"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Afganistan-1 (Nereden Nereye)

Muhammet ÖRTLEK
13 Temmuz 2021, Salı
Afganistan, Soğuk Savaş döneminin savaş sahalarından biriydi. SSCB’nin sıcak denizlere inme stratejisinde yer alan Afganistan, iki kutuplu dünya sisteminin temsilcileri ABD ve SSCB arasında 24 Aralık 1979 ile 15 Şubat 1989 yılları arasında, toplam 9 yıl süren bir savaşa sahne olmuştu.

SSCB, Afganistan’daki Marksist hükümetin dâveti üzerine bu ülkeye müdahale ettiğini iddia etmişse de daha farklı sebeplerin olduğu da muhakkaktır. Bununla birlikte 9 yıllık savaşta, Afganistan’daki SSCB karşıtı İslâmî direnişçilere ve diğer adıyla Mücahitlere en büyük destek ABD’den gelmişti. Afganistan’daki grupların, ABD silâhlarıyla SSCB’ye karşı bir asimetrik savaş yürüttükleri bilinmektedir.

Soğuk Savaş’ın 1991’de sona ermesiyle birlikte, SSCB de Afganistan’dan çekilmiştir. Ülkede merkezi otoritenin yok denecek kadar zayıf olması sebebiyle, eskiden SSCB’ye karşı savaşan Mücahitlerin artık birbirleri arasındaki silâhlı çatışmaları ve iktidar mücadeleleri görülmüştür. Buna ek olarak farklı etnik, mezhepsel ve ideolojik unsurları bünyesinde barındıran Afganistan’da toplumsal, dinî, siyasî ve ekonomik konularda istikrarsızlıklar yaşanmaktadır. 

İşte bu ortamda Taliban, El-Kaide, Hareket’ül Mücahidin, Hareket’ül Cihad-ı İslâmî, İslâmî Cihad Birliği, Özbekistan İslâmî Hareketi, IŞİD/DAİŞ/DAEŞ, İslâm Devrim Muhafızları (Kudüs Gücü), Ceyş-i Muhammed, Ceyş El Adl (Cundallah), Leşker ve Cengvi, Leşker Tayyiba vd. silâhlı grup veya terörist olarak tanımlanan unsurlar kendilerine rahat hareket ettikleri alan bulmuşlardır. Bu grupların İslâmî anlayışları da birbirlerinden farklılık arz edebilmektedir.

Afganistan farklı etnik yapısıyla da dikkat çekmektedir. Ülke topraklarında Afgan, Peştun, Tacik, Hazara, Özbek, Beluci, Türkmen, Nuristani, Pamiri, Arap, Gujar, Brahui, Aimak, Pashai ve Kırgızlar yaşamaktadır.

Soğuk Savaş sonrasında tek kutuplu uluslar arası sistemde etnik, dinî/mezhebî ve siyasî grupların kendi kimliklerini öne çıkartmaları ve sahip oldukları kimlikler üzerinden tanımlanmaları bu dönemin en önemli özelliklerindendir. Elbette bahsedilen unsur ve grupların kimliklerini belirginleştirmeleri, Afganistan’a etnik ve mezhebî temelli siyaset şeklinde yansımaktadır. Buna silâhlı grupların da etkisini eklemek gerekmektedir. Başlıca adı zikredilen grupların, ülkeleri için ortak paydada buluşamamaları Afganistan’ı istikrarsızlaştıran en önemli hususlardandır.

Soğuk Savaş sonrası uluslar arası sistemde kırılma noktalarından biri de kuşkusuz 11 Eylül 2001’deki terör olaylarıdır. Teröristlerin sivil uçaklarla ABD’deki Dünya Ticaret Merkezi ve ordu komuta merkezi Pentagon’a çarpma/düşürme biçiminde saldırılar yapmaları hatırlardadır. Uçakları kaçırıp, saldırıları gerçekleştirenlerin Usame bin Ladin’in liderliğini yaptığı El-Kaide terör örgütünün üyeleri olduğunun bildirilmesi, gözlerin El-Kaide’nin merkezi olan Afganistan’a çevrilmesini sağlamıştır.

Saldırıların ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush, NATO ve müttefikleriyle Afganistan’ı 2001’de işgal etmiştir. Hatta Bush 29 Ocak 2002’de, teröristlerle savaş ve Afganistan işgali ile arkasına aldığı toplumsal desteği yükseltmek ve devam ettirmek için “Şer Ekseni” diye tanımladığı ülkeleri hedef göstermiştir. Şer Ekseni ülkeleri İran, Irak ve Kuzey Kore olarak belirtilmektedir.

Bush yönetimi “teröristlere verdiği destek ve kitle imha silâhlarına sahip olduğu” iddiasıyla, Afganistan’ın ardından Irak’ı 2003’te işgal etmiştir. Evanjelik öğretilere sahip olduğu ileri sürülen Bush yönetimi bir adım daha atarak, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin hürriyetlerine kavuşturulması ve kalkındırılmasını ihtiva eden Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) gündeme getirmiştir. BOP’un, 8-10 Temmuz 2004’te Sea Island Georgia’da düzenlenen G8 Zirvesi’nde genel hatlarının belirlendiği hakkında bildiri yayınlanmıştır. Böylece Afganistan ve Irak, BOP’un laboratuvar ülkeleri şeklinde nitelenmişlerdir.

Afganistan’ın işgalinin üzerinden hemen hemen 20 yıl geçti. ABD Başkanı Joe Biden, 2021 Temmuz ayı başında “ABD 20 yıldır Afganistan’da savaşıyor. Savaşa 2 trilyon dolardan fazla para harcandı. ABD binlerce askerini kaybetti ve on binlerce asker veya sivil Afgan’ın ölümüne şahit oldu” dedi. Şimdi ise, ABD neredeyse hiçbir sebep göstermeden Afganistan macerasına son veriyor. -Devam Edecek-

Okunma Sayısı: 860
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı