"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Enaniyet, borçlanma ve ahlaki çöküş

Abdurrahman TAN
15 Eylül 2026, Salı
Fânî dünyada kısa bir hayat süren ve vazifesi çok olan insanoğlu, var olduğu günden bu yana iki büyük meyil arasında sıkışıp kalmıştır: Ruhun safiyetine yönelen değerler ile nefsin dünyevî arzuları.

Bugün modern dünyanın bizi sürüklediği girdap, bu ezeli rekabetin en tehlikeli aşamalarından birini gözler önüne seriyor. Enaniyetin körüklediği mal mülk sevdalılığı, bireyi önce doymak bilmez bir maddî zenginleşme yarışına, ardından bu yarışın oluşturduğu yapay standartları sürdürme uğruna ağır borçlanmalara ve en nihayetinde bu çarkı döndürebilmek için söylenen yalanlarla ahlaki yapının çöküşüne sürüklüyor.

Kur’ân-ı Kerîm, malın ve servetin insanı asıl amacından uzaklaştıran birer imtihan vesilesi olduğunu çarpıcı bir dille hatırlatır. Tekasür Suresi’nde (1-2. ayet) bu durum en net ifadesini bulur: “Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.” İnsanın içindeki enaniyet, sahip olduklarıyla övünme, başkalarına üstünlük kurma ve daha fazlasını isteme hırsını tetikler. Mal mülk sevdası kalbe yerleştiğinde, zenginleşme arzusu meşru daireden çıkarak meşru olmayan, haram yollara başvurabilmeye kadar dönüşebilir.

Peygamber Efendimiz (asm) bu doymak bilmez hırsın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini şu manidar hadisle özetler: “Ademoğlunun bir vadi dolusu malı/altını olsa, bir vadi dolusu malı daha ister; onun karnını/gözünü topraktan başka bir şey doldurmaz.” (Buhârî, Rikāk, 10). Bu bitmek bilmeyen açlık duygusu, bireyi elindekilerle yetinmekten alıkoyar ve daha fazla maddî güç elde etmek için her yolu mübah gören bir karakter erozyonuna iter.

Maddî zenginleşme yarışında asıl kırılma noktası, gücün ötesine geçen bir harcama çılgınlığı, mal mülkü artırma ve statü tutkusudur. İnsanlar, sahip olmadıkları paraları harcayarak, lüks ve konforu bir kimlik haline getirerek borç batağına saplanırlar. Enaniyetin “el âlem ne der?” baskısıyla birleşmesi, kişiyi ödeyemeyeceği yüklerin altına sokar. Borçlanma kültürü, bireyi sürekli bir endişe ve baskı altında tutar.

İşte ahlâkî çöküşün kapısı tam bu noktada, borçların ve kibrin baskısı altında aralanır. İnsanlar maddî sıkıntıları gizlemek, sosyal statüyü korumak veya borçları kapatmak adına söylenen ya da söylenmek zorunda hissedilen küçük yalanların, bir süre sonra kişinin karakterinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesine zemin hazırlar. Hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm) mü’minin tabiatında bulunmaması gereken özellikleri sayarken yalanı ve borç altında ezilmenin getirdiği karakter zaaflarına şöyle işaret eder: “Mümin her hatayı yapabilir, ancak hainlik yapmaz ve yalan söylemez.” (Mâlik, Muvatta, Kelâm, 18).

Bediüzzaman Hazretleri’nin bugüne ışık tutan tespiti meselenin özünü özetler niteliktedir: “Bu zamanın bir hastalığı daha var; o da benlik, enaniyet, hodfuruşluk, hayatını güzelce medeniyet fantaziyesiyle geçirmek iştihası, tiryakilik gibi hastalıklardır.”1

Bireyin enaniyetini doyurma ve önde görünme arzusuyla başlayan bu zincirleme reaksiyon, ancak ruhun aslına dönmesiyle kırılabilir. Malı bir amaç değil, sadece geçici bir emanet ve başkalarıyla paylaşma vesilesi olarak görmek; hırsın ve kibrin tuzaklarından kurtulmanın tek yoludur. Gerçek zenginlik, dışarıdaki gösterişli mülkte değil, kalbin kanaat ve doğrulukla huzur bulmasındadır.

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikası, s. 580.

Okunma Sayısı: 212
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı