"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Ebu Bekir’in (ra) kızı “ZATUNNITAKAYN” Esma (ra)

İlknur Maraş Çalık
09 Mart 2020, Pazartesi 00:09
Hz. Ayşe’nin (ra) baba bir kardeş, Hz. Ebu Bekir’in de büyük kızıdır.

Annesi cahiliyye devrinde kalmış, Müslümanlığı seçmediği bilinen Kuteyle’dir. Esma, babası vasıtasıyla İslâmla tanışıp, İslâmın güzellikleriyle yetişmiştir. ”Zatunnıtakayn” lâkabı, yani iki kuşaklı, ile tanınan ve dünyada iken Cennet kuşağı giyebilme müjdesine nail olan bir hanım sahabidir.

İKİ KUŞAKLI SAHABİ

Bir gün Resul-i Ekrem Efendimiz’in (asm) evlerine geldiğini görünce babasına haber vermek için kapıya koşar “işte Resulullah(asm) geliyor!” der. Hz. Ebu Bekir şaşırır, “Annam babam ona feda olsun. O önemli bir hadise olmasa bu saatte gelmezdi” der. Hemen karşılamaya gidip içeri buyur eder. Hz. Aişe (ra) ve Esma (ra) oradadır. ”Yanındaki kimseler dışarı çıksa!” buyurur. Hz. Ebu Bekir, “Ya Resulullah! Onlar iki kızımdır. Sır saklamasını bilirler. Bizi gözetleyen yabancı kimse yok.” der. Bunun üzerine Efendimiz (asm), ”Allah’ın hicrete izin verdiğini, birlikte Medine’ye gideceklerini” söyler. Hz. Ebu Bekir, çok mutlu olup gözyaşlarını tutamaz. Hemen hazırlıklara başlar. Hz. Aişe (ra) ve Hz. Esma (ra) da babalarına yol azığı hazırlamak için harekete geçerler. Deriden bir torbaya azık, bir kaba da su doldururlar. Ağızlarını bağlamak için ip ararlar, fakat bulamazlar. Hz. Ebu Bekir (ra) Esma’ya işaret eder, belindeki kuşağı gösterir. Esma, babasının işareti üzerine hiç tereddüt etmeden hemen belindeki kuşağı çıkarıp iki parçaya böler. Bir parçasıyla azık torbasını, diğer parçasıyla da su tulumunun ağzını bağlar. Efendimiz (asm) Esma’nın bu samimî tavrını izler. “Ey Esma! Allah bu kuşağının karşılığına sana Cennette iki kuşak versin” diye duâ eder. Efendimizin (asm) bu duâsından sonra Esma (ra) “Zatunnıktakayn= iki kuşaklı” lâkabıyla anılmaya başlar.

Esma’nın Ebu Cehil’in karşısına korkusuzca çıkması

Peygamber Efendimiz (asm), Hz. Ebu Bekir ile Sevr Mağarası’na gizlenmeye gittikleri sırada, Ebu Cehil’in de bulunduğu bir topluluk Efendimizi (asm) evinde bulamayınca, hemen Hz. Ebu Bekir’in evine giderler.

Esma hemen dışarı çıkar. Ona: ”Ey Ebu Bekir’in kızı! Nerede baban?” diye sorarlar. Esma (ra): “Vallahi, babamın nerede olduğunu bilmiyorum!” deyince Ebu Cehil, elini kaldırıp ona şiddetli tokat atar. Bu tokat öyle şiddetli idi ki, Esma Hatunun küpesi kulağından fırlar. Fakat o hiç korkmaz ve telâşlanmaz. Herşeyi göze almıştır. Müşrikler ondan birşey öğrenemeyeceklerini anlayınca oradan ayrılırlar.

Medine’ye göç eden Efendimiz (asm) ve Hz. Ebu Bekir, Medine-i Münevvere’ye ulaştıktan bir müddet sonra Mekke’ye bir adam gönderip aile fertlerini Medine’ye getirtirler. Esma (ra) ile “Her peygamberin bir havarisi vardır; benim havarim ise Zübeyr’dir” buyurulan Zübeyr ibni Avvam (ra) ile evlendirilir.

Peygamber Havarisi ve Cennet Kuşağı ile müjdelenen iki Sahabi’nin Evliliği

Biri Esma (ra) Efendimizin (asm) baldızı diğeri ise halasının oğlu idi. İkisinin nikâhını Efendimiz (asm) kıydı. Bu evlilikten Abdullah ibni Zübeyr dünyaya geldi. Abdullah’ın dünyaya gelmesi Medine’deki Müslümanları çok mutlu etmişti. Sebebi, Yahudilerin Muhacirlere büyü yaptığı ve bir daha çocuklarının olmayacağı, nesillerinin kesileceğine dair ortalıkta söylentiler dolaşıp duruyordu. Abdullah’ın doğumu bu söylentileri yalanlamıştı. Bu evlilikten Esma, beş oğlan ve üç kız çocuğu dünyaya getirmiştir. Esma evliliklerinin ilk dönemlerini malî sıkıntılarla geçirmiştir. Kendisi ilk yıllarını şu sözlerle dile getiriyor:

“Zübeyr beni aldığında ne parası nede kölesi vardı. Hiçbir şeyi yoktu. Onun sade bir atı ve bir arazisi vardı. Atına yem verir, bakımını yapardım. Ev ve bahçe işlerini görürdüm. Hurma çekirdeklerini öğütür, yem haline getirirdim. İhtiyaçların temini için her işi yapardım. Uzak yerlerden su taşırdım.”

Hz. Esma’nın (ra) çektiği açlık

“Bir ara Resulullah’ın (asm) Ebu Seleme ile Hz. Zübeyr’e, Beni Nadir Kabilesi’nin arazisinden verdiği bir arazide bulunuyorduk. Hz. Zübeyr, Resulullah (asm) ile beraber çıktı. Bizim bir Yahudi komşumuz vardı. Bir koyun kesti ve onu pişiriyordu. Onun kokusunu hissettim. Hiçbir şeyin bende yapmadığı bir etki yaptı bu koku. O zaman kızım Hatice’ye hamileydim. Sabredemedim, gidip Yahudi kadının yanına vardım. Ondan ateş istedim. Maksadım bana birşey ikram etmesiydi. Çünkü ateşe ihtiyacım yoktu. Kokuyu alıp eti de gözümle gördükten sonra iştahım daha da arttı. Ateşi söndürdüm. Sonra ikinci kez, üçüncü kez gidip ateş aldım. En sonun da oturdum, ağladım ve Allah’a yalvardım. Sonra Yahudi kadının kocası evine gelip karısına “Bizim evimize herhangi biri geldi mi?” diye sormuş. Kadın ”Evet, şu Arap kadın geldi ve ateş istedi” demiş. Kocası ”Ya bu etten ona göndereceksin ya da ben bu etten hiçbir zaman yemem” demiş. Böylece bana bir kap içinde et gönderdi. Ömrümde ondan daha hoşuma giden bir yemek yemedim” demiştir.

Hz. Esma’nın Resulullah karşısında ki utancı

Hz. Esma bir gün, Resulullah Efendimiz’in (asm) Hz. Zübeyr’e hediye ettiği bahçeden toplamış olduğu hurmaları başının üzerinde taşıyordu. Peygamber Efendimiz (asm) bazı ashabıyla oradan geçerken, devesini çöktürüp arkasına binmesini söyler. Hz. Esma’nın utandığını anlayan Efendimiz (asm) oradan ayrılır. Eve varınca durumu eşine anlatır:

“Başımın üzerinde hurma taşırken Resulullah (asm) ile karşılaştım. Yanında ashabtan bazı kimseler vardı. Devesini çöktürüp binmemi söyledi. Fakat ben utandım binmedim. Bir de senin kıskançlığını hatırladım” der. 

Bunun üzerine eşi Hz. Zübeyr: “Ey Esma! Senin başının üzerinde hurma taşıman, Allah’a yemin ederim ki, bana daha ağır gelir.” der.

Kölelikten hürriyete kavuşmuş gibi

İslâmı en güzel şekilde yaşayan bir hanımefendiydi. Kanaatkâr ve mütevaziliğiyle hayatın sıkıntılarına göğüs geriyordu. Çektiği sıkıntıları babasıyla paylaşırdı. Hz. Ebu Bekir (ra) kızına sabretmesini söylerdi. Hz. Ebu Bekir bir gün kızının her işe koştuğunu ve çok yorulduğunu görünce ona bir hizmetçi gönderdi.

Esma (ra) buna çok sevinir: ”Babam hizmetçi göndermekle beni kölelikten hürriyetime kavuşturmuş kadar memnun etti” diyerek sevincini dile getirmiştir.

Hz. Esma’nın (ra) giyim adabı

Hz. Esma tesettürüne riayet eden bir hanımdı. Gözleri görme yeteneğini kaybetse dahi çok dikkatli biriydi. Bir gün oğlu Münzir bin Zübeyr, Irak’dan gelirken, Meru ve Koh şehirlerinde yapılmış ince ve güzel kumaştan elbiseler getirir. Hz. Esma’nın gözleri görmüyordu. Elbiseleri eliyle yokladıktan sonra “Hayır, bu elbiseyi Münzir’e götürünüz” der. Bu hareket Münzir’e ağır gelir. “Ey Anne! Bu elbise zannettiğin kadar ince ve parlak değildir” der. Hz. Esma (ra) ”O, derimi göstermez. Fakat beden hatlarımı belli eder” diye cevap verir. Bunun üzerine Münzir ona Meru ve Koh yapısı kaba elbiseler satın alır, Esma da bunları kabul eder. Oğluna: ”İşte bana bunun gibileri giydir” der.

Hz. Esma’nın annesi Kuteyle‘yi reddetmesi

Kuteyle, müşrikken bir takım hediyelerle Medine’ye kızı Hz. Esma’nın evine onu gördermek için gelir. Hz. Esma annesinin hediyelerini kabul etmediği gibi, evine de dâvet etmez. Kız kardeşi Hz. Aişe’ye durumu anlatır Efendimize (asm) sormasını ister. Efendimiz (asm), “Annesini içeri alsın ve hediyelerini de kabul etsin.” buyurdu. Hz. Esma emri hemen uygulayıp annesini içeri alıp hürmet ve saygı gösterir. Bu hadise üzerine Allahu Teâlâ şu âyeti kerimeyi indirir: “Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Doğrusu Allah âdil olanları sever.” (Mümtehine Sûresi, 8. âyet)

Hz. Esma gönlü zengin ve eli açık biriydi. Efendimiz (asm) “Ey Esma! Elini bağlama. Aksi halde Allah da sana olan ihsanını bağlar” buyurmuştur. Çocuklarına da cömert olmayı tavsiye etmiş. Şu sözlerle dile getirmiştir: “Malınızı Allah yolunda harcayın. Sadâka verin. Bir hayrı geriye bırakmakla hiçbir şeyi fazlalaştırmış olmazsınız. Sadâka vermekle malınızın eksileceğini zannetmeyiniz.”

Peygamber Efendimiz’in (asm) ”Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız kurtulursunuz.” buyurduğu üzere Rabbim bizlere de hanım sahabilerimizin yaşama tarzlarını, hayat ölçülerini örnek alarak tavsiyelerini de dinleyerek yaşantılarımızda uygulamayı nasip etsin inşallah. Amin.

Okunma Sayısı: 4222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ela

    9.3.2020 11:08:28

    Çok güzel bir araştırma yazısı olmuş. Bizlere örnek olacak bir sahabenin hayatı ve fedakarlığı... Hayatını İslama ve Rasüllaha (asm) göre yön vermiş mübarek insanların ibret veren davranışları... Katlandığı sıkıntılar ve yokluklar... Kaleminize sağlık...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı