"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnayet-i İlâhiye gelir mi?

06 Kasım 2019, Çarşamba 00:08
Dâvâ adamı adayı; hedeflerini, çizgilerini, düşünce ve fikirlerini doğru olarak hayal etmeden, doğru olarak düşünmeden, doğru olarak bir yerlere koymadan ve dosdoğru olarak yapmadan, fiiliyata dökmeden dâvâ adamı olamaz!..

Doğruluk ise yalan söylememeyi gerektirir/iktiza eder. Bin tane doğrunun içerisinde bile bir yalan sırıtır ve bin doğruyu da yakabilir, yalanlayarak hiçe indirebilir.

Kendi doğruluğunu, kendisine ispat edemeyen ve yerine getiremeyen hizmet adamı; başkalarının doğruluğu hiçbir zaman isteyemez!.. İstese bile ancak riyakâr ve dalkavukluk ünvanına sahip olarak ister!..

Kendi menfaatlerine göre veya konjonktüre göre doğru olan ve kendini doğru göstermeye çalışan ise zaten dâvâ adamlığından ziyade ancak bayağı bir adam bile olamaz!..

“Bu dâvâ öksüz, bu dâvâ hor…vs.” diyenlerin evvelâ yaşayamadıkları, hayatta tatbik edemedikleri ve sadece ve sadece “bağırtı, çağırtıda…” güdük bıraktıkları dâvâları yanlıştı, eksikti, noksandı ve başından, çıkış noktasından dâvâları çar-ı naçar dâvâsızdı!..

Eğer akıllarda, zihinlerde, kalplerde kudsî ve âlî bir hedef, gaye-i hayal yer etmemiş, kazanılmamış ve yoksa dâvâ adamları adayları değil basit fikirli insanlar bile, “ben, ben, ben…” derler ve kendileri için de başkalarının nazarına da kocaman bir “0”(sıfır) gösterirler, ortaya koyarlar.

Doğruluğunu ve mertliğini canı yanması ve menfaatleri gitmesi pahasına riyakârlığa girmeden, iki yüzlülük yapmadan muhafaza eden ve kudsî iman, Kur’ân ve İslâmiyet dâvâsından taviz vermeyen adam; gerçek hizmet adamıdır!.. Ve başları üstünde taşınmaya lâyıktır.

Bu hizmetin kabul edemediği yalancı, riyakâr, dönek ve kafasında kırk tilki dolaşan ve kırk kere, kırk ayrı telden, kırk ısrarla, kırık kırklarını birleştirmeye, yerleştirmeye ve yaşatmaya çalışan adam olamamış adamlardır.

İhlâs, uhuvvet, sadâkat, şevk, aşk, ümit ve gayret ise Hüda’ya tabi olan ve Hüda yoluna başkoyanlardadır. Tevfik-i İlâhiyeyi ancak bunlar muvaffak ve muzaffer olabilmek için isteyebilirler. Ve inşallah inayet-i İlâhiye de onların imdadına cevap verir ve gelir onları bulur.

Okunma Sayısı: 854
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • H.huyut

    6.11.2019 14:07:46

    Rıfat Abi yazınızı okudum. bir daha okudum. Keskin ve katı hükümler biraz yumuşatılabilir. Dava adamı da hata yapabilir. Bu onun dava adamı olmasını bitirmemeli. Beşeriz zaman zaman şaşabiliriz. Hatalar kusurlar umumi olsa inayeti etkileyebilir. Şahısların hatası kendisini bağlamalı. Bir yalanın bin doğruyu sıfırlaması hakkaniyete pek uygun düşmeyebilir. Her kim ben ben derse sırıtır istiskale neden olur. hassas dönemlerde yazılarda da hassasiyet önem arz eder diye düşünüyorum. selam ve dua ile fiemanillah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı