"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Letâif-i Aşere’den sâika latîfesi

İhvan Yıldız
11 Ocak 2026, Pazar
Kalbin gayr-ı meş’ur sevk nizamı

Âlem-i insaniyetin mahiyetinde ince latîfeler, hafî hisler ve sır dolu manevî cihazlar vardır ki akıl onları ihata edemez, nefs onları idrak edemez. Zira insan gözün gördüğü, kulağın işittiği şeylerle kayıtlı bir mahlûk değildir. İnsan mahiyetinin derinliklerinden süzülen, ruh ve kalp âleminde letâif bulunur. Bu letâif havâss-ı zahirenin ötesinde olup gizli bir sevk kuvveti taşır. “Sâika” denilen latîfe, bu kaderî sevk mekanizmasının dikkat çeken bir rüknüdür.

Risale-i Nur’da Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle beyan eder: “Zîhayattaki meşhur havâss-ı zahire ve bâtına duygularından başka, gayr-ı meş'ur sâika ve şaika hisleriyle beraber...”¹

Bu cümle, insanda fark edilmeden iş gören, ruhun derinlerinde işleyen ve amelleri sevk eden bir fıtrî gücün varlığına işaret eder. İlim açısından yapılan daha ileri bir tesbit, sâikanın bir his, hatta sâmia ve bâsıra gibi bir duyu makamında olduğunu gösterir: “İnsanda ve hayvanda ‘sâika’ ve ‘şaika’ namıyla aynı ‘sâmia’ ve ‘bâsıra’ gibi iki hiss-i âheri ilmen bulmuştum.”²

Demek ki sâika, meyelânları fark eden; içte beliren müsbet ve menfi istikametlerin kıpırtılarını duyan; insanı görünmez bir noktadan harekete sevk eden manevî bir cihazdır. Risale-i Nur’da bu latîfe, ‘hiss-i sâdise-i sâdıka’ tabiriyle istimal edilen Sâika’dır. Kalpte istikamete yönelme istidadı bulduğunda bir rehber olur; aynı zamanda imtihan vesilesi işlevi görür. Bu latîfenin hem rahmet ciheti, hem de mesuliyet yönü vardır. 

İnsan bazen “İbadet sâikasıyla...”³ hayra koşar; bazen de “Cehalet sâikasıyla...”⁴ gadre uğrar, dalâlete sürüklenir. Zira her duygu sevk edici olabilir: “Gençlik, taşkınlık, dalâlet, muhabbet, şefkat, tedai-i efkâr sâikasıyla...”⁵

Gençliğin harareti, muhabbet, şefkatin rikkati ve fikirlerin çağrışımı insanı bir hâlden diğerine sevk eden birer saiktir. Bu da gösteriyor ki sâika, yalnız bir duygu değil; duyguların arkasında işleyen, kalbin meyillerini toparlayan, onları yönlendiren bir latîfedir.

Sâikanın menbaı bazen ilhamdır: “Sâika ilhamıyla...”⁶ Bazen gurur olur: “Gurur sâikasıyla...”⁷

Bazen de şöhretin câzibesi: “Hubb-u câhtan gelen şöhretperestlik sâikasıyla...”⁸

Hattâ insan “meyl-i tahrîb sâikası”yla yıkıcı bir hâlet-i ruhiyeye düşebilir. Demek ki sâika, kaynağının rengine bürünür; nurdan beslenirse berrak, nefisten beslenirse karanlık olur.

Sâika latîfesi, insanın görünmeyen ancak tesirli bir iç motorudur. Onu sevk eden bazen muhabbet, hırs, cehalet veya ilhamdır. Sâikanın kaynağı hangi güçten beslenirse, insanın gidişatı da ona göre şekillenir.

Bu latîfenin terbiye ve tedvîri aklın tek başına yapacağı bir iş değildir; imanla nurlanmış kalbin feraseti lâzımdır. Kalp nurlanınca sâika istikamet bulur ve insanı ibadete, hayra, tefekküre sevk eden bir rahmet vesilesine dönüşür. Aksi hâlde nefis ve hevânın rüzgârlarında savrulmak kaçınılmaz olur.

Neticede sâika, nefisten ruha uzanan mücahedede ilâhî bir ip gibidir; koparılmamalı ve ona sarılınmalıdır. Risale-i Nur’un bu latîfe üzerinden telkin ettiği mânâ şudur:

“İman, bilmek değildir; içten gelen sâikaya kulak verip ona ittibâ etmekle kemale erer.”

Dipnotlar

1- Sözler, s. 506.

2- Mektubat, s. 348.

3- İşârâtü’l-İ’caz, s. 85.

4- Barla Lâhikası, s. 38.

5- Üstad'ın muhtelif yerlerde beyan ettiği ibareler

6- Mektubat, s. 348.

7- Mesnevî-i Nuriye, s. 66.

8- Lem’alar, s. 165.

Okunma Sayısı: 1422
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yıldız Fırtına

    6.02.2026 20:11:51

    Khocam şöyle ki; kaderin hendesesine ulaşan adem ilmi ilahi ile bağlanmişsa kalbi saika ve şaikayi çiplak halde yakalar.yani eklenmemiş şekinde.o zaman meyil ihtiyaç iştiyak incizap ve fiil denkleminde yönlendirici direkt saf cevher olan latife olur.yani o latifenin kendisi herşeyi olmuş bitmiş görür.Allah marifeti kesbedilmiş.Kalp ve Onun muhafızı akıl o latifeyi latife olarak bilir ve tanır.onu kedi gibi sever.çünkü his pompaliyordur.Bu hissi kalben vuku şeklinde tezahür etmesi yada daha sonra hissi kalbel vuku olduğunu duşundugun yaparken hiç dusunmedigin mubah işlerin çok geçmeden kendisine bir saiki nomos ve logos tarafından bilmeden yaptırıldığını görür.oysaki onun amaç yani telosu farklıdır.bunu hayvanlar yapar ama bilmezler.hayvanlar hem kendileri yapar hem insana o saiki hissi idrak ettirir.guvercin,fare,kırmızı kar,ekmek,yılan vb.çok hadise vardır ki bunu işmam eder.Birde hızlı ve zeki dusunmeyi netice verir.refleksi hadiselerde bastı zaman yapar.hapisten çikar gezer.uçur

  • Abdullah

    11.01.2026 14:51:36

    Gayr-ı Meş'úr, kavramı Yeni Asya baskılı Osmanlıca-Türkçe lugat'ında şöyle açıklanıyor; "Şuur harici,bilinçsiz,hissedilmeyen." Saika fizik aleminde olmasına rağmen fizik ötesi gibi görünüyor.Bunun tam izahı Risale-i Nur'da yapılmamıştır.Üstad, saik ve şaika diye iki hissi ilmen bulmuştum diyor.Bu konuda açıklama yapmıyor. Acaba bu saika hissini açıklayan başka yazar ve yazılar varmı ? Şuur harici ve hissedilmeyen bir hisssin bir latifenin elbette izahı ve her kesin anlayabileceği bir duygu değildir. Mahiyeti nedir? İnsanda nasıl iş görüyor veya görünüyor? Hangi latifeye bağlı çalışır,nasıl ortaya çıkar elbette bunların açıklaması kolay değil.Yazar çok zor bir işe teşebbüs etmiştir. Bu.büyül bir cesarettir. Tebrik ediyorum.İnşaallah bu konuda bu bir giriş olur, arkasında gelişme ve sonuç gelir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı