"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Esnaf ve çiftçinin derdi

Faruk ÇAKIR
25 Haziran 2021, Cuma
Ekonomik ve siyasî anlamda ciddî sıkıntılar yaşandığını herkes görüyor, biliyor ve kabul ediyor. Ancak bu sıkıntılara yol açacak sebeplerinin ne olduğu noktasında ihtilâf var.

Bazıları, yaşanan bütün sıkıntıları ‘virüs  salgını süreci’ne bağlamayı tercih ediyor. Elbette virüs salgını bilhassa ekonomiyi ciddî olarak etkiledi. Bazı fabrikalar tam kapasite ile çalışamadı. Haliyle üretim düştü. Devletin yaptığı bazı yardımlar rağmen hem çalışan hem de işveren mağdur oldu. 

Böyle olmakla beraber bu durum sadece ülkemizle sınırlı olan bir mesele değildi.  Dünyanın hemen her ülkesi belli ölçülerde kovid-19 salgınıyla sarsıldı. Her ülkede kapanan fabrikalar olduğu gibi üretimin düştüğü yerler de oldu. Dolayısıyla bu salgının sadece ülkemizi etkilediği gibi bir anlayış doğru değil. Bütün dünya aynı anda etkilendi.  

Dolayısıyla salgın gerçeğine sığınarak ihmallerimizin üstünü örtemeyiz.

Değil Türkiye, bütün dünya ‘bir köy’ gibi olduğu için bir yerde yaşanan sıkıntının başka bir yeri etkilemesi çok kolay oluyor. Geçen gün ziyaret ettiğimiz bir esnaf ağabeyimiz ‘hal ve gidiş’i anlatırken şöyle dedi: “Bir müteahhite malzeme verdim. Anlaşmaya göre geçen yıl Ekim ayında (2020) alması gereken ödemeyi devletten/ belediyeden alamadığı için bana vaktinde bana ödeme yapamadı. Bakın Haziran (2021) bitiyor, aradan 8 ay geçmiş. 

Devlet ödeme yapamayınca önce müteahhit, sonra ben mağdur oldum. Ben de mal aldığım üreticiye borcumu ödeyemedim. Sıra ile hepimiz birbirimizi ‘dolandırdık’, mağdur ettik. Bu zincir kırılmalı ki çarklar normal seyrinde dönsün.”

Esnaf böyle sıkıntılar çekerken çiftçilerin derdi de daha büyük. Medyada yer alan haberlere göre, ürettiği ürün para etmediği için meyve ağaçlarını kesenler dahi duyuluyor. Elbette ağaçların bir kabahati yok, ama bazı çiftçiler kızgınlıklarını bu yolla dile getirip idarecilere seslerini duyurmak istiyorlar. Bu haberlerin birinde şöyle bilgiler vardı:  Bir kiraz üreticisi, 10 yıl önce 8 TL’ye sattığı ve ihraç edilen iyi kalite bir kirazını bu sene 2 TL’ye ancak satabiliyormuş. Bu sebeple yaklaşık 40 dönümlük kiraz bahçesindeki ağaçlarını kesmeye karar vermiş. Elbette kiraz ağaçlarını kesmek büyük bir hata, ama üreticiyi bu duruma düşürmemek de idarecilerin işi değil mi? Belki bu üretici gerçekten kiraz ağaçlarını kesmiyor ve sesini duyurmak için ‘temsilen’ bazılarını kesmiştir. Ama değil 10 yıl önce, 2 yıl önce 8 TL’ye satılabilen bir ürünün bu sene 2 TL’ye satılması büyük bir çelişki değil mi? Hemen ifade edelim ki burada bahse konu olan kiraz, bazı özellikleri olan daha çok ihraç edilen bir tür. Yoksa biz de bakkaldan ve marketten çok daha ucuz kiraz almak ister ve pahalı satanları da kınarız. Aynı haberde üretici şöyle diyordu: “Kirazı işçilere toplatıyoruz. Bir işçi bir günde en iyi ihtimalle 70 kg kiraz toplar. Günlük 100 TL işçiye veriyoruz. Peki bize kalan miktar bu üretim için yaptığımız masrafları karşılar mı?”

İşin ehli bir uzman, bahsedilen kirazın Avrupa ve Amerika’da ortalama 10 dolar/euro üzerinden satılabildiğine dikkat çekmiş. Tabiî ki mesele üretilen meyvelerin ihraç edilebilmesinde.

Esnafın da, çiftçinin de, işçinin de derdi var. Dertlerin çareleri de var, ama arayıp bulanlar için...

Okunma Sayısı: 1079
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı