"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

GPS’ye ciddî oranda “evet” çıkar

Mehmet KARA
23 Aralık 2019, Pazartesi
CHS’nin yürümediğini ve 550 günden fazla bir zaman geçmesine rağmen milletin bu sistemi benimsemediğini gösteren bir gösterge de yapılan anket sonuçları oldu.

“Hükümete yakın anket şirketi” diye kamuoyunda bilinen MAK Danışmanlık Şirketi’nin yaptığı araştırmada, CHS’ye referandumda ‘evet’ diyen seçmenin yüzde 25’inin bugün referandum olsa bu kez ‘hayır’ diyeceği ortaya çıktı.

Anketin ortaya koyduğu bir şey de seçmenin önüne GPS (güçlendirilmiş parlamenter sistem) gelse ciddî oranda “evet” denilecek olmasının ortaya çıkmış olması…

Öyle görülüyor ki, önümüzdeki aylarda milletin önüne “güçlü” bir kampanya ile güçlendirilmiş parlamenter sistem, demokratikleştirilmiş siyasî partiler ve seçim kanunları teklifi götürülürse bu sistemin ayakta durması oldukça zor görünüyor. 

MECLİS, BAKANLARI UYARDI, AMA…

Türk tipi CHS’yle birlikte milletvekillerinin Meclis’in hükümeti denetleme yolları arasında yer alan sözlü soru sorması kaldırılmıştı. Vekillerimiz şu anda hükümetin başı olarak cumhurbaşkanı ve bakanlara sadece yazılı soru önergesi verebiliyor. Anayasa ve Meclis içtüzüğüne göre bakanların yazılı soruların 15 gün içinde cevaplandırılması gerekiyor. Ama maalesef bu bile yapılamıyor. Yani, yasa hükümlerine uyulmuyor.

Milletvekilleri bütçe görüşmelerinde de pek sık görmedikleri bakanları görünce de bunu sık sık dile getirip, şikâyetlerini dile getirdiler.

TBMM Başkanvekili Sadi Bilgiç, bir soru önergesi üzerine milletvekilleri tarafından verilen 19 bin 315 yazılı soru önergenin 6 bin 256’sının süresi geçtikten sonra cevaplandırıldığını, 10 bin 768’inin ise cevaplandırılmadığını söylerken, süresi geçtikten sonra cevaplanan ve cevaplanmayan 17 bin 24 yazılı soru önergesiyle ilgili de bakanların uyarıldığını söylerken yeni sistemdeki bu uygulamanın yürümediğini de göstermiş oldu.

550 gün geçmesine rağmen bir türlü rayına girmeyen CHS’nin eksiklerinden birisi de böylelikle ortaya çıkmış oldu.

Bakalım Meclis’in uyarılarından sonra bakanlar soruları zamanında cevaplandıracaklar mı? Milletvekili olmadıkları için Meclis’e gelmeyen, nöbetçi bakan uygulaması ile bu eksikliğin giderilmeye çalışılmasına rağmen oturmayan bu sistemde, yazılı sorulara da cevap verilmezse milletvekillerinin hükümeti denetleme yolunun nasıl olacağı merak konusu…

ALKIŞ BEKLİYORUM!

Tarım ve hayvancılıkta Türkiye’nin 17 yılda nereye geldiğini rakamlar ortaya koyuyor. Hükümetin en fazla eleştirilen icraatlarından birisi de tarım politikaları. Özellikle de en temel ihtiyaç malzemelerinin ithal edilmesi tenkit edilen konuların başında geliyor. 59 milyon ton buğday, 20 milyon ton mısır, 570 bin ton pirinç, 10 milyon ton ayçiçeği tohumu, 8 milyon canlı hayvan ithal edilmiş. Buna Rusya’dan ithal edilen şeker de eklendi. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra pek çok fabrikada şeker üretimi yapılamaz hale geldi.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak savunma sanayisinde dışa bağımlı olmak kadar tehlikelidir” diyerek “tarımda dışa bağımlı olmanın tehlikesi”ne dikkat çekmesine rağmen, pek çok üründe dışa bağımlı hale gelindiğini rakamlar gösteriyor. 

Meclis’te bütçe görüşmelerinde en hararetli tartışmalarının yaşandığı bütçelerden birisi de Tarım Bakanlığı bütçesi oldu. Muhalefet tarım politikalarını sert şekilde eleştirirken Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli elbette ki bakanlığını ve icraatlarını savundu. Pakdemir’li icraatlarını anlatırken, gülüşmelere yol açan, “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle beraber, benim gelmemle beraber bu seneyi 10 bin hektarın altında tamamlıyoruz; marifet iltifata tabi, bir alkış bekliyorum hepinizden, hepinizden bir alkış bekliyorum, hadi bakalım” sözü tebessüm edilmesine yol açtı. Bütün bütçe görüşmelerinde genel kurul salonunda pek görülmeyen iktidara mensup milletvekilleri ne kadar alkışlasalar da bakanın böyle bir şeyi neden söyleme ihtiyacı hissettiği merak konusu oldu.

Sert atışmaların yaşandığı konuşmasında alkış beklemesi, eleştirilerden bunalmaktan mı, yoksa başka bir sebepten mi anlayamadık doğrusu…

GERÇEK GÜNDEMİ SAPTIRMA MI?

Ekonomik krizin en derininin yaşandığı, hayat pahalılığının apaçık görüldüğü, işsizlik rakamlarının tavan yaptığı bir dönemde Erdoğan’ın “çılgın projeleri”nden birisi olan Kanal İstanbul Projesi’nin tartışılıyor olması esas gündemin kaçırılmasına sebep oluyor.

Bir tarafta batmakta olan yüksekokullar ve özel okullar, diğer yandan kurtarılan şirtketler ekonominin halini özetlerken sırf “sükse olsun’ diye bu projenin yapılmasının sırası mı?” sorusunun en doğru cevabını İstanbullular verecektir. Bu işte ve pek çok işte olduğu gibi “ben yaptım oldu” ya da “yaptırmam” türü inatlaşmayı bir tarafa bırakıp millete sorulması en iyi yoldur. Tabiî ki bir de bilim adamlarına…

 

Okunma Sayısı: 1576
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı