"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Biz hangi kavmin insanıyız?

Süleyman KÖSMENE
24 Eylül 2021, Cuma
Ahmet Bey: “Kim bir kavme benzerse, o onlardandır” Hadisini açıklar mısınız?”

Her İnanç Sistemi, Kendi Kültürünü Doğurur

Biz Müslüman’ız. Müslüman bir kavmin insanıyız. Davranışlarımız, alışkınlıklarımız, zevklerimiz, kıvançlarımız bu yüzden Müslüman’cadır. Ama bakıyoruz bu noktalarda sıkıntılar var. Müslüman bir kavme benzeme konusunda problemler yaşıyoruz.

O halde, biz hangi kavmin insanıyız? Müslüman toplumlar davranış biçimlerini ve geleneklerini yüz yıllar boyunca îmânlarıyla yoğurmuşlar, Sünnet-i Seniyye hassasiyeti ile oluşturmuşlar ve olgunlaştırmışlardır. Başka toplumlar da kendi kültürlerine göre yoğurmuşlardır. 

Her inanç sistemi, kendi kültürünü doğurur, kendi yaşayış biçimini oluşturur. Doğru inançlarından aldıkları güçle yanlış göreneklerinden vazgeçen toplumlar, bunun yerine zamanla inançlarıyla izah edebilecekleri doğru davranış biçimlerini kabul ederler ve bunları örf haline getirirler. İnançlardan beslenen örf ve gelenekler zamanla inançlara birer zarf olur, inançların koruyucu zırhı makamına yükselir. Gelenekler bir yandan inançları korurlar; diğer yandan kendileri de inançlardan beslenirler, gelişirler ve kökleşirler.   

Örf İnancın Zırhıdır

Geleneklerle inançların sebep-sonuç ilişkisine benzer bir ilişki ile birbirine böylesine yakın duruşlarının, inançta “taklidi” kolaylaştırması ve “tahkîkî îmâna” ihtiyaç hissettirmemesi gibi bir dezavantajı da vardır. Bununla berâber, örf ve geleneklerine bağlı toplumlarda halkın îmânını -taklide de dayansa- sarsmak mümkün değildir.

Oysa birbirine temas halinde bulunan açık toplumlarda mahallî geleneklerin dışlanıp, algısı yüksek görünen diğer toplumun gelenekleri taklit edilebilmektedir. Tahkîkî olmayan bir îmân ise bu yaşayış taklitçiliğini önlemekte başarısız kalmakta, bu taklit seline karşı kendisi de zaafiyete uğramaktadır. Nitekim karşı toplumdan önceleri sadece gelenek ve yaşayış biçimi alınmaya başlanıyor; sonraları ise aynı toplumun yanlış anlayışları, yanlış düşünce sistemleri, batıl fikirleri, helâl olmayan davranış biçimleri sökün edip geliyor.

Tahkikî derecede olmayan toplum inancı ise bundan zarar görüyor. Halkın yüzde sekseninin tahkîk ehli olmadığını dikkate aldığımızda, bu gelenek ve yaşayış taklitçiliğinin ve bu görenek erozyonunun, halkın îmânını da, haram ve helâl anlayışını ve hassasiyetini de ve neticede huzur ve mutluluğunu da olumsuz etkilediğini görmekte gecikmeyiz. 

Sünnetler Örfün Münbit Alanıdır 

Meselâ, îmânî hassasiyetine uygun bir edep anlayışına sahip olan toplumumuz, Batı toplumlarının gelenek ve göreneklerini taklide heveslendiği günden beri bu hassasiyetini unutmuş ve neticede kadın erkek ilişkilerinde birçok haram maalesef, üstelik “helâl” diyerek yerini almıştır. 

Bunun sonucu olarak, namus ve edep anlayışı, haram-helâl hassasiyetleri deforme olmuştur. Doğru inancımızdan aldığımız ve Sünnet-i Seniyye ile besleyip yoğurduğumuz örfümüz ile çocuklarımız arasındaki mesafe açılmıştır. 

İşte Peygamber Efendimiz (asm) söz konusu hadisinde ümmetini kendi inançlarının kültürlerini yapmaya, doğru îmânlarının örf ve geleneklerini oluşturmaya, bunun için Sünnet-i Seniyyeye uymaya, güçlü olmaya, güçlü kalmaya, başka kavimlere muhtaç olmamaya, onları taklit etmemeye ve onlara benzememeye çağırmıştır. Kendi yürüyüşünü bırakıp başkasını taklit etmeye ve başkasına benzemeye çalışmanın, karanlık bir uçuruma doğru gerek fertlerin îmânı bakımından, gerekse içtimaî değerler bakımından hızlı bir düşüş getireceğini vecîz ifâdesiyle bildirmiştir. En basit ve en sıradan davranışlarda ve yaşayış biçimlerinde bile kendimize has olanı, yani sünneti yaşamamızı emremiştir. 

Peygamber Efendimiz’in (asm) başka kavimlere benzemeyi yasakladığı hadislerinden bir kaçı şöyledir:

* Abdullah bin Amr bin As (ra) der ki: “Resûlullah (asm) benim üzerimde usfur bitkisi ile sarıya boyanmış iki elbîse gördü ve: “Bu küffâr elbîselerindendir. Bunu giyme.” buyurdu. 1

* “Müşriklere giyimde kuşamda muhalefet ediniz ve benzemeyiniz” 2

* “Yahûdî ve Hıristiyanlar saç ve sakallarını boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz. (Kına ile boyayınız.)” 3

Dipnotlar:

1- Müslim, Libas, 27. 2- Buhârî, 12/1955. 3- Müslim, Libas, 80; Buhârî, 12/1956.

Okunma Sayısı: 1588
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nurten Çalıskan

    24.9.2021 08:11:38

    Malum olaylarda mağdur olan insanlarız .Çoğumuz tamamen Allah için için, inancımız icin ,insanlık adına güzel şeyler yapmak istedik.Bu süreçte sol kesimden ziyade ,kendini gerçekten dindar sayan din kardeşlerimizin!!!! bizlere bu kadar acımasız, insafsız ,zalimane davranmasını nasıl değerlendiriyor sunuz?bunun dinde yeri nedir?beni en çok bu üzdü.Saygılarımla

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı