Ön not: Bu yazı bir “muhalefet eleştirisi” değildir.
29 Ekim merasiminin Anıtkabir kısmında İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin koluna girip yürümesi hayli eleştiri aldı.
Genel Başkanlığı eski DYP’li (Demokrat Partili) ve eski MHP’li Meral Akşener’den devralmış olan Dervişoğlu’nun bu eylemi, eylemini savunma biçimi ve iç ve dış eleştiriler, bize, milliyetçi partiler arasındaki yön, hız ve tavır farkları ve demokratlarla ilişkileri meselesini tekrar hatırlattı.
Bediüzzaman, 1950’lerde kaleme aldığı, ciddi siyasi tahliller de içeren meşhur “Bu vatanda şimdilik dört parti var” mektubunda, o zamanın milliyetçi partisi durumundaki Millet Partisi ile ilgili olarak şunları söylüyor:
“Eğer İttihad-ı İslâm’daki esas olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezcolmuş bir millet olsa; o Demokrat’ın manasındadır. Dindar Demokratlara iltihak etmeye mecbur olur. Frenk illeti tabir ettiğimiz ırkçılık, unsurculuk fikriyle Avrupa, âlem-i İslâmı parçalamak için içimize bu frenk illetini aşılamış. Fakat bu hastalık ve fikir, gayet zevkli ve cazibedar bir halet-i ruhiye verdiği için pek çok zararları ve tehlikeleriyle beraber, bu zevk hatırı için her millet cüz’î-küllî bu fikre iştiyak gösteriyorlar.”
Bediüzzaman’ın talebeleri de yine aynı dönemdeki başka bir mektupta “Üstadımızdan, ne için Demokrat Parti’yi muhafazaya çalıştığını sorduk” diyerek şunları aktarıyor:
“Cevaben: ‘Eğer Demokrat Parti düşse, ya Halk Partisi veya Millet Partisi iktidara gelecek. Halbuki Halk Partisi, ... bu asil Türk milleti ihtiyarıyla o partiyi kat’iyyen iktidara getirmeyecek. ... İşte bunun için, hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Parti’yi, Kur’an ve vatan ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum’ dedi.”
Devamında da Millet Partisi şu şekilde tahlil ediliyor: “Eğer bu partide sırf İslâmiyet esas olsa, Demokrat Parti’ye yardım ettiği gibi, muhalif ve muarız olmayarak, iktidara gelmesine (gelmeye) çalışmaz. Eğer bu partide ırkçılık ve Türkçülük fikri esas ise, ... Hürriyetin başında olduğu gibi bu asil ve masum Türk milleti aleyhine bir milliyetçilik tarafgirliği meydana gelecek, o vakit hakikî Türkler’i ecnebiler boyunduruğu altına girmeye mecbur edecek. ... Bu durum ise dehşetli, tehlikeli olduğundan; Kur’ân ve vatan ve millet hesabına, dindar ve dine hürmetkâr Demokrat Parti’nin iktidarda kalmasını temin etmeleri için ders veriyorum.’ dedi.”
Bu iki metnin kısa özeti bizce şu: Türkçülük İslamlıkla ve İslam ittihadı (İslam milliyeti) fikriyle kaynaştırılıp müsbet bir yöne dönüştürülmezse fayda değil zarar verir. Dönüşürse de bu fikir akımı zaten ayrı parti olmaya çalışmaz ve Demokratlara dahil ve destek olur. Zira Demokratların tek alternatifi CHP değil. Millet Partisi de bir “negatif alternatif”.
Millet Partisini ve 1969’dan sonra onun yerine ikame edilen MHP ve bütün türevlerini kuranlar, ayrı bir parti oluşturup Demokratları bölmek ve zayıflatmak yerine Demokratlara içeriden destek olsaydı siyaset hangi şekli almış olurdu?
AKP üzerindeki MHP vesayetini görmezden gelip “Ne güzel işte, İYİ Parti MHP’ye ve MHP de AKP’ye yani demokratlara destek oluyor.” diyecek olanlara sözümüz yok. Zira AKP’nin antidemokratlığı hakkında on senedir yazdıklarımız işe yaramamışsa hitap kâr etmez.
Demokratlığı canlandırmak isteyenlerin kıblenameli pusulasının göstereceği konumda Milletçiler yok.