Evet, Kur’ân’ın dört esasından biri adalettir.
Yine Kur’ân- Kerîm’de “Bir kimsenin suçundan başkası mesul olmaz” ayeti beş yerde geçmektedir. Bizler yıllarca kürsülerde vaizlerden, okullarda hocalarımızdan bu ayetleri defaatle dinledik. Bir ilahiyatçı olarak da kırk yıl sınıflarda anlattık. Bu temel kuralların yanında onlarca adaletle ilgili hatıraları dinledik. Peygamberin (asm) bir hırsızlık vakasında cezanın uygulanmaması için aracı olarak gönderilen kişiye karşı “Bu suçu kızım Fatıma da işleseydi elini keserdim” ifadesi en önce akla gelenlerden. Bu konu ile ilgili olarak ise Veda Hutbesi’nde şunları buyurmuştur: “Suçlu kendi suçundan başkası ile cezalandırılamaz. Hiçbir suçlu çocuğunun cezasını çekemez; kimse de çocuğunun suçundan dolayı cezalandırılamaz”
Ve yine adalet deyince ilk akla gelen Nuşirevan-ı Adil’dir (Adaletli Nuşirevan). Hırsızlık yapan oğlunu idam etmiştir. Ayrıca adaletiyle meşhur Hz. Ömer ki meşhur kıssa şu şekilde cereyan eder: “Şam Valisi Sa’d bin Ebi Vakkas, şehirdeki camiyi genişletmek amacıyla Yahudî bir vatandaşın rızası olmadan arsasını kamulaştırır. Kişi durumu Hz. Ömer’e şikayet eder. Hz. Ömer valiye ‘Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim’ diye haber gönderince vali vazgeçer.”
Osmanlı döneminde Fatih’in bir Rum mimarla olan davasında Fatih’in kolunun kesilmesine karar veren İstanbul Kadısı Hızır Bey. Hz. Ali’nin bir Yahudiyle muhakemesi gibi İslam tarihinde bir çok örneği zikretmek mümkün. Hatta Peygamberimiz (asm) “Çocuklarını öpmede dahi adaletli davranınız” buyurmuştur.
Son dönemlerde adalet konusunda da geriye gittiğimiz bazı uygulamalardan anlaşılmaktadır. Aynı suçu işleyen kişilerden biri cezalandırılırken birileri taltif edilebiliyor. İmam-ı A’zam adaleti tarif ederken “Her hak sahibine hakkını vermek ve zulümden kaçınmak” der. Mevki ve makamları dağıtırken ehline vermemek de bir adaletsizlik. Bu konu günümüzde en çok şikayet edilen konulardan biridir. Kur’ân-ı Kerîm bu konuda “Emaneti ehline verin” diye emreder.1 Hz. Peygamber de (asm) “İş ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle”2 diye buyurur.
Dipnotlar:
1- Nisa Suresi, 58; 2- Buhari, Rikak, 35