"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İstifa”nın perde arkası

Cevher İLHAN
11 Kasım 2020, Çarşamba
Maliye ve Hazine Bakanı’nın istifasıyla ortaya çıkan kriz, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” paravanında kotarılan “tek adam sistemi”nin çöküşünün son tezâhürü oldu.

Öncelikle dünyanın bütün ajanslarında yayınlandığı halde iktidara ilişik medya ile “merkez medya” iddiasındaki güdümlü medyada haberin gizlenmesi, yirmi yedi saat sonra ancak iktidar partisi sözcüsünün sözlerine sığınılarak mâlum televizyonlarda duyurulması garabeti yaşandı. 

Dünya medyasında “Türkiye ekonomisi çöküyor, mâliyesi batıyor” yorumları yapılırken, RTÜK kayıtları üzerinde yapılan bir araştırmada 1780 radyo ve televizyondan sadece beşinde “istifa”nın yer alması, Türkiye’de basın özgürlüğünü yeniden gündeme getirdi.

Ekonomik çöküşün yaşandığı, doların sekiz lirayı aştığı vartada, Hazine ve Maliye Bakanı’nın istifasının –tepeden gelen tâlimatla olsa gerek- haber yapılamaması, 2020 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 180 ülke arasında 154. sırada Belarus, Kongo Cumhuriyeti ve Brunei’nin gerisinde Ruanda ile aynı grupta kalmasını bir defa daha teyid etti. (DW Türkçe, 21.4.20)

Görünen o ki Türkiye’de iktidara en ufak bir eleştiride bulunamayıp sürekli “güzellemeler” yapmakla, medhiyeler dizmekle meşgul olan medya ne yolsuzluklara, ne ekonomiye, ne haksızlıklara ve hukuksuzluklara dair haber yapamıyor. Sadece “tâlimat” almakla kalmıyor; “izin” almadan bir bakanın istifasını dahi veremiyor; “meslek ahlâkı” ve “özerkliği” kalmamış.

“AT İZİNİN İT İZİNE KARIŞMASI…”

Gerçek şu ki önemli bir bakanın kamuoyu önünde istifasının ülke medyasının büyük bir bölümünce verilmesinden çekinilmesi, hâlâ en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerden biri olan Türkiye’nin,  ifade ve basın özgürlüğünde AB’nin ve beynelmilel basın kuruluşlarının tesbitiyle, Orta Afrika Cumhuriyeti kategorisindeki hal-i pür melâlini ortaya koydu.  

Bir diğer husus, istifanın ortaya çıkışının ilk saatlerinde, sosyal medyada “Cumhurbaşkanı’nın istifaşı kabul etmeyeceğini ümit ediyoruz” diye çağrıda bulunan bazı iktidar partisi yönetici ve mensuplarının, “vaziyeti” anlayınca ya da “Saray’dan ikaz gelince” tam tersi tweet atmaları oldu. 

“Biz sizi çok seviyor, size inanıyor ve güveniyoruz Sn. Bakanım” diye Albayrak’ı “yerli ve milli” olarak övenlerin, attıkları tweetten dakikalar sonra “Yolumuz Cumhurbaşkanı’nın, reisimiz, liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın yoludur” diye çark etmeleri, siyasetin de hür olmayıp Meclis’in devre dışı kaldığı “tek adam sistemi”nin Türkiye’nin özgürlüklerde dibe vuran, şeffaflık ve insanî gelişmişlik endeksinde listenin altına düşen “hibrit-melez demokrasi” kategorisini su yüzüne çıkarıyor. 

Bütün bunların yanı sıra Albayrak’ın veda ederken “at izinin it izine karıştığı, hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda…” nitelemesiyle iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmenin zorlaştığını” ikrarı, kapalı kapılar arkasında olup biten, kamuoyundan saklanan “anlaşmazlıklar”a ilişkin istifhamları söz konusu ediyor. 

“HANGİ ÖZEL İLİŞKİLER, GİZLİ SIRLAR…”

Bu açıdan yıllarca AKP hükûmetlerinde Başbakan Yardımcılığı ve ekonomiyle ilgili önemli bakanlıklarda bulunan eski bir Bakan’ın tesbitiyle “Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim, ben!” diyen Cumhurbaşkanı’nın meselesinin “ekonominin kötü gidişi de olmadığı, prim verdiği şeyin bakanlara verilen ‘özel siparişler’ olduğu” açıklaması dikkat çekici. 

Yıllarca Maliye Bakanlığı yapan ve o dönemdeki bütün özelleştirmelerin yaptırıldığı, “Kemal Abi” denilen Unakıtan’ın harcanmasında ve dört bakan hakkında Meclis’te soruşturma açılmasının engellenmesinde olduğu gibi “perde arkasında aralarında ne olmuş, neler geçmiş, hangi özel ilişkiler ve gizli sırlar mevzubahis olmuş, bilinmiyor”

Bundandır ki daha önce Albayrak’ın “görevden alınma”yı sert bir üslûpla eleştirme, bütün mesai arkadaşlarına teşekkür ederken Cumhurbaşkanı’na teşekkür etmeme cüretini sergilediği belirtiliyor. 

Yine bundandır ki, “âile içi devletçilik oyunları” “kişisel ilişkili bakanın yine kişisel ilişkili istifası” olarak görülüyor. Devletin içine düştüğü ciddiyetsizlikle, nepotizmle akraba, yakın ve adam kayırmanın fiyaskosunu yeniden ortaya seriyor. 

Ve liyâkat, bilgi, beceri, kurumsallaşma, hesap verebilirlik olmadıkça daha ilk günde çürüyen ucûbe “tek adam sistemi”nde kim atanırsa atansın figürlerin değişmesiyle, pansuman önlemlerle ekonomideki kan kaybının durdurulamayacağı bir defa daha ortaya çıkıyor. 

Gerçekten “Allah sonumuzu hayreylesin!”    

Okunma Sayısı: 3120
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı