Biliyorsunuz, otomobil motoru bazı parçalardan meydana gelir. Parçalardan biri görev yapamaz olursa, çıkarılıp yenisi takılır. Vücudumuzda da böyle parçalar vardır. Mide, safra kesesi, böbrekler, kalp ciğerler... Kalbin yedek parçası yok. Ama insan ömründen daha uzun süre yaşayabilecek tarzda yapılmış. Gerektiği gibi korunursa, tık demeden bir ömür çalışır. Fakat biz ne yapıyoruz? Gerektiği gibi korumuyoruz. Evimize, arabamıza, hatta boyatarak ayakkabımıza bakım yaptırıyoruz da, kalbimize yaptırmıyoruz. Aşırı yiyoruz, abur cubur atıştırıyoruz, spor yapmıyoruz, yürüyüşe çıkmıyoruz; sonuçta kalbimiz fazla yükleniyor, fazla yoruluyor. Kalbe giden damarlarda tıkanıklıklar başlıyor. O zaman ameliyat gerekebilir. Damar değiştirme ihtiyacı olabiliyor. Korkmayın! Damarın yedek parçası vücudumuzda mevcuttur. Bacaktaki damarlardan biri alınıp, tıkalı damarın yerine takılabiliyor. Demek ki, kalbe giden önemli bir damarın yedek parçası bacağımıza yerleştirilmiş. Hem kalp sağlamlaşıyor, hem de bacağımıza hiç bir şey olmuyor.
Düşünelim: Kalp damarının yedek parçasını bacağımıza kim koydu? Biz koymadık, annemiz, babamız koymadı, doktorlar koymadı. Öyleyse kimdir O? Günün birinde kalbe giden bir damarda tıkanıklık olabileceğini hesaplayarak yedeğini bacağımıza koyan Kudret Sahibi kimdir?
Onun her şeyi bilen, gören, arzularımızı ve isteklerimizi duyan ve aynı anda milyarlarca muhtaca yardım elini uzatan son derece acıyan, merhametli müşfik, “Bir”i olması lazım.
Buldunuz mu Allah’ı?