"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yunus Emre ve Molla Kasım-10

Ekrem BAŞÇI
01 Kasım 2026, Pazar
İkinci olarak, dergâhta veya içtimaî hayatta müridlerin başlarına gelen her bir olay içlerinde bulundukları nefis terbiyesi makamlarının bir imtihanıdır.

Eğer mürid sabır ve şükür içinde zikrine ve vazifesine devam edip, olaylara takılmama konusunda nefsini iskat edebilirse, görev tamamlamış olunur, müridin makamı yükselir. Molla Kasım ile Yunus Emre’nin ve hatta Taptuk Emre’nin yollarının ayrılmasına sebep olan olaylar zincirinde, Şeyh Taptuk Emre, her iki dervişe de nefislerinin “Levvame” kapısında olduğunu, bu kapıda “Celâl” isminin tecellilerini yaşayacakları ve eğer sabrederlerse o ismin manalarını yakînî olarak anlayacaklarını ve bu makamı geçeceklerini söyler. Celal dairesi ağırdır. Denizleri, okyanusları dile getiren Celal ism-i şerifinin dairesi. İki mürid de çok çetin imtihandadır. Şeyhin kızına gizliden âşık olan Molla Kasım, kızcağızı birkaç hususî mesele için Yunus Emre ile birkaç kez ayaküstü konuşurken görünce hem kendisini hem de Yunus’u bu nefis muhasebesinin imtihanına sokar. Gönül işi yaptıklarını düşünür. Aklından geçen kötü niyetli düşünceleri dervişlere ve sonunda şeyhe anlatarak hem kendi nefsine hem de ders arkadaşı Yunus’a zulmeder. 

Şeyh Taptuk Emre, önce tatlı tatlı ve muhtelif şekillerde uyarır:

“Kusur görenindir.”

“Dövene elsiz, sövene dilsiz gerek.”

“İnsanın yüzü, hakkın nazargâhı, ondan yüz çevirilir mi Kasımım?”

“Hikâye etmek dahi şikayet etmektir. Şikayet etmek tevhidi bozmaktır, birliği yok etmektir. Dervişlikten maksat kişinin kendini yok etmesidir, birliği değil.”

“Elini kır, ayağını kır, vur taşlara kafanı kır amma gönül kırma. Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı. Gönül kıran Hakkı gücendirir. Gönül kıranın abdesti tutmaz, namazı olmaz. Bizim işimiz kavga ile değil, yıkmak ile değil, yapmak ile. Madem gönül Çalab’ın tahtı, gönüller kırmaya değil, gönüller yapmaya geldik.”

“Gördüğünü ört, görmediğini söyleme.”

“İmam Şâfî’ye sormuşlar, hakikati nasıl buluruz? Eğri ile doğruyu, günah ile sevabı, doğru ile yanlışı, suçlu ile masumu eyi ile kötüyü, sözün özü hakikati nasıl buluruz? Hazret demiş ki, hakikati arayan bâtılın attığı oku takip etsin. O okun saplandığı hakikattir. Masumu arayan zalimin sattığı oku takip atsın. Mü’mini arayan kâfirin attığı oku takip etsin, Musa’yı arayan Firavun’un attığı oku takip etsin. Kimin okunu takip ettin de Yunus’u  buldun? O vakit ne biliriz ki Kasım’ım kim nedir necidir? Kalbini yarıp da baktık mı ki, kim dinlidir kim dinsizdir. Öyle ya,  hırsızın cebine, arsızın eline bakıp da anlarsın, kalbi yarmadan din var mı, yok mu nice anlarsın Kasım’ım. Velev ki gözünün önünde yirmi sene alnını secdeden kaldırmaya, nerden bilirsin o bir kâfir mi mü’min mi, belki başkaca vazife için yapar. Kalp dediğin sanma ki atar durur bir et parçası. İşte herkesin yumruğu kadar derler, şuncâz (şu kadar) bir et parçası. Marifet ette kemikte olaydı, bu bedene can mı gerekirdi? Kalpten maksat gönül olsa gerek o vakit.  Yerlere göklere sığamadım, mü’min kulumun gönlüne sığdım. Gönül Çalab’ın tahtı ise gönlü olan kimseyi incitmemek imandan olsa gerek. Şeriat iman varsa geçerlidir. İmanı olmayanın aldığı abdest değil kıldığı namaz değil. Kasım’ım levvame kapısındasın. Bura Celal sofrası. Pişmanlıklar sofrası. Hataları tekrar etme faslı. Tutunma burada, göç bu diyardan, geçiver artık bu levvame sofrasından. Geçiver de zikrini tazeleyelim.”

Okunma Sayısı: 146
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı