanunlarla kurulmuş bu parti ile dağdaki teröristler bir olarak değerlendiriliyor, neden bu partinin kapatılmadığını insana sormazlar mı? Elbette kapatamazlar, zira onlarla birlikte inşa ettiklerini Avrupa ve İngiltere yeşilleri açıkça ifade ediyorlar. Buradaki maksadın; muhalefeti millî ve dinî değerler üzerinden itibarsızlaştırmak ise, bunun vatan ve millete büyük zarar olduğunu bilmeleri gerekirdi.

Bir nokta daha kaldı. Demokrasilerin varlığı için siyasî partiler esastır. CHP’nin geçmişteki hata ve kusurlarını itiraf ettirmeye başlayan “DİNDAR VE MUHAFAZAKÂR İKTİDAR”; vatanını, milletini ve dinini seviyorsa, bu süreçte ana muhalefete yardımcı olmalı, değil mi? Zira parti içindeki Marksistlerle masonlar; geleneksel çizgimize ihanet ediyorsunuz diyerek yönetimlerini topa tutmuş görünüyorlar. Demokrasi için bu tür süreçlere bütün partilerin muhtaç olduğu hakikatini de bir kenara yazalım. Siyasî hareketlerin içindeki idareler, fanatizm ve radikalizmden yakalarını kurtaramazlarsa demokrasi nasıl gelsin ki...

CHP yöneticilerinin okudukları Kur’ân’ı, kıldıkları namazı, seslendirdikleri değerleri tezyif etmenin AKP’ye de faydası olmayacak. Kemal Kılıçtaroğlu, başörtüsü yasağının kendilerince kaldırıldığını iddia ediyor. AKP’nin, milletçe desteklenen bütün dinî ve millî projelerini başından beri desteklediklerini söylüyor. Ve ülkeye demokrasiyi getiren partinin kendileri olduğunu ifade ediyor. Kanaatimizce en doğru tarz, bir açık toplantı ile KILIÇTAROĞLU’nu halkın içine çıkamayacak şekilde bilimsel olarak tekzip olmalıdır.

Bunun daha basit bir başka yolu da var. CHP’nin kurucusunu ve ilkelerini koruma altına almış kanun maddesini değiştirerek AKP, bu partiyi günahlarında boğacak daha salim bir yola da gidebilir. Bugüne kadar kafasına koyduğu her değişimi gerçekleştirmiş AKP yöneticileri, hem 5816’yı ve hem de anayasamızın demokrasilere uygun olmayan girişindeki dört maddeyi kaldırarak, iktidarını daha kalıcı hale getirebilir. Fakat dinî değerleri, millî harsı ve Türklüğü tekeline alarak siyaset yapmanın en büyük zararını, geçmişte olduğu gibi bu millet çekmiştir.

Demokrasi yolunda bu milletin dinî ve millî değerlerine sahip çıkan muhalefete, din adına itiraz etmenin mantıkla örtüşmediği ortada. Ülkeye öyle veya böyle demokrasinin geleceğine inananların oluşturduğu cephe ile bu şekilde mücadelenin, önce AKP’yi bitireceğini, kendileri de görmeliydiler. Kenan Evren ile başlatılan “demokrasi düşmanlığı” bayrağını, bu güne kadar halka dindar görünen kadrolar taşımamalıydılar…

Okunma Sayısı: 2180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Osman

    3.1.2022 21:48:31

    Akp eski Akp değil CHP de eski CHP değil Özgürlükçü akp despot oldu Despot CHP özgürlükçü oldu Demokrasi ve hürriyeti kim savunuyorsa onun destekçisiyim Yaşasın demokrasi ve hürriyet Kahrolsun istibdad

  • Abdullah bilgin

    3.1.2022 21:29:20

    Hocam teşekkürler.

  • Haşim Özkan

    3.1.2022 17:30:50

    Ülkemizde ekonomi ağırlıklı bir savaş devam ediyor.İktidarın hataları saymakla bitmez.Ancak muhalefetin de tutulacak hiç bir yeri yok.Biz de ne yapacağımızı şaşırdık.Evdeki hanım ve çocuklar da iktidara atıyorlar ben de susuyorum.

  • Ahmet Said

    3.1.2022 15:37:36

    Çok güzel bir açıklık getirmişsiniz konuya. Hedef demokrasi olunca gerisi teferruat sayılır.

  • Hasan

    3.1.2022 15:16:26

    CHP için başlayan helalleşme sürecini, AKP de başlatabilir. İşte o zaman demokrasimizin gelişi hızlanacaktır.

  • Muharrem

    3.1.2022 13:48:01

    Dini ve mukaddesatı hasis menfaatleri için tekellerine alanlar, belki de kıyametin erkence kopmasına zemin hazırlıyorlar. Çünkü bütün hipnozlardan kuvvetli imiş bunun etkisi...

  • Hüseyin

    3.1.2022 13:28:23

    (2) Geçmişin hatalarını yanlışlarını günahlarını korkularını sürekli canlı tutmanın kimseye bir faydası yok ..geçmişte oyalanmak çöplükte dolaşmak farksızdır.. Ne demişti bir büyüğümüz Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal .. Maddi çıkarlarımıza ters olsa bile rakibimiz demokratik değerlere inanma ve davranma açısından  olumlu yönde  değişiyorsa ona sen neden değişiyorsun diyemeyiz ..aksine değişim için onu cesaretlendirmeli toplumsal barışın ve kaynaşmanın birlik ve bütünleşmenin yolu açılmalıdır...

  • Hüseyin

    3.1.2022 13:27:23

    (1) Hiçbir yapı parti grup veya cemaat ilanihaye yekpare kalmaz esner, değişir, değişmek zorunda kalır ..Zorunluluk ve sorumluluk, şartlar ve imkanlar canlı cansız bütün varlıkları değişime zorlar...Değişim; hayatta kalmanın rolünü oynamanın gereği ve neticesi olarak ortaya çıkar..Demokrasinin güzelliği ve evrenselliği esneklik ve değişim noktasında ortaya koyduğu genel geçer çözümlerle insan ruhunu ve fıtratını zedelemeden bireye verdiği haklar ve sorumluluklarla farklı kesimleri toplumları bir arada sorunsuz yaşatmanın, tahammülün bütün bir topluma  egemen olduğu, çoğunluğun azınlık, azınlığın çoğunluğun tahakkümü olmadan bir arada yaşatmasıyla farkını ortaya koyar..

  • İrfan göçmen

    3.1.2022 11:58:19

    Allah razı olsun çok isabetli bir deyerlendirme olmuş.

  • Selim

    3.1.2022 11:29:20

    Kim bilir, belki de eski CHP zihniyeti adres değiştirmiştir! Söze değil, icraate bakmak lazım. Hem AKP'liler "gerçek atatürkçü biziz" demiyorlar mı?!

  • Sertaç LÜSER

    3.1.2022 08:23:04

    "Demokrasinin kurumlarını kullanarak demokrasiye savaş açmış bir iktidarı henüz bilmiyoruz." CHP daha önce yapmış olduğu durumları şimdi kendisi yaşadığı için yaptıkları zulümlerin büyüklüğünü tasvir etmekle kalmayıp aynelyakin yaşadıkları için "Helalleşme" kavramına sımsıkı sarılıp kalben, tam ve samimi olarak süreci ilerletmeleri lazım.Bu millet artık çatışmayı çatışmamazlıkta görüyor.Süreç herkesi boşvermişliğe itiyor.Bu saikle eskiye bakıp şimdiki çıkmaz süreci nimet saymayı bırakıp asıl nimet olan Demokrasi için yol yapmaya,maya tutmasına çalışmamız lazım.Fikir,Vicdan,Saygı ve Hür irade ile.

  • Oğuz Yiğiter

    3.1.2022 07:21:35

    Dört gözle sizden beklediğimiz bir yazı idi. Biraz rötarlı oldu ama değdi. Yeni Asya misyonunun ana istikametindeki duruşunu sizin gibi bir kalemin bu berraklıkta desteklemesi çok değerli idi. Bu duruş mütehayyir zihinlere bugün gösterilmeyecek de ne zaman gösterilecek. Şimdi cümle âlem bilsin ki Yeni Asya misyonu mazisinden istikbale yürüdüğü bütün safhalarda hiçbir kırıklığa fırsat vermeden, kendini geriye doğru nakzetmeden kudsî referansından aldığı kuvve-i kudsiye ve meşveret iksirinden aldığı kuvvetle bu çalkantılı asırda maksud menziline yürümektedir. Bu dönemdeki zihnî çapaklanmalarda kısa bir zaman sonra açılacak ve zaman ve hadisâtın tasdikında meseleler vuzuh bulacaktır inşaallah. Tekrar tebrik ve dualar Hocam...

  • Mustafa coban

    3.1.2022 06:59:52

    Ülkeyi akp yönettiginden emin olsam keşke.2002 deki akp kayip.akp menfeaatperestler tarafinda kuşatildi ve teslim alindi.demokrasi büyük yara aldi.büyük bir tamir süreci gerekecek.

  • Ali

    3.1.2022 05:45:13

    Cok isabetli ve yerinde bir analiz ve degerlendirme olmus. Tebrikler

  • Yavuz

    3.1.2022 04:39:23

    Bu asil Türk milleti ihtiyarıyla o partiyi kat'iyen iktidara getirmeyecek.

  • S.topuz

    3.1.2022 02:05:50

    İktidar hırsı ve muhalefetin seçimleri kazanıp, iktidarın bilerek veya aldatılarak yaptıkları yanlış veya gayrı meşru iş ve icraatlardan dolayı hesaba çekilme korku ve endişeleri, vede kurulmuş olan yüz küsür senelik malum sistemlerini bir nebze daha devam ettirebilme telaşından olsa gerek, DEMOKRASİnin yerleşmesinden korkuyorlardır! Onun için iktidardakilerden ciddi manada hiç bir müsbet adım beklemeyelim! Onlar paçayı kaptırmışlar. Anca beraber,kanca beraberlerdir mutlaka...Yine de belli olmaz ya!?Allah c.c yardımcımız olsun. Amiiin.

  • Niyazi Nur

    3.1.2022 01:29:08

    Yaşadıkları zamanın dünya siyasî atmosferleri dikkate alındığında da, acaba mevcut iktidarın durumu, CHP’nin geçmişteki tek-parti yönetiminden daha vahim bir tabloya mı tekabül ediyor, diye düşündürmüyor da değil aslında ! Hassas konu.., ancak doğruyu konuşabilmek, hakkı da teslim etmek gerekiyor. İşin ayrıca, demokrasi cephesi olan Millet İttifakı tarafı da var tabii… Hayırlara vesile olur inşaAllah. Konuyu tahliliniz için teşekkürler Sn.Bulut.

  • Niyazi Nur

    3.1.2022 01:21:39

    Şahıslar gibi siyasi partiler de yaptıklarından, yaşadıklarından ve hatalarından dersler çıkarıp tekamül etmeye çalışırlar. Buna çalışmalılar, şayet kendilerine saygıları varsa ve itibar görmeye devam etmek istiyorlarsa… Bunu mevcut CHP yönetimi şayet yapıyor, bir diğer ifadeyle Bediüzzaman’ın geçmişte yaptığı ikazlara şimdiki pari yönetimi müsbet cevap veriyorsa, buna bırakın sevinmeyi ve takdir etmeyi, şayet rahatsızlık duyuluyor ve geçmişinden dolayı saldırılmaya devam ediliyorsa, burda AHLAK, ADALET ve DÜRÜSTLÜK bulmak mümkün olmaz! Siyasî ikbal hırsıyla malül olanların, rakiplerini şeytanlaştırarak kutuplaşmayı hep tahkim etmek ve iktidarlarını her ne pahasına olursa olsun devam ettirme zihniyetleri, zaten kendilerinden müsbet bir beklentiye de imkan vermiyor ne yazik ki..!

  • Şahin

    3.1.2022 00:47:36

    -İttihad'a şedid bir muarız idin. Neden şimdi sükût ediyorsun? Dedim: -Düşmanların onlara şiddet-i hücumundan. Düşmanın hedef-i hücumu, onların hasenesi olan azm ü sebattır ve İslâmiyet düşmanına vasıta-i tesmim olmaktan feragatıdır. Bence yol ikidir: Mizanın iki kefesi gibi; birinin hıffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı, Antranik ile beraber Enver'e, Venizelos ile beraber Said Halîm'e vurmam. Nazarımda, vuran da sefildir. İnad bazan müfrit fırka mutaassıblara, dalal ve bâtılı iltizam ettirir. Şeytan birisine yardım etse, melek der, rahmet okutur. Ötekinde melek görse, libasını değiştirmiştir der, lanet eder. Sünuhat Tüluhat İşârat - 55

  • Şahin

    3.1.2022 00:45:36

    Muhteris bir intikam veya müntakim bir hilafıyla bir kerre demiş: İslâm mağlub olacak, kalbi parçalanacak. Sırf o müraî ruhtan gelen, yalancı fikirden çıkan meş'um sözünü doğru göstermek için; İslâm mağlubiyetini, İslâm perişaniyetini arzu eder, alkışlar, hasmın darbesinden mütelezziz olur. İşte şu alkışı ve gaddar telezzüzüdür ki, mecruh İslâm'ı müşkil mevkide bırakmış. Zira hançerini İslâmın ciğerine saplamış olan hasım, "Sükût et." demiyor. "Alkışla, mütelezziz ol, beni sev!" diyor, onları misal gösteriyor. Sünuhat Tüluhat İşârat - 57

  • Bülent Derviş

    3.1.2022 00:28:19

    Bende Yeni Asya Aylesi olarak reyim DP ye. Ama Hz Ali Efendimiz neyin kavgasını verdi ve aynı tarzda Üstadim demedimi birisini sucundan başkası mecul degildir. Belkide taa buraları gördükleri icin bu sistem icinde hareket etdiler. Decal icin sorumlu Kılıcdaroglumu tutulması gerekiyor. Saygılar

  • Şahin

    3.1.2022 00:25:03

    Hem âlîcenabane afvetmek ise, yalnız kendine karşı cinayetini afvedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen cânilere afuvkârane bakmağa hakkı yoktur, zulme şerik olur. K. L 25

  • Şahin

    3.1.2022 00:24:22

    Bu asrın acib bir hâssasıdır. Bu asırdaki ehl-i İslâm'ın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlîcenabane afvetmesi; ve bir tek haseneyi ve binler seyyiatı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk-u ibadı mahveden adamdan bir tek haseneyi görse, ona bir nevi tarafdar çıkmasıdır. Bu suretle ekall-i kalil olan ehl-i dalalet ve tuğyan; safdil tarafdar ile ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatasına terettüb eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine belki teşdidine kader-i İlahiyeye fetva verirler; biz buna müstehakız derler. Said Nursi

  • Oğuz Yiğiter

    3.1.2022 00:23:52

    Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı