"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Feminizm, kültürel Marksizm eteğini Franfurt okulunda giydi

Şükrü BULUT
22 Şubat 2021, Pazartesi
Yeni sloganları “Diversty” ile dünya piyasasında yer alan feministlerimiz “Tüm cinsel kimlikleri” kendilerince bir potada erittiklerinden, elbette “etek” teşbihimizden rahatsız olacaklardır. Fakat konumuz başka...

Marksizm’in sosyal hayattaki tahribatını, fert çekirdeğine indirgeyen Sigmund Freud’un Karl Marks’ı tanımamazlıktan gelmesinden ve savaşları bahane ederek ihtilâllerle Marksizm’i dünyaya yayamayacağına inanmış bir kısım Freud-Marks karışımı yeni feylesoflar, 1923‘te Frankfurt’ta daha çok Freud çizgisine yakın biraz daha sivil bir tezgâh kurdular. Bir süre Macaristan’da bakanlık da yapmış Marksist Yahudi Georg Lukács teorileriyle Frankfurtlu genç Yahudi iş adamı Felix Weil’in sermayesi bir araya gelince, burada daha çok sosyal alanda çalışacak bir enstitü kuracaklardı. Bu ekolün tarihçesini, müntesiplerini, Alman Devleti’ne ihanetlerini ve sapkınlıklarını internet dünyasında bulabileceğinize inanarak, konumuzu daha çok “Feminizm ve Marksizm” çerçevesine indirgemek istiyorum. Materyalizm ve Marksizm’i sermayeleriyle besleyen malum kapital çevrelerinin yardımıyla, hem bizde ve hem de Avrupa’da, bizce hakikatle hiç alakası olmayan konularda maalesef yüzlerce akademik çalışma yaptırıldığına ve bu çalışmaların yine o sermayece basılıp dağıtıldığına şahit oluyoruz. Bu cümleden; üniversitelerde bu konuda akademik çalışma yapan ilim insanlarımıza bir tenkit çıkarılmasın. Hadiseye global düzeyde baktığımızda, İnsanlığın içinde inlediği problemlere, açlıklara, temel ihtiyaçlara ve çevre felâketlerine rağmen, üniversitelerimizin bu husustaki büyük harcamalarıyla vardığımız neticeyi söylemek istedim. Bu çalışmaların günümüzde yolumuzu ışıttığını da itiraf etmeliyiz. Mesela hocalarımızdan Deniz Tansel İliç Hanımefendi, Marksizm’i Frankfurt Okulu çerçevesinde mensuplarından Herbert Marcuse ile işleyen çalışması olmasaydı, çoğu okuyucularımız, bu konudaki fikirlerimize yalnızca ”iddia” nazarıyla bakacaklardı. Bu konuda Başkent Üniversitesinin hocası, “Herbert Marcuse’nin Eros ve Uygarlık ile Tek Boyutlu İnsan eserleri, Avrupa ve ABD’deki Mayıs 68 kuşağı üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Marcuse’nin bu metinleri, Marx ve Freud’u birleştirmeye çalışan, materyalist bir psikoloji teorisi içeriyordu. Düşünür, bu kitaplarında kitle iletişimi, tüketim kültürü ve emek süreçleri gibi sosyolojik konuları, psikolojik kavramlarla ele almış; ancak, eleştirel materyalist tutumunu ikinci plana atmamıştır.” diyor. 1

Çok önemli çalışmasında kıymetli hocamız; Frankfurt Okulu’nun resmi sosyalizmin, sosyal hayatı okuyuşuna itiraz edenlerce oluşturulduğunu, dakik bakışıyla tesbit etmiş. İnsanlığı anarşist, isyankâr, geleneksel her inanca münekkit, şehvetini ilâhlaştırmış ve insaniyetin umurunda olmadığı bir bireye indirgemek üzere çalışacaktı, Frankfurt mektebi. Zira o güne kadar verilen mücadele, savaşların yol açacakları ihtilâl imkânları, bilhassa üzerinde çokça çalıştıkları işçi kesiminin başarısızlıkları, bu okulun kurucusu George Lukacs’ı ümitsiz bıraktığından, böylece sivil yeni bir yola başvurulmuştu.

Yeni Marksistlerin yeni hedefi, Avrupa toplumunun dayandığı değerleri ve bilhassa aileyi çökerterek hayâl ettikleri dünyayı kurmaktı. Büyük yapıyı en iç daireye kadar, koca çınarı ta çekirdeğe kadar veya tüm insanlığı ferde kadar parçalarından ayırarak “devrimlerini” nasıl gerçekleştirebileceklerinin çalışmalarına Frankfurt’ta yeni bir boyut kazandırdılar. Frankfurt’un aynı zamanda meşhur sermayedar Rothshild hanedanının memleketi olduğunu ve bu ailenin ömürleri boyu hem savaşları, hem global tahrip projelerini (LGBT, Kürtaja hürriyet, Kadın Özgürlükleri ve feminizmin zirvesine çıkardıkları Gloria Steinem’in CIA korumalı global çalışmaları ….) desteklediğini dünya kamuoyu yakından taakip ediyor.

Frankfurt Okulu mensuplarının en büyük başarılarının başında, insanlığın fert ve toplum olarak tahribinde kullandıkları terminolojiyi bilimsel ambalajlarla dünya kamuoyundan gizleyebilmeleri olmalı. Hem Amerika’da ve hem de Avrupa’da bu okulun yaptığı icraatlarla düşünürlerin ortaya koyduğu metinler yanyana getirilseydi; Marksizm’in kaba, ihtilâlci, hedefi için her türlü insan dışılığı mübah gören ve çatışmacı kimliği daha erken ortaya çıkabilirdi. Öyle bir kamuflaj, hakim cereyan ve medyaca propaganda ve karşıtlarına da faşist, gerici ve dışlayıcı davranılmış ki; bizdeki “Atatürkçülük” gibi yaklaşanı yakan bir pozisyon kazandırmışlar, bu dinsizlere… Bunların hedeflerinin yalnızca İslâmiyet ve daha doğrusu semavi dinler olmadığını da belirtmek gerekiyor. Batı kültürünün her temelini -aile, demokrasi, ortak hukuk, ifade özgürlüğü ve diğerleri– eleştirmek, sıradanlaşan bir yaklaşımdır. Bu eleştirmenin redd ve inkâr anlamına geldiğini tekrar hatırlatmamız gerekebilir mi? Durden’nin dediği gibi bütün umutları, bu sütunların sermaye ile ittifak etmiş diktatör siyasetçilerin baskıları altında, belirlenmiş projeler çerçevesinde parçalanmasıydı.

Frankfurt Ekolünün Batının değerlerini öyle vahşi ve insafsızca parçalaması, büyük emperyalist Winston Çörçil’i bile isyan ettirecekti. “Frankfurt Okulu’nun çalışmaları Amerikan kültürü üzerinde derin bir etkiye sahip. 1950’lerin homojen Amerika’sını, bugünün bölünmüş, düşmanlık dolu bir ulusa dönüştürdü.”

Bilhassa sahamızı ilgilendiren noktanın, bireyin psikolojisini özgürlüklerle ateşleyen Herbert Marcuse’nin, cinselliği farklı yönelimlere kadar saptıracak düşünce ve yazılarının, Frankfurt Mektebinin feminizmi ve daha sonra LGBT hareketlerinin beslendiği kaynak olarak bilindiğini Tyler Durden gibi yazarlar da ifade ediyorlar. Bizim Marksistlerimiz, bu hareketlerin çıkışını genellikle fikrin doğruluk, kuvvet ve cazibesine bağlarlar. Yahudi asıllı bu teorisyenlerin arkasındaki dev sermayedarların medyası ve organizeleri, global bilişim ağlarını ve yüksek paralarla çalıştırılan ekipleri ve bu hareketin gizli korunmasını nazara vermekten kaçınırlar. Mesela, hem Marcuse ’nin hem de Gloria’nin, Almanya Devleti aleyhine Amerikalılara yaptıkları istihbarat desteklerinden da bahsetmezler. Herbert Marcuse‘nin “Aşk ve Medeniyet” eseriyle Amerika’yı 1960 larda kasıp kavurduğunu ve Gloria Steinem’in in de tek başına Feminizm ile beraber diğer sapıklıkları Amerika’nın yüksek kulesi olan New York’a çıkardıklarını iddia ederler

Bazı araştırmacılar, Frankfurt Okulu’nun diğer mensuplarını rahatlatmak üzere, Amerika’daki yangından yalnızca Marcuse’yi sorumlu tutmak isterler. Bu yaklaşım temelden yanlıştır. Zira Marcuse taakip ettiği tahrip projelerine kendisinden fazla bir şey katmamıştır. Eser ve pratikleri ortadadır, inceleyebilirsiniz. Mesela “çok biçimli sapkınlık” fikrini Freud’tan aldığı gibi sınıf gerilimi ve çatışma psikolojisini de hem Marks’tan ve hem de Frankfurt Mektebi’ndeki diğer arkadaşlarından alacaktı. Frankfurt Okulu’nun tüm düzenlere ve sosyal sistemlerine isyanı, meşhur Yahudi sermayesinin destek ve organizesiyle, 1968 e gelirken Amerikan üniversitelerinde adeta genç nihalleri yok eden bir orman yangını felaketine dönüşecekti.

Dipnotlar:

1- 1968 Gençlik Hareketini Herbert Marcuse ’nin Libidona Marksist Kuramı Üzerinden Okumak

Okunma Sayısı: 1474
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hıdır Yıldırım

    23.2.2021 21:21:48

    İfsat komiteleri kıyamet gününe kadar şeytanî görevlerini yerine getireceklerdir. Bu komiteleri deşifre eden yazınızdan dolayı sizleri tebrik ediyoruz.

  • Nura

    23.2.2021 20:20:26

    Bu tarz yazılarla ülkemizdeki din ve demokrasi karşıtı cereyanların Avrupa’daki merkezleri deşifre olunmuş olur.

  • Sezgin Keskin

    22.2.2021 22:09:34

    Anlatılanlara bakılırsa, şu Frankfurt dinsizlik mektebi de Deccaliyetin eleman devşirdiği bir şahs-ı manevi... Yanılıyor muyum?

  • Osman

    22.2.2021 18:07:12

    Çok güzel bir çalışma Tebrik ederim Üzerinde çok durulmayan veya Bilerek örtülen bir konuyu aydınlattıyorsunuz emeğinize sağlık

  • İ. Seyda

    22.2.2021 16:06:31

    FRANKFURT OKULU'NU İYİ BİLMEK GEREKİR? Büyük çoğunluğunun, Yahudi alman akademisyenlerden oluştuğunu bilmek gerek. Marksizm taban bulamayınca, onu “eleştirel teori” diye sunmuşlardı. Temel felsefelerini, Marksizm’in yeni dünyaya uyum gösterememesi üzerine bina etmişlerdi. Frankfurt Okulu ve diğer bir adlandırmayla “Eleştirel Teori”, kendini, insanları efsane ve mitlerden kurtarmaya adamıştı. Onlara göre dünyanın büyüsünün bozulması ve efsanelerden kurtarılmasının bedeli, yeni efsanelerin ortaya çıkması ve insani olmayan güçlere teslimiyetle ödenmiştir. Öyleyse “İlahi” olan her şeye bir savaş açılmalıydı. Deccalizm, sürekli renk değiştiriyor! Dünyadaki gelişmeleri bu gözle okumak, neler olup bittiğini anlamamızı kolaylaştıracaktır.

  • Serap

    22.2.2021 15:09:39

    Bu çok bilimsel ve her cümlesi araştırılması gereken yazı için teşekkür ederiz, ellerinize sağlık

  • İhsan

    22.2.2021 13:32:34

    Risale-i Nurun dinsizlik ekollerini mağlup ettiği noktaları ele alıp gençlerimize anlatalım. Kur’an’ın ve Müslümanların galibiyetlerini onlara gösterelim. Yoksa kuşaklar tehlikede.

  • Ismail

    22.2.2021 13:26:58

    Büyük ifsatkomitesinin bir kısım icraatlarını Deşifre eden zor bir yazı! Tebrikler

  • Hüseyin

    22.2.2021 10:53:29

    Eskiden insanoğlu bu denli girift duygulara, uç heyecanlara, çarpık ilişkilere sahip değildi. Kavramlar ve  hormonlar yerli yerindeydi. insan hayatı  sadeydi, normaldi, tabiatı tabiatla uyumluydu .. Küreselleşme, holywoodleşme, fastfoodleşme ve dijitalleşme ile beraber yalnızlık, gayesizlik ve huzursuzluk başladı. Ana mecradan, doğadan, ahiretten uzaklaştıkça, ruhsal üstünlüğünü ve zihinsel bütünlüğünü kaybetti, ifrat ve tefritin sarkacında, güdülerin ve hormonların girdabında, hayatın hemen hemen her alanında trolleşme, robotlaşma, duyarsızlaşma başladı.Merhametini ve vicdanını kaybetmiş çağın frankenstein ruhluları, manipülasyon ve sansasyonel gündemlerle  tacizlerle hakkın ve hakikatın sesini duyulamaz hale getirdi. Ademoğluydu bu, cehennemin esfeli safiline , cennetin alayı illiyene kadar yolu vardı...

  • Haydar

    22.2.2021 08:13:00

    Frankfurt okulu, Rotchield ailesi gibilerin temel amacı vasdedilmiş topraklar kabul ettikleri Fırat ile Nil arasında yahudi devletinin kurulması. Bu yolda aile yapısını bozmak, kişileri bireyselleştirme, yönetim sistemleri ile oynamak için çok gayret edilmiştir. Marksizmin kurucu kabul edilen Freud, Marks gibilerin de gerçek amacının buna hizmet ettiğini deliller gösteriyor

  • Sezai MUMCU

    22.2.2021 04:59:43

    Frankfurt Okulu 1924 te kurulmustur, 1933 de Nazi Almanyasinda yasaklanmistir. Bugün bu okul SOSYAL ARASTIRMALAR ENSTITÜSÜ adiyla varligini Frankfurt/Almanya da sürdürmektedir.

  • Sezai MUMCU

    22.2.2021 04:51:29

    "bizdeki “Atatürkçülük” gibi yaklaşanı YAKAN bir pozisyon kazandırmışlar" Demek birilerini yakmak icin Ticaniler ve 5816e ihtiyac olmadigini Frankfurt Okulu ispatlamis! Hani bizde 5816 ya ÖZÜR KILIFI BULMAK ZORUNDA KALMISLARA Yesilcam Figüranlarini o Frankfurt Okulunun kapisindan iceri almazlar veya argoca YEMEZLER demeli.

  • Halil İbrahim Karahan

    22.2.2021 03:31:01

    Allah'ım! Zatının, Şuunatının, Sıfatınlarının, İsimlerinin, Kur’an-ı Hakiminin, Rasül-ü Ekreminin, hürmetine sizi;Deccal, Süfyan, Ahir zaman FİTNESİNDEN muhafaza eyle sin.

  • Ahmet Danışmaz

    22.2.2021 01:00:27

    Tabii bir de bunlara büyük sermaye çevrelerini eklemek gerekir. Çapsız ve hırslı siyasetçileri de ekleyince şeytan üçgeni tamam oluyor. Selamlar

  • SALİH

    22.2.2021 00:21:08

    Çok önemli bir dinsizlik cereyanının mahiyetini bütünüyle ortaya sermişsiniz. Mahiyetlerin anlaşılması başarının yarısına tekabül eder. Gazetemizi ve yazarımızı tebrik ediyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı