"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siz de Haziran’ın gelişinden tedirgin misiniz?

Şükrü BULUT
11 Haziran 2021, Cuma
Soruyu garip karşılayacağınızı biliyorum… “Güzelim baharın sonunda, nihayet nimetler mevsimi yaza geçiş olan Haziran’dan neden tedirgin olalım ki?” dediğinizi işitir gibiyim…

Neden mi? Yeryüzünü insanlara, hayvanlara, bitki, bakteri ve cinlere bir sofra olarak hazırlayan Allah’a karşı, Haziran ayı son zamanlarda, azgın dinsizlerin faaliyetlerine hız verdiği bir zaman dilimi olarak tanımlanmaya başlandı. “Her şey gibi yaratılan zamandan uğursuzluk mu aranır?” diyeceksiniz. Haklısınız; zaman da tıpkı mekân gibi ilgi ve alâkalarından kıymet kazanıyor.

Bu meseleyi size rahat anlatabilmemiz için bir iki mukayeseye ihtiyacımız var. Müslümanlar için, sene içindeki üç ayların kıymetini biliyorsunuz. Özellikle “on bir ayın sultanı” olarak nitelenen Ramazan-ı Şerif’in… Elbette bu ay, içerisinde nazil olan Kur’ân’dan dolayı “ayrıcalık” kazanıyor. Yavaştan başlayan temponun, Kur’ân’ın nüzul gecesine yaklaştıkça nasıl sür’at kazandığını, mekânların da zamana uyarak ulvî bir raksa kalkıştıklarını yaşayarak geliyoruz. Müslümanların bu güzel geleneğini Hıristiyanlar, Hz. Mesih’in (as) doğum gecesinden tam altı hafta önce başlatırlar. Katoliklerde 24 Aralık’a yaklaşıldıkça heyecan ve kıymetli zamanın görünürlüğü müşahhaslaşmaya başlar. Bu her iki semavî dindeki zamanların ulviyetini taklit eden  “SEMAVÎ DİN DÜŞMANLARI” da, sene içinde kendilerine “Haziran”ı seçmişler. Adem oğlunu insaniyetinden çıkararak, onu cani bir hayvan, bütün insanî prensipleri çiğneyen bir mahlûk, kişiliği şehvet ve zevke indirgeyen ahlâk karşıtı bir hale sokabilmek için, bütün sene içinde “HAZİRAN” hazırlıklarının yapıldığını, dikkatlice izleyenler ancak anlayabilirler.

Ahlâk sahibi insaniyetperverler, bu mahlûkların isimleriyle ağızlarını kirletmek istemediklerinden; sembollerle, baş harflerle veya coğrafî isimlerle onlardan bahsederler: LGBT…vs. SODOMİLER, ÇOK CİNSLİLİK, QUEER, DİEVERSE…  İnsaniyete büyük zararı olan ahlâksızlığa giden bu kişi- guruplardan hem kendilerini hem de sevdiklerini uzak tuttuklarından, küresel saldırgan dinsizliğin bu cereyanının mahiyeti, ekseriyetle kamuoyunca meçhuldür.

Kırk sene boyunca Avrupa’da, dinsizlerin ahlâksızlıkla insanlığa yaptıkları amansız hücumlar karşısında, yalnızca dişlerini gıcırdata bilmiş birisi olarak yaşadığımdan, çoğu insanlar; Berlin, Köln ve New York sokaklarında gökkuşağı paçavralar altında ve “mutlak hürriyet” adına her türlü ahlâksızlığı irtikâp serbestliği isteyen binlercenin hay u huyunun karşısında şaşkınca bakan insanların ruh hallerini anlayamazlar. Hatta İslâm ülkelerinde yaşayan çoğu insanlarımız, şu şikâyet ve serzenişlerimizi mübalâğa olarak da görebilirler.

Dünde olsaydık, belki… Bu gün çok farklı. Teknolojinin harika makineleriyle, dünyanın en uzak noktasındaki “hayvanlaşma ve insanlıktan uzaklaşma” manzaraları, artık çocuklarımızın göz ve kalp dünyalarını parçalıyorlar. Hatta büyük paralarla hazırlanan çizgi filmlerle, Netflix gibi şirketlerin yardımıyla dünyanın her yerindeki masumların dimağına öldürücü zehir gibi şırınga ediliyor.  Bir günahın bir kalmayıp, milyon-milyarlara dönüştüğü bir zamanı ve o zaman içindeki mevsimi konuşuyoruz. Ve karşımızda; Londra Ekonomi Okulunun deha çocuklarıyla, Chicago’lu Neoliberal hocaların yetiştirdikleri CEO’larla, FRANKFURT OKULU’ndan ahlâk! dersi almış gayretli elemanlarla, insanlığın servetine musallat olup çalan-çırpanların kurdukları vakıflarca finanse ediliyor, bahsettiğimiz “İnsanlık Karşıtı bu etkinlikler.” Vatikan Kilisesi, George SOROS ve beraberindeki bu Marksist kapitalisti heyetin tam elli Katolik ülkesinde önce ahlâksızlığı yaygınlaştırmak ve sonra da kürtajı serbestçe devlet tarafından yaptırmak üzere on milyarlarca doları harcamakta olduklarını müteaddit defalar medyada dillendirdiler.

Bu senenin Haziran’ı; dünya çapında insaniyet-yaratılış karşıtlarının faaliyetleriyle baştan sona kadar dolu görünüyor. İnsanlığa ihanet eden bu onursuzların “ONUR YÜRÜYÜŞLERİ”nin bir merkezden organize ve finanse edildiğine dair, bütün millî devletlerin ellerinde yeterince bilgi olduğunu biliyoruz. Güney Amerika, Afrika, Avustralya, Kuzey Amerika ve Avrupa’dan; Köln, Berlin, New York, Rio veya Brezilya metropollerinin merkezlerindeki milyonlara karışmanın masrafı elbette yüklü olmalıdır. İştirak edecek milyonlarca militanın seyahat masrafları, ibate ve iaşeleri ve ellerindeki propaganda malzemeleri “Neoliberallerin sermayesince” karşılandığını en iyi bilen siyasetçilerin başında, elbette Vladimir Putin geliyor. 

Zira Putin’in insanlık, aile, tabiat ve çevre düşmanı olan bu gruplarla mücadelesinin resimlerini, Neoliberaller dünyanın her tarafına dağıtmışlardı.

Bu hareketin bizdeki en büyük tahribinin sosyal medya üzerinden geldiğini yukarda arz etmiştim. Ayrıca Marksist Kürt Partisi’nin de bu ahlâksızlığın bir parçası olmasına rağmen, hükümet yetkililerin bu husustaki suskunlukları, onların da bir yerden bağlandıkları izlenimini veriyor. Hatta, onların kimlerce finanse edildiklerini, ahlâk karşıtlığını ve militanlarının Kürt olmadığını halka bilinçli olarak anlatmayan yetkililer, kapatma dâvâlarıyla tersten güçlendirmeye çalışıyorlar. Daha önce seslendirdiğimiz; HDP‘nin mevcut hükümetin payandası oluşu tezimizi dolaylıca tasdike devam ediyorlar. 

Haziran ayının insan fizyolojisi, biyoloji ve psikolojisi üzerindeki tesirleri elbette önemlidir. Mevsim olarak etkilerini anlatan bir eser olsa, elbette okuruz. Bediüzzaman Hazretleri bu mevsimin “NUR TALEBELERİ” üzerinde meydana getirebileceği menfî etkileri mektuplarında çokça yazmaları ilginç değil mi? Allah’ın şükür için verdiği bir nimeti, insanlar kendi haklarında nasıl nikmete dönüştürüyorlar meselesi, Risale-i Nur’da çok güzelce ifade edilmiş.

Burada, maalesef hükümetlerimizin vatanımızın güzel sahillerini “BOLŞEVİK HAMAMLARINA” dö- nüştürmelerindeki rollerini de nazara almak durumundaydık. Kadın-erkeğin çıplakça sahillerimizi kirletmesiyle ekonomiyi düzelteceğini düşünen şu hükümetimizin ne ilm mahfillerde, ne ahlâkî meclislerde, ne dünya hukukunda, ne de ahiret mahkemelerinde kendilerini savunabilecek halleri olmadığını da biliyoruz. Bilhassa Allah’a, ahirete ve meleklere inanan kardeşlerimizi, bu mevsimin aralığından size ve sevdiklerinize gelecek dehşetli maddî manevî hastalıklardan Rabbim korusun. Helâl dairesi keyfe kâfi ve üç-buçuk zehirli bir keyif için de harama girmeye gerek yok elbette…

Okunma Sayısı: 1371
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Osman

    11.6.2021 18:38:00

    Doğru ve yanlışa dikkat edelim Kürt kardeşlerimizi yanıltıyorlar Bizi ve diğer halk ları yanıltmıyorlarmı Hepimiz hata için deyiz Doğru bir teşhisle tedavi olunur

  • Niyazi Nur

    11.6.2021 15:10:58

    Beşerin muhatab olduğu imtihanı kıyamete kadar süreceğinden, yakın ya da uzak mazisinde tecrübe edip yaşadıklarından ders ve ibret al(a)mayıp benzer yanlışları tekrar edebileceğine belki de hiç şaşırmamak gerek. Belki çok kelamlar edilip çok izahlar ya da çok tenkitler yapmak mümkün, şerirlerin neler ettikleriyle nasıl yaptıklarıyla alakalı... Ancak bunlardan fazlaca ve tekraren dogrudan bahsediyor olmama gereğini ya da bu husustaki hassas ve elzem dengeye azami dikkati ihmal etmeme temennisiyle...

  • Salih

    11.6.2021 14:47:29

    Milletimizin global hipnozlardan kurtulmasının birşartı da, millet olarak bu hipnozu yapanların mahiyetlerini dört dörtlük öğrenmekle olur.

  • Hüseyin

    11.6.2021 14:01:04

    Küreselleşme ve dünyevileşme dil din ırk renk cins tanımaksızın küre-i arzın hemen hemen her alanında tektipleşmeyi ve benzeşmeyi beraberinde getirdi. Küreselleşme gezegenimizi evirdi çevirdi bir gemiye dönüştürdü. Ahlak, kaplumbağa hızında yayılırken ahlaksızlık ışık hızında yayılıyor taban buluyor..Dinler gelenekler örf ve adetler atadan kalma usuller ahlaksızlığı önleyemiyor..Hedonizm sadizm ve narsizm ahlak din sınır sınıf tanımıyor bütün bir geçmişi hiçliğe düşürüyor..Toplum şaşkın sürüler gibi sağa sola koşuşturuyor. Merhametsizlik rahmetsizlik nemelazımcılık musilaj yapıyor coranavirüs yayıyor. İnsandan ve küreselleşmeden kaynaklı ahlaksızlığı adaletsizliği merhametsizliği rahmetsizliği görmüyor. Ahlakı ahlaksızlıkta doğruyu yanlışta aradığının farkında bile değil.

  • Hıdır Yıldırım

    11.6.2021 13:44:24

    Yaz aylarının rehavetine kapılmadan hizmete ve Risale-i Nurları okumaya İnşallah devam etmeliyiz. Küfrün beli ancak bu şekilde kırılır. Çok yerinde ve manidar bir yazı. Allah razı olsun.

  • Ahmet Danışmaz

    11.6.2021 12:31:58

    Haklısınız, bir memlekette manevi hava bozulunca biz de etkileniyoruz maalesef. Hükümete elimiz yetmez. Ancak kendimizi idare etmeye elimiz yeter. Çare okumak, okumak yine okumak. Selamlar

  • İsmail Ertan

    11.6.2021 12:20:41

    Risale-inur cihanşümul bir dava ise, onları rehber edinenler de cihana bütünlük içinde bakacaklardır. Bütün dünya coğrafyalarını imam ve küfür cepheleriyle tarayan bir makina gibi. Dava umumi ve bakış hususi olursa, mağlup olurlar.

  • Nura

    11.6.2021 12:13:32

    HDP nin sodonomi olduğunu akp millete anlatsaydı, kürtler bu ahlaksızları tek-tokat doğudan gönderirlerdi. İşin içinde ihanet mi var?

  • Ekrem B.

    11.6.2021 09:54:09

    Takdire şayan bir Haziran yazısı olmuş. Korona bulutlarının arasından ışık huzmeleri süzülmeye başladı diye sevinirken, birbirinden müstehcen yaz dizileri boy göstermeye başladı. Her türlü mukaddesatı silah olarak kuşananlar, Sodomilik karşıtlığını da bilimsellikten uzak sloganvari söylemlerle kuşandılar, mesele tamamen fıtrata taalluk ettiği yönüyle, fizyoloji ile, psikoloji ile, evrensel ahlak değerler ile çözülebileceği halde. Çünkü o hamurun da çok su götürmesi gerekiyordu, kullanışlı olabilmesi için. Bu süreçte dimağı bulanmış, psikolojisi zehirlenmiş müslüman Türk gençliği mi? O çok daha önemsiz bir gündem maddesi, o da müzakere listesine girebilirse.. 1 senedir kıyısında nefes almak için yaklaşamadığımız, bazen bir nefes mavi için para cezası ödediğimiz sahiller anında "Rus hamamlarına" dönüşüyor yine. O binbir esmanın selsebilinde pırıldayan deniz de yüzümüze salyalı tükürüyor artık. Düşünüyor insan, hiç ders almayacak mıyız?

  • Eddai

    11.6.2021 03:07:56

    „Suskunlugun“ bir cok sebebi olabilir… Gündemi etkisine alan ifsa videolari, ülkemizi itibarsizlastirdigina mi üzülesin, yoksa anlatilanlar gercek ve bir sekilde parasindan tut dökülen kan‘lara kadar biseyler sirayet mi etmis ki, sus pus hokus pokus entrikalari ceviriliyor? Nasil bir bagimsizlik mücadelesi bu? Ipler sizin elinizde olmadimi, sahillerinizi bolsevik hamami da yaparlar, sehirlerinizi sapiklarin ve anarsitlerin yetistirldigi mimsiz medeniyetin fuar‘larina da dönüstürürler! Bu aci gercekler karsisinda üc maymunu oynayanlar, sizin evlatlariniz, aileniz cevreniz yokmu? "Nasil ki ayna ile yüz yüze gelen insan, ileri baktigi halde ayna ona geriyi gösteriyorsa, Ayna nazariyla bakilan herbir eser, hadise, yatirim, karar, icraat,… kendisine basarisin yada basarisizligini haritasini gösterecektir." Cesareti olup da bakana gösterecektir elbet!

  • Halil İbrahim Karahan

    11.6.2021 02:19:30

    Allah razı olsun abi...

  • Sezai MUMCU

    11.6.2021 01:48:16

    1) TERÖRün en basit tanımı İNSANLARI KORKU VE ENDİŞEYE, ÜMİTLERİNİ KAYBETMEYE SEVKETMESİDİR. Sayın yazarımızdan sorarım yıllardır -şahsen benim okuduğum binlerce makalesinin ve- bu makalenin de ana temasının değindiği gruplar, ekoller TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL DE NEDİR? İnsanların NAMUSLU, DİNDAR, VİCDANLI OLMASININ sanki bir suçmuş gibi sindirilmeye çalışıldıldığı bir devirde TERÖR ÖRGÜTLERİ şer odaklı bir İTTİFAK olarak karşımıza çıkmıyor mu?.

  • Sezai MUMCU

    11.6.2021 01:47:45

    2) Hâlâ ara ara tekrardan okuduğum Prof. Dr. Alaaddin Başar’ın Zafer Degisinde Şubat 1992, Sayı 182 ' Fitne Kıvılcımları' adlı makalesi başımıza bugünlerde daha şiddetli gelenleri o günler de görmüş ve demiş '... Bazı çevrelerde günah işlememek ayıp addediliyor. Namus, iffet haya mefhumları kalabalık anacaddelerden süratle dar sokaklara, kenar mahallelere, kuytu evlere doğru koşuşuyorlar...'

  • Sezai MUMCU

    11.6.2021 01:47:24

    3) Evet, durum çok vahim TERÖR KÜRESEL OLARAK ENDÜSTRİ, EKONOMİ, FİNANS ENSTİTÜTÜLERİ, İLMİ ve FELSEFİK EKOLLER, ÇEVRECİLİK, DOĞACILIK, EŞİTLİK, HAK ve ÖZGÜRLÜKLER gibi başlıklarla KAMUFLAJ OLARAK BİZE SALDIRIYOR. Bu açıdan belki KORONA dan daha dessasane bulaşıcı ve ahiret hayatını da tehdit etmesinden ötürü daha tehlikeli KÜRESEL TERÖR İTTİFAKI sözkonusu. Bize saldıranlar tüm manevi zenginliklerimizi hırsızlamakla kalmayıp çaldıkları MİNAREYE KILIF BİLE HAZIRLAMIŞLAR: onları Küresel Terör Örgütü olarak ifşa ettiğinizde KOMPLO TEORİSİ deyip sizi HEZEYANCI GÖSTERİYORLAR.

  • Sezai MUMCU

    11.6.2021 01:47:06

    4) Ama bu mücadele hep böyle olmamış mıdır? 124 bin Peygamberin bile maruz kaldığı mecnun,yalancı, safsatacı itham ve iftiraları. Enbiyadan ONBINLERCESİNİ sadece o Fitne ve FESAT Milletin katletmesi. Peygamberimiz ASM ın bildirdiği gibi İslam bidayette olduğu gibi Ahirzaman da da GARİB olacaktır. Allah’ın inanmışlar olarak Arzın Halifesi dediği insanı gönderdiği Öz VATANI Dünya'da Necip Fazıl ın dediği gibi bir PARYA haline getirmeye de çalışıyorlar. ONLAR İSE haşa Tanrı yı KIYAMETE ZORLAYIP YÜZÜKLERİN EFENDİSİ OLACAKLARMIŞ. Terörist, Eşkiya Dünya ya HÜKÜMDAR OLMAZ. Onlara bunu isbatlamak da hasbel kader bizim vazifemiz.

  • Kerem

    11.6.2021 00:25:07

    Çok orjinal bir bakış açısı ortaya çıkmış: Kevni kanunları değiştirmek isteyenlerle bu tahribatçılara rtçu koyanları güzelce tasvir ve kategorize etmişsiniz. Tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı