Yaz döneminde okuduğum son eser, Celaleddin Vatandaş’ın, Pınar Yayınlarında çıkan “Hz. Muhammed’in (asm) Hayatı ve İslâm Daveti” isimli çalışması oldu. Eser, güzel bir anlatıma ve zihinde Peygamberimizin hayatını canlandıran ayrıntılı bir muhtevaya sahipti.
Eser, Mekke ve Medine dönemi olmak üzere iki cilt halinde. Mekke döneminde, Peygamberimizin dünyaya geldiği akraba çevresi, çocukluğu, gençliği, her şartta sıdk ve doğruluğu hayat tarzı edinmesi, peygamberlikle birlikte kendisine öğretilen hakikatleri tebliğ tarzı yaşanmış örnekleriyle birlikte nazarlara sunulmuş. Yine Hz. Peygamber’in beşer olarak günlük hayatı, insan ilişkileri, ticareti, evliliği, vahye muhatap oluşu gibi hususiyetler bir tabiilik içinde anlatılmış. Hayatının bütün kesitlerinde temiz bir ahlâkın varlığı daha bir görünür hale gelmiş. Zamanın sosyal hayatı, cahiliye âdetleri ile birlikte Peygamberin bu tehlikeli alanlara karşı kendini koruması, İslâm’ı yayarken ki tebliğ metotları, İslâm karşıtlarına gösterdiği tavır ve tutumlardaki ölçü ve her türlü iftiraya, suçlamalara ve hayatına kast etme planlarına karşı müspet mücadele metotları günümüz insanına da yol gösterir tarzda anlatılmış.
Eser, Mekke döneminin katı insan tutumlarını ve bunlara karşı mücadele metotlarını ve yine Medine döneminin yumuşak, sıcak ve merhametli insan yaklaşımlarını ve böyle ortamlardaki tebliğ farklılıkları yaşanmış örnekleriyle gözler önüne sermiş. Bu yönüyle günümüzde İslâm’ı temsil ve tebliğ yolunda olanlara, farklı yapıdaki insanlara nasıl ulaşmak gerektiğine dair seçkin örnekler sunuyor. Hz. Peygamber’in yakın çevresini oluşturan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğer yüksek ahlaklı sahabelerin Peygamberimizden aldıkları hayat derslerini tahkik ederek kendi hayatlarına tatbik etmeleri önemli kesitler olarak dikkat çekiyor.
Eserdeki Asr-ı Saadet bilgileri, günümüz insanına, İslâm, Hz. Peygamberin örnekliğinde yaşandığında insanlık tarihinin altın sayfaları yaşanmaya devam edeceği müjdesini veriyor.
Mekke ve Medine dönemi hayat safhalarında görünen o ki, şartları ne olursa olsun hiç kimse için İslâm’ı kabul noktasında ümitsiz olmamak gerekiyor. Mekke döneminde İslâm’a karşı olmayı bir hayat ideali yapmış, bu uğurda maddî ve manevî her türlü mücadeleyi vermiş insanlar, İslâm’la müşerref olduktan sonra o yüksek himmetlerini, fedakârlıklarını İslâm için de göstermişlerdir. Belli ki günümüzde de fikirleri, hayat tarzları İslâmî yaşayış anlamında eleştiri konusu yapılan nice insanlar, içlerinde taşıdıkları vatan, millet sevgisi ve bu uğurda gösterdikleri yüksek himmetleri ile belki de yakın gelecekte her biri İslâm’ın birer fedaîsi, hakikatleri hayatlarında yaşayan İslâm’ın birer elçisi olabilirler. İslâm tarihindeki ‘İslâm öncesi insanlar ile İslâm sonrası insanlar’ın hayatlarındaki büyük ve köklü değişimler bunun delilidir. Anlaşılıyor ki, asr-ı kıyamette Asr-ı Saadeti sünnet-i seniyye etrafında yaşamak mümkün.
Bu güzel eser, benim için Hazret-i Muhammed’i (asm) daha yakından tanımaya ve onun yaşadığı sosyal çevreyi anlamaya ve insan ilişkileri noktasında yeni metotlar öğrenmeye vesile oldu. Bu eseri okurken geçen yaz aylarım Hazret-i Peygamberle saadet saatleri olarak geçti diyebilirim. Eser, Peygamberimizin hayatının inceliklerini tanımaya, sevmeye ve yaşamaya katkı sundu. Eserin, Peygamberimiz ile ümmetinin daha yakından tanışmasına vesile olmasını temenni ediyor, yazarına da yılları içine alan emeği için Allah razı olsun diyorum.