"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslamilik Endeksi ve Bediüzzaman

Muhammet ÖRTLEK
26 Ekim 2019, Cumartesi
İslâmilik Endeksi, 2015 yılından bu yana, Müslüman olmayanlarda dahil toplam 208 ülkeyi değerlendirmeye tabi tutarak sıralayan bir çalışmanın adı.

Aslında çalışmanın temeli “Global Economy Journal” ismindeki uluslar arası akademik dergide 2010 yılında yayımlanan iki adet makaleye ve yazarlarına dayanıyor. Makaleler derginin 2010 yılındaki İkinci Sayısı’nda “How Islamic Are Islamic Countries (İslâm Ülkeleri Ne Kadar İslâmî)” ve Üçüncü Sayısı’nda da “An Economic Islamicity Index (Bir Ekonomik İslâmiyet Endeksi)” başlıklarıyla yayımlanmıştı. Makalelerin yazarları ise, The George Washington Üniversitesi akademisyenlerinden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari.

Birinci makalede özetle “11 Eylül 2001 terör olayları sonrası dönemde din, ekonomik, politika, hukuk ve sosyal davranış arasındaki karmaşık ilişkilere artan ilgi ve beraberinde dindarlığın etkisi; dinî değerlerin ülkelerin ekonomik, siyasî ve sosyal bakış açılarını etkileyip etkilemediği veya zikredilen bu faktörlerin dindarlığı etkileyip etkilemediği; başka bir deyişle din, bağımlı mı yoksa bağımsız bir değişken olarak mı görülmeli; İslâm İşbirliği Örgütü üyesi olan ve olmayan İslâm ülkelerinde, İslâmî öğretiler üzerine kurulmuş bir politika benimsenmiş midir; İslâm’a bağlılığın ekonomik, politik ve sosyal davranışları nasıl etkileyebildiğini tahmin etmek; Müslüman ve gayr-i Müslim ülkelerin ‘İslâmiyetini’ ölçmek için ülkeleri ekonomi, hukuk, insan hakları, siyasî haklar ve uluslar arası ilişkiler olmak üzere dört alt endeks kullanarak İslâmî ilkelere bağlılıklarının ölçülmeye çalışıldığı ‘İslâmiyet Endeksi’ kullanılmıştır” diye bahseder.

İkinci makaleden de söz etmek gerekirse, birincisini tamamlayıcı niteliktedir. İkincisinde “11 Eylül sonrasında küresel belirsizlik iklimi göz önüne alındığında şüphe, düşmanlık, korku, din ve ekonomik arasındaki ilişkiye ilgi, politika ve sosyal davranışın yeniden gündemde olduğu; dinin ekonomik, sosyal ve politik kalkınma üzerindeki etkisine ve bu etkinin tersi durumuna; söz konusu unsurların etkisi incelenmeden önce, bir ülkenin dindarlığı tesbit edilmelidir; bu durumda İslâm ülkelerinin ‘İslâmiyet derecesi nedir?’ sorusuna aranan cevap; İslâm ülkelerinin daha çok İslâmî ekonomik öğretilere uygunluğunun temel alınarak değerlendirilmesi için 208 ülke hakkında 113 değişkenin ölçülmesi ile ‘Ekonomik İslâmiyet Endeksi’nin geliştirilmesini” konu edinmiştir.

Yazarlar her iki makalede “Kur’ân-ı Kerîm’i ve Hz. Muhammed’in (asm) yaşantısını başvuru kaynağı kabul ederek yaptıkları endeks çalışmalarında, İslâm dininin ahlâk kurallarını esas edinen, eşitliğe vurgu yapmışlardır. Yine işsizlik, istihdam ve yoksulluğun giderilmesi; gelir dağılımı adaletsizliğinin ortadan kaldırılması; refahın eşit şekilde yayılmasının sağlanması; sürdürülebilir kalkınma, adalet, fırsat eşitliği, mülkiyet hakkının korunması, insanî temel ihtiyaçların karşılanması, tabiî kaynakların ve vergilerin usûle uygun kullanılması”nın İslâm’da da fazlasıyla yer aldığını kaydetmektedirler.

Rehman ve Askari, çalışmalarını daha da ilerleterek 2015 yılında “Islamicity Foundation (İslâmiyet Vakfı)” adı ile kurumsallaştırmışlardır. 

Vakıf, kendisine Muhammed Abduh’un “Batı’ya gittim İslâm’ı gördüm, fakat Müslümanları göremedim. Doğu’ya gittim Müslümanları gördüm, ancak İslâm’ı göremedim” ifadesini lejand yapmıştır. Aynı zamanda Islamicity Foundation araştırmalarını http://islamicity-index.org/wp/ web sitesinden yayınlayarak paylaşmaktadır. Vakıf faaliyetleriyle “Müslüman ve gayr-i Müslim ülkelerde Kur’ân-ı Kerîm’i ve Hz. Muhammed’in (asm) hayatını esas alarak siyasî, sosyal ve ekonomik reform ve ilerleme için etkili kurumlar meydana getirilmesini misyon edinmiştir” şeklinde tanımlıyor. Ancak Islamicity Foundation faaliyetlerinin ve her iki akademisyenin çalışmalarından elde edilen sonuçların 208 ülkedeki uygulanabilirliği mümkün değil gibi. Yine de Endeks çalışması, hem ilk olması hem de bir fikir vermesi açısından önemli.

İslâmilik Endeksi 2015’ten başlayarak günümüze kadar aralıksız yayınlandı. En son geçtiğimiz 2019 Mayıs ayında, “İslâmîlik Endeksi 2018” yılına ait veriler kamuoyuna sunuldu. Endeks’in sonuçlarına göre Yeni Zelanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, Kanada, Avustralya gibi Batılı gelişmiş ülkeler, Endeks’in kıstaslarında yüksek puanlı ilk 10 ülke arasında yer almışlar. Diğer taraftan Müslüman ülkelerden Birleşik Arap Emirlikleri 45, Endonezya 64, Bahreyn 70, Tunus 86, Türkiye 95, İran 125, Mısır 137, Libya 147 ve Yemen 153. sırada yer aldı. Bununla birlikte ABD 25, Yunanistan 46 ve Bulgaristan 57. Sırada bulunarak Türkiye’yi, endeksi’de geride bıraktılar. Daha önceki yıllarda yapılan endeks’lerde de Batılı ve gayr-i Müslim ülkeler, Müslüman ülkeleri açık ara geride bırakmışlardı.

İslâmîlik Endeksi’nin ne kadar İslâmî ve bilimsel olduğu tartışmalı olduğu ihtimal dahilindedir. Yani bir ülkenin Müslüman kimliğinin olması, o ülkede İslâmiyet’in tam olarak yaşanabileceği anlamına gelmediği İslâmîlik Endeksi’nin merkezine yerleşen anlayış olduğu kuvvetle muhtemeldir.

İşte tam da burada Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası isimli kitabında “bu asrın Kur’ân’a şiddet-i ihtiyacını hissetmekte İsveç, Norveç, Finlandiya’dan geri kalmamak size elzemdir” dediğini hatırlamak gerekir. Bediüzzaman devamında “belki onlara ve onlar gibilere rehber olmak vazifenizdir” şeklinde uyarısını yaparak, bizlerin de sorumluluğunu hatırlatıyor. 2010’da yayınlanan makalelerden çok önce, Said Nursî “İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere’nin Kur’ân’ı kabul etmeye çalışan meşhur hatipleri ve Amerika’nın din-i hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti” ifadeleriyle 1926-1930 seneleri arasında yazdığı Sözler adlı eserinde tesbitini yapmıştır. Buna ek olarak Nursî, “…şimalin İsveç, Norveç, Finlandiya gibi küçük devletleri Kur’ân’ı mekteplerinde ders vermek ve kabul etmek ve komünistliğe, dinsizliğe karşı set olmak için kabul etmeleri; ve İngilizin mühim hatiplerinin bir kısmı Kur’ân’ı İngilize kabul ettirmeye taraftar çıkmaları; ve küre-i arzın şimdiki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle din hakikatlerine taraftar çıkması ve İslâmiyetle Asya ve Afrika’nın saadet ve sükûnet ve musalâha bulacağına karar vermesi ve yeni doğan İslâm devletlerini okşaması ve teşvik etmesi ve onlarla ittifaka çalışması…” beyanını Hutbe-i Şamiye’de kaydetmiştir.

Said Nursî, Müslüman ülkelerin içerisinde bulundukları “cehalet, zaruret ve ihtilâf”tan kurtuluşlarının reçetesini “bu üç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silâhıyla cihad edeceğiz” şeklinde yazmıştır. İslâmîlik Endeksi sadece akademik çevreyle sınırlı kalmıştır. Said Nursî ve Külliyatı bizlere Müslümanlar hakkında tesbitleri ve çözüm tavsiyelerini sunuyor. Yeter ki elimizdeki bu imkânı değerlendirebilelim.

Okunma Sayısı: 1857
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı