"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

31 Mart ve Bediüzzaman (Yedinci ve Sekizinci Gün)

Abdülbakî ÇİMİÇ
15 Nisan 2021, Perşembe
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler-89

Yedinci Gün (6 Nisan 1325/ 19 Nisan 1909 Pazartesi):

Üçüncü Orduya Çekilen telgraf

19 Nisan’da çıkan Volkan Gazetesi’nde eski heyecanlı yazılar kalmamıştı. Derviş Vahdetî, zamanın “buhranlı” oluşundan söz ediyordu.1 Yeni kurulan hükümet henüz güvenoyu almamıştı. Meclis’te yeni durumda en iyi işin güvenoyu vermemek olduğu düşünülüyordu. Çünkü, güvenoyu verilmiş olsa, İttihat ve Terakki’ye karşı çıkılmış olacak; güvensizlik oyu ise, Hareket Ordusu İstanbul’a hâkim olmadan anlamsızdı. İşte bu yönden durumun dondurulması, yani Tevfik Paşa kabinesinin güvenoyu almadan göreve devam etmesi hem Meclisin, hem de İttihat ve Terakki’nin işine geliyordu. O gece Tevfik, Edhem, Nazım, ve Memduh Paşalar, Hareket Ordusu’nun etkisini üzerlerinde hissettiklerinden istifa ettiler, ama istifaları kabul olunmadı. Bu arada Miralay Hasan İzzet, Kaymakam Selahaddin ve Cemal Beyler, 3. Ordu kumandanlığına bir telgraf rapor çektiler. Bu raporla, isyancı askerlerin Hareket Ordusu’na katılan askerlere karşı koymaması amaçlanıyordu. Raporun dikkati çeken yönlerinden biri de, Abdülhamid aleyhinde belirli bir tutumun yokluğudur. Onun tahttan indirilmesi veya doğrudan doğruya suçlanması söz konusu değildir.2

Hareket Ordusu’nun beyannâmesi

19 Nisan’da Hareket Ordusu Yeşilköy’e ulaşmış ve burayı işgal etmişti. Hüseyin Hüsnü Paşa buradan biri Erkan-ı Harbiye-i Umûmiye Riyaseti’ne, diğeri de İstanbul halkına olmak üzere iki beyanname göndermiştir.3 Yani Hareket Ordusu, Hüseyin Hüsnü Paşa’nın ağzıyla resmen konuşmuştur. İstanbul halkına yazılan beyannameye göre, bütün Âlem-i İslâm’ın lânetlediği 31 Mart ayaklanmasının amacı, istibdada dönmekti. Hareket Ordusu’nun amacı Meşrûtiyeti güçlendirmek, vatan ve millet hainlerine son ve kat’i bir ders-i intibah vermekti. 

Mazlum ahalinin, tarafsız askerlerin, saygıdeğer ulemanın, mebusların, elçiler ve yabancıların bir şeyden korkmamaları gerekiyordu. Ama ayaklanmanın failleri, kışkırtıcılar ve yardımcıları hesap vermeye çağrılacaklardı.4

Sekizinci Gün (7 Nisan 1325/20 Nisan 1909 Salı):

Bediüzzaman’ın gazetelerde yazdığı son yazılar

Sekizinci günde Bediüzzaman’ın Volkan’da üç, Serbestî’de bir yazısı vardır. Bu yazılar Bediüzzaman’ın 31 Mart sürecinde yazdığı son yazılardır. 31 Mart’ın sekizinci gününde Volkan Gazetesi’nin en son sayısı çıktı. Bu nüshada Derviş Vahdetî’nin ve Bediüzzaman’ın yazıları vardı. Vahdetî’nin yazısı veda üslûbuyla yazılmıştı. Hükümetin aleyhe döndüğü Volkan’ın çıkması halinde kendilerine yapılan suçlamaları cevaplandıracaklarını, ancak gazete kapanırsa, hukukunu müdafaa edemeyeceğini belirtiyordu. Gazetenin kapatılması halinde yapılacakları da yazıyor. İttihad-ı Muhammedî’nin her yerde gelişerek büyümesi gerektiğini yazıyor; ayrıca hükümeti ve Ahmet Rıza’yı tehdit etmekten de geri durmuyordu. Eğer hayatta kalırsa onlarla hesaplaşacağını belirtiyordu. Bu nüshada Bediüzzaman’ın da yazısı vardı. Bu yazılar, daha önce başka gazetelerde yayınlanmış olan, “Asakire Hitap”, “Cemiyetlere İhtar-ı Mühim” ve “Saday-ı Vicdan”dı.5 “Asakire hitap” başlığını taşıyan yazı, askerlerin subaylarına itaat etmelerini tavsiye ediyordu. Onlar iki müthiş istibdadı -yani Abdülhamid istibdadı ile İttihat ve Terakki istibdadını- “def’aten” öldürmekle şerîatın iki mu’cizesini göstermişlerdi. Ama siyasete karışılmamalıydı. Bediüzzaman “Tarih bize gösteriyordu ki, asker neferatının siyasete müdahaleleri devletçe milletçe müthiş zararları netice vermiştir.”6 diyordu. İkinci yazı, yedinci gün Mizan’da gördüğümüz “Cemiyetlere İhtar-ı Mühim” adlı yazıydı. Bu yazıda cemiyetlerin husûmete zemin hazırladığı belirtiliyor, buna sebep olarak da “seviye-i irfan”ın düşük olması gösteriliyordu.7 Bediüzzaman’a ait üçüncü yazı Said-i Kürdi imzasını taşıyordu. Bu yazıda da İttihad-ı Muhammedî isminin, tahdidi kabul etmeyeceği anlatılıyordu. Bütün fırkalar hadim-i şeriat unvanını taşıması gerektiği yazılıyordu.8 Ayrıca, Serbestî’de yer alan “Umum zabitlerimize” başlıklı bir yazıda zabitler konusundaki düşüncelerinin yanlış anlaşılmalara sebep olduğunu belirterek, zabitlerin de hürmete lâyık insanlar olduğunu belirtiyordu.9 Bir gün önce Serbestî’de yayınlanan yazı zabitlerin siyasete girmesinin zararlarına değiniliyordu. Bu yazı o günkü İstanbul şartlarında büyük makes bulmuş olmalı ki, bugün yanlış anlamaları tashih eden bir yazı yayınlandı. 

Bu yazıda mektepli zabitlerin de muhterem insanlar olduklarından bahsediliyor; önceki yazıda mektepli zabitleri hakir gören bir anlam çıkarılamayacağını belirtiyordu.

Mahmut Şevket Paşa’nın hükümete gönderdiği telgraf

Sekizinci gün Mahmut Şevket Paşa hükümete bir telgraf gönderdi. Paşa bu telgrafında amaçlarını şöyle açıklıyordu:

1) Meşrûtiyet aleyhindeki ayaklanmadan ötürü İstanbul’un bozulmuş olan asayişini sağlamak,

2) Fesat ve hainlerin aldattığı askeri itaat altına almak,

3) Ayaklanmaya sebep olanları, düzenleyenleri ve olayda rol oynamış olanları ortaya çıkarıp kanuna göre cezalandırmak,

4) Meşrûtiyetin bir daha böyle tehlikelere girmemesini sağlayacak tedbirler almak.10

Mahmut Şevket Paşa, bu amaçlarına ulaşabilmek için alınması gereken tedbirleri de sayarak, bu tedbirlerin alınmaması halinde meydana geleceklerden hükümetin sorumlu olacağını belirtiyordu. İstediği şeyler de, isyana karışan askerler Rumeli’de tutulacak, İstanbul’da sıkıyönetim ilân edilecek, Mebusan Meclis’i Anayasaya uygun olarak toplanacak, başkan ve kabine seçilecek, meclis matbuat, dernek, miting gibi konularda yeni kanunlar yapacak, padişah Meşrûtiyete uydukça yerinde kalacaktı.11 Bugün milletvekilleri Hareket Ordusu’nun toplandığı Ayestefanos’a gitti. Orada Ahmet Rıza meclis başkanı seçildi. Böylece vekiller, 31 Mart olayına karşı olduklarını gösterdiler. Cemiyet-i ilmiye bir bildiri daha yayınladı. Bu bildiride, “Şeriat bilmenin, istemenin yolu vardır. Şeriat isteriz diye memleketi ihtilâle mi verirler? Vatanımız devr-i istibdadın sademat-ı tahribiyle pek hasta düşmüştür.” diyorlardı. Serbestî Gazetesi’nde Hareket Ordusunun İstanbul’a nasıl gireceği anlatılıyordu.12

Dipnotlar:

1- Vahdeti, “Enzar-ı Umumiyeye”, Volkan, 19 Nisan 1909.

2- Prof. Dr. Sina Akşin, 31 Mart Olayı, İstanbul, 1994, s. 163.

3- Ali Cevdet Bey, İkinci Meşrûtiyet’in İlânı ve Otuz Bir Mart Hadisesi,137-141; Yunus Nadi, İhtilal ve İnkılab-ı Osmanî, s. 146-151.

4- Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman, Nurettin Ceylan, 2016, s. 58.. 

5- Bediüzzaman Said-i Kürdi, Volkan, 20 Nisan 1909.

6- Bediüzzaman Said-i Kürdi, “Asakire Hitap”, Volkan, 20 Nisan 1909.

7- Bediüzzaman Said-i Kürdi, “Cemiyetlere İhtar-ı Mühim”, Volkan, 20 Nisan 1909.

8- Bediüzzaman Said-i Kürdi, “Saday-ı Vicdan”, Volkan, 20 Nisan 1909. 

9- 7 Nisan 1325/20 Nisan 1909 tarihli Serbestî’de yer alan yazı. 

10- Prof. Dr. Sina Akşin, 31 Mart Olayı, İstanbul, 1994, s. 170. 

11- Prof. Dr. Sina Akşin, 31 Mart Olayı, İstanbul, 1994, s. 171, 72. 

12- Serbesti, 20 Nisan 1909/7 Nisan 1325.

Okunma Sayısı: 1189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı