Risale-i Nur Külliyatını bitirme programına katıldık. Program, sabah namazı ve münavebeli ihlâs dersiyle başlıyordu.
Beş ile altı arasında sabah namazı kılıyor, ardından dinlenmeye çekiliyorduk. Kahvaltıdan sonra sekiz buçukta ilk okuma başlıyordu. On buçukta ara verip okuduklarımızı kaydediyor, on birde ikinci okumaya geçiyorduk. Öğle namazı ve yemeğinden sonra kaylule yapıyor, üçte üçüncü okumaya başlıyorduk. İkindi namazından sonra tefekkür vakti geliyordu. Akşam yemeği ve namazının ardından yatsıya kadar dördüncü okumayı tamamlıyorduk.
Programda atlanacak yerler de belirlenmişti. Barla Lahikası’nda Mesail-i Müteferrika ve bazı Lem’alar, Mektubat’ta belirli risaleler, Kastamonu Lahikası’nda yirmi beşinci sayfaya kadar, Lem’alar’da On Dördüncü Lem’a’nın ikinci makamı, Mesnevî-i Nuriye’de Zühre, Şualar’da bazı meseleler, Tarihçe-i Hayat’ın birçok bölümü, Sözler’de bazı kısımlar, Emirdağ Lahikası’nda otuz yedinci sayfaya kadar ve Muhakemat’ta belirtilen yerler atlanıyordu. Hüve Nüktesi ve Emirdağ Çiçeği ise bir defa okunuyordu.
Yoğun okuma temposuna rağmen program keyifli geçti. Bir gün hep birlikte aquaparka gittik. Kaydıraklardan kaydık, havuzlarda serinledik, kahkahalar attık. Başka bir gün de mangal yaktık. Eti közde pişirdik, sohbet ettik, dua ettik. Bu anlar, Külliyat’ın manevî lezzetini dünyevî bir ferahla tamamladı.
Program boyunca sabır, kardeşlik ve tefekkür arttı. Okudukça kalplerimiz yumuşadı, niyetlerimiz saflaştı. Atladığımız yerler bile bize “her şeyin bir hikmeti var” duygusunu yaşattı. Bu bitirme programı, sadece sayfaları bitirmek değil; gönülleri de birleştirmek oldu. Rabbim, okuduklarımızı hayata geçirmeyi, kardeşliğimizi daim etmeyi nasip etsin.