"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Otuz sene önce...

Ahmet BATTAL
20 Ağustos 2019, Salı
Fatsa Dumlupınar İlkokulu 1973 mezunları ile önceki gün bir kahvaltıda buluştuk.

76 yaşındaki öğretmenimiz Ali Özdemir de yanımızdaydı.

Tatlı ekşi hatıralar canlandı. İlginç bilgiler edindik. Aramızda 20 Temmuz KHK mağdurları da vardı.

Öğretmenimiz, otuz sene önceki hatıralarından bahsetti. Bize de ışık tuttu.

Kendisi, 1980 öncesinde, siyasi çatışmaların ve kanlı olayların önemli merkezlerinden olan Fatsa’da, TÖB-DER’in sekreteri imiş. İhtilal sonrasında dernek yöneticileriyle birlikte yaklaşık üç yüz kişilik öğretmenler grubu hedefe oturtulmuş. Yargılanmış, açığa alınmış, sürülmüş. Çoğu meslektaşı gibi kendisi de uzun bir hukuk mücadelesinden sonra 1990’da beraat etmiş ve tazminatını da alarak göreve dönmüş. Hataları ile ilgili özeleştiri yapmış ve yapmaya devam ediyor.

Bunları neden anlattı? Mağdurlara moral ve eski öğrencilerine ümit vermek için.

Bugün de benzeri oluyor. Kurunun yanında yaş bugün de yanıyor. Bugünün masumları da bir gün haklarına kavuşacaklar. Otuz kırk sene sonra bir araya gelenler de bu günleri “otuz sene önce …” diyerek anlatacaklar.

Bu gelecek hikâyesinden biz de etkilendik. Ne istediğimizi söyledik. Şöyle:

Masumlar kurtulsun ama suçlular da cezasız kalmasın. Çare belli:

Adalet Bakanlığı “infaz indirimi” adıyla bir tür af teklifi üzerinde çalışıyor. Ayrıntılarını bilemiyoruz. Ama öncelikle konu bir af konusu değil. Zira af suçluya karşıdır. Masum zaten masumdur. Bu sebeple konu bir Yasama konusu değil yargı yaklaşımı konusu.

Aslolan, kişiyi vicdanında mahkum etmektir. Vicdansızın durumu bahsimizden hariçtir.

Kimin suçlu olduğunu doğru tesbit edememişsek, terör örgütü üyeliğinden yana masum olan bir kişiyi terörist sayıp cezalandırmışsak, suçlu olmayanı affetmek neye yarar ki?

Hep yazıyoruz. Mensup olduğu şeyi bir cemaat ve hatta üstelik “en muteber” cemaat zanneden ve öyle sanmayı 15 Temmuz’a kadar da sürdüren kişiye, darbeyle ve darbeci cuntayla ilişkisi somut delillerle tesbit edilemediği sürece, “terör örgütü” üyeliği suçundan ceza verebilmek doğru da değil hukuken mümkün de değil. Zira suçun manevi unsuru olan “kast” yok. Somut bir suç işlemiş olan kişi elbette o suçun cezasını çekmeli. Ama kendisi bizzat bir suç oluşturmayan “irtibat, iltisak” türünden bağlantılar ve bunların delillendirilmiş olması cezalandırma için yetmez.

Bizden söylemesi. Yoksa otuz sene sonra aynı hikâyeleri yeniden yazarız. Yine yazığımız gelir.

Okunma Sayısı: 2580
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    20.8.2019 05:47:53

    İlmin zekâtı için, dua ve tebrikler...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı