"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zenginler tedirgin olmakta haksız mı?

Faruk ÇAKIR
23 Ocak 2024, Salı
Ekseriyetle “Zenginin malı züğürdün çenesini yorar” denilse de bu defaki ‘zengin’ haberinde farklı bir durum söz konusu. Habere göre Davos’taki 260 milyarder ve milyoner; aşırı zenginliklerinden daha yüksek vergi alınmasını talep etmiş.

Taleplerinin radikal değil “normale dönüş” olduğunu ifade eden “zengin” aktivistler, “Böylece aşırı ve üretken olmayan zenginlik, demokratik geleceğimiz için bir yatırıma dönüştürülebilir” tezini savunmuş.

Zengin ve fakir arasındaki uçurum, çoğu zaman tartışma konusu olmuştur. Hele son yıllarda ve hele Türkiye gibi ülkelerde bu uçurum çok daha fazla açılmıştır. Zenginler bin kazanırken, fakirler bir bile kazanamıyor. Böyle olunca da sadece fakirler değil, zenginler de rahat yüzü görmüyor.

Yıllar önce Türkiye şartlarında nispeten zengin sayılabilecek bir iş adamı, “Artık sokakta ‘lüks araba’mızla rahatça gezemiyoruz. Böyle giderse çok daha sıkıntılı günler görürüz. Bu kadar aç insanın arasında bize de rahat yok” mealinde sözler sarfetmişti. Gerçekten de nasıl ki 100 aç adam karşısında keyifle ve iştahla yemek içmek mümkün değil; milyonlarca ‘aç biilaç’ insan arasında da keyifle yaşamak mümkün değil.

2022 Dünya Eşitsizlik Raporu verilerine göre, 1990’ların ortalarından bu yana biriken tüm özel servetin üçte birinden fazlası, halihazırda insanlığın en zengin yüzde birine mensup olanlara gitti. Buna karşılık dünya nüfusunun yarısının, yani en yoksul dört milyar insanın payına, bu paranın yalnızca yüzde ikisi düştü. Covid salgınının 2020 yılından sonra milyarderlerin sahip olduğu küresel servetin payı daha da arttı. (www.dw.com, 20 Ocak 2024)

Zengin insanların “Bizden daha fazla vergi alın ve dünyadaki fukaralığı sona erdirin” anlamına gelen açıklamalar elbette çok mühimdir. Bu çağrı bir bakıma insan fıtratında bulunan ‘yardımlaşma’ gerçeğini de hatırlatmış oluyor. Zaten komşusu açken tok yatan insanlara ‘insan’ denilebilir mi? 

Yine bu zenginlerin “Böylece aşırı ve üretken olmayan zenginlik, demokratik geleceğimiz için bir yatırıma dönüştürülebilir” demesi de çok önemlidir. 

Esasında İslamın tesis ettiği ‘zekat müessesesi’ bunu temin etmiş olmuyor mu? Servet biriktirmenin iyi görülmemesi ve ihtiyaç fazlası paranın muhtaçlara verilmesinin tavsiye edilmiş olması tam anlamıyla yaratılışa uygun bir yol değil mi?

Bu çağrının samimi olup olmadığını elbette bilemeyiz. Ancak he şeye nağmen isabetli bir çağrıdır ve yankı bulup hayata geçmesini temenni ederiz. Keşke benzer çağrı ve benzer adımları “İslam dünyasının zenginleri” de yapmış olsa... Bunu yapmak “Müslüman zengin”lerin zaten esas vazifesi değil mi?

Okunma Sayısı: 1104
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı