"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân’da cariye ve ganimet hukuku

Süleyman KÖSMENE
22 Eylül 2020, Salı
Trabzon’dan Mustafa Şahin: “Kur’ân’da cariyelik ve ganimetler konusunu açıklar mısınız?”

Ganimetlerin Sahibi Allah’tır

Ganimet, savaşta savaş meydanını terk eden düşman tarafın bıraktığı her türlü eşya ve maldır. Bu eşyanın ve malın bir ekonomik değeri vardır. Bu mallara millet namına el konur ve bu mallar savaşan askerler arasında taksim edilir.

Kur’ân ganimet konusunu bir soru ile şöyle açıklıyor:

“Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a (cc) ve Resûlüne (asm) aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.” 1

Her şeyin sahibi Cenab-ı Allah olduğu gibi, ganimetlerin de sahibi O’dur. Allah’ın Resulü (asm) ise ganimeti askere, yoksula, yetime, yolculara, devlet hazinesine âdil biçimde taksim eder. Dolayısıyla mü’minler ganimetle ilgili olarak Allah’ın ve Resulullah’ın (asm) taksimine razı olurlar. Mal üzerinde tartışmazlar.

Cariyelik Meselesi

Savaş esirlerinden erkek olanlarına esir, kadın olanlarına cariye denmiştir. Savaşta düşman askerinden esir almak, savaşta pazarlık gücünü arttırdığı ve düşmana karşı bir güç göstergesi olduğu için savaş hukuku olarak var olagelmiştir.

İslâmiyet bu meseleyi ıslah etmiş, insan onuruna uygun hale getirmiştir.

Kur’ân âyetleri nazil olmaya başladığında dünyanın her tarafında insanlar köle gibi alınıp satılan bir mal gibiydi. Savaş dışında da hür insanlar zorla köleleştiriliyordu.

Kur’ân köleliği ve cariyeliği kaldırmıştır. Köle ve cariye azat etmeyi, yani köleyi ve cariyeyi hürriyetine kavuşturmayı ibadet saymıştır.

Meselâ, Maide Sûresi 89. Âyette yalan yeminin kefareti için bir köle veya cariye azat etmeyi emretmiştir. Nisa Sûresi 92. Âyette yanlışlıkla adam öldüren kişiye, katlin günahı olarak bir köle veya cariye azat etmeyi emretmiştir. Tevbe Sûresi 60. Âyette zekât gelirinin, azat edilecek bir köle ve cariye için de harcanmasını meşrû kılmıştır. Nur Sûresi 32. Âyette kölelerden ve cariyelerden evlenmek isteyenlerin masrafları karşılanarak evlendirilmesini; 33. Âyette, köle- lerden ve cariyelerden ekonomik ve sosyal yönden kendi ayakları üstünde durabilecek olanları, bir sözleşme yapılarak bedelsiz azat edilmesini ve iffetli cariyelerin fuhşa zorlanmamasını istemiştir. Nisa Sûresi 3. Âyette cariye ile nikâh yapılarak evlenmeyi meşrû kılmıştır. Nikâh kıyılan cariye artık hür kadın olmaktadır. Mücadele Sûresi 3. Âyette karısına zıhar yapanlara, bu günahın bağışlanması için bir köle veya cariye azat etmeyi şart kılmıştır.

Beled Sûresi 13. Âyette köle ve cariyelerin muhakkak hürriyetlerine kavuşturulmasını emretmiştir.

Kendisine köle ve cariye verilen koruyucu aile şartlara ve kurallara boğulmuş, eğer bir istismar olursa cezasının şiddetli olacağı bildirilmiştir.

Öyle ki, Ahmed Cevdet Paşa, şartların şiddetinden, “İslâm’da köle ve cariye sahibi olmak, aslında köle olmaktır” demiştir.

En Faziletli İş Serbest Bırakmaktır

Savaştan alınan kadın veya erkek esirlerle ilgili olarak Kur’ân’ın emri şudur: “Savaşan kâfirlerin boyunlarını vurun. Onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın, sağ kalanlarını esir alın. Artık bundan sonra esirleri ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi, onlardan öç alırdı.” 2

Âyet savaş esirlerinin –köle olsun, cariye olsun- ya karşılıksız salıverilmesini, ya da bir miktar fidye alınarak serbest bırakılmasını emrediyor. Kölelerin ve cariyelerin alıkonularak istismar edilmesini, insanlık dışı muamelelere tabi tutulmasını Kur’ân emretmiyor. Peygamber Efendimiz (asm) Bedir savaşında aldığı esirleri ya fidye alarak, ya on çocuğa okuma yazma öğreterek ya da karşılıksız serbest bırakmıştır. Keza Peygamber Efendimiz (asm) Beni Mustalik esirlerini de, Havazin esirlerini de karşılıksız serbest bırakmıştır.

Kölelere ve cariyelere Kur’ân’ın yaklaşımı budur. Bu gün Kur’ân’ın net tavrı ile kölelik ve cariyelik tarihe karışmıştır.

Tarihteki bir takım uygulamaların sorumlusu Kur’ân değildir. Onlara tarihî, sosyal, ekonomik ve kültür yönünden bakmalıdır. 

Dipnotlar:

1- Enfal Sûresi: 1. 

2- Muhammed Sûresi: 4. 

Okunma Sayısı: 2885
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı